Bir zamanlar balaca bir qəlb vardı… O qəlb hələ dünyanın sərtliyini tanımırdı. Gecələr ulduzlara baxar, hər parıltıda bir arzu gizlədərdi… Bir gün o qəlb pıçıldadı: “Mənim günahım nədir ki?..” Axı o, yalnız xəyal qurmuşdu — yaz yağışı kimi saf, yaşıl yarpaq kimi ümidli… Amma arzular… Onlar səssiz-səssiz böyüdü, balaca qəlbin içində ağırlaşdı. Hər dilək bir bulud oldu, hər bulud bir damla kədərə çevrildi… Külək ona dedi: “Ey balaca qəlb, sən günahkar deyilsən… Sən sadəcə tez böyüdün arzuların içində.” Və o qəlb anladı ki, bəzi nağıllar şirin başlasa da, içində bir az yağış da daşıyır…
Hep ileriye
Ortaokuldaki bir kız arkadaş ile karşılaşmıştım bana beni tanımadın mı dedi. Nasıl hatırlayayım seni aradan o kadar zaman geçmiş. Ben hep ileriye bakıyorum.
1000Kitap
Reklam
Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi: Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: "Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda..." Oğuz Atay
BİR FERYADIN NOTLARI
Bazen insan durup kendine soruyor: Neredeyim ben? Hangi zihniyetin içinde nefes alıyorum? Az önce, güpegündüz oldu. Birkaç erkek, bir kadına saldırıyordu. Yolun ortasında, herkesin gözü önünde. Etraftakiler... Put kesilmişler. Bakan ama görmeyen, duyan ama işitmeyen heykeller gibiydiler. Biz ne yaşıyoruz yaa? Bedenim bağırdı önce benden. Feryat figan yardım için seslendim. Ayağım oraya doğru yürüdü. Ta ki ablam kolumdan çekene kadar. “Sana da bir şey yaparlar” dedi. Korku mantıklıydı, ama vicdan daha yüksekti. Gördüm ki yürümek yetmiyor. O zaman sesimle yürüdüm. Bağırıp çağırdım, etraftan yardım çığlıkları kopardım. Nihayet birileri kımıldadı, araya girdi ve kızı kurtarabildiler. Ne olduğunu bilmiyorum tam olarak. Ama bir şeyi çok iyi biliyorum: Bu sahne karşısında kayıtsız kalan bir topluluğa ben insanca yaklaşmam.Susmam. Sözlerimle yerle bir ederim o hayvanlıklarını. Çünkü insanlık, izlemek değil; müdahale etmektir. Peygamberimiz buyurmuş: “Haksızlık karşısında eliyle müdahale edemeyen, diliyle buğzetsin. Ona da gücü yetmeyen kalbiyle buğzetsin. Bu da imanın en zayıfıdır.” Bugün ben elimle çekemedim, ama dilimle kopardım o zinciri. Kalbimle buğzetmeyi reddettim. Belki korkaklık bulaşıcıdır. Ama öfke de bulaşıcıdır. Belki benim feryadım, put kesilen birini daha uyandırır. Belki yarın bir başkası bağırır. Böylece taş üstüne insanlık yeniden kurulur. Soru şuydu: Hangi zihniyetin içindeyim? Cevap netleşti: Seyircilerin değil, müdahale edenlerin zihniyetindeyim. Kaybedenlerin değil, feryat edenlerin tarafındayım. Çünkü insan kalmak, bazen bedel ister. Ama insanlıktan çıkmak, her şeyden pahalıya mal olur. Nurcan Karabulut
Zamanın iki yüzü var, dedi kendi kendine Hayyam, iki boyutu; uzunluğunu güneşin seyri belirliyor, kalınlığını ise tutkular.#semerkant
1000Kitap
Tesettürlü kızlar anladı ya çok uzatmaya gerek yok :))
Cuma günü Karabük ve Bartın'a yolculuk yaptım ve burda da paylaştım ilk safranbolu yörük köyüne gittiğimizde ben Karadeniz kızlarının taktığı puşiyi alıp taktım ve eve gelene kadar çıkarmadım çünkü çok hoşuma gitmişti dönüşte arkadaşlarım bana mavi yeter çıkar şunu başın ağrımadımı, sıkmıyor mu falan dediler ama hani ben puşinin varlığını hissetmiyorum bile ben bunu dediğimde bizim başımız ağrıdı falan senin nasıl ağrımıyor dediler bende 24 saattir eşarp takıyorum ya hani alışkanlık hissetmiyorum dedim garipsediler yani neyi garipsediler anlamadım ben 24 saat eşarp takabiliyorken siz bir bandana mı takamadınız asıl? (Perşembe gece 2 de yola çıkıp cuma gece 1de döndüm arkadaşlar 23 saat sürmüş çok sıcaktı ve adam puşi dedi bandana için başka adı varsa bilmiyorum.)
Reklam
Reklam