Ayşe Keleş

Ayşe Keleş
@dedimki
Yazar,Güzellik Uzmanı Eğitmeni
İZMİR
856 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
BÜTÜN KAPILAR KAPANSA BİLE
‘Çok yaşa’’ dedim ‘’Aman ha çok yorgunum ’’dedi biri Yaşama sevincini küstüren bu hayata Ne yapmalı? Ne etmeli? Uzanır geçer ömür geçmişten geleceğe Tren rayları gibi.. Geceler olur yıldızlar başucunda dans eder Geceler olur içine sığmaz bin bir keder Bazen durgundur denizlerin Gün olur dalgalar boyunu bile geçer Fırtınalar kırar bir bir dallarını Gün olur üzerinde çiçekler biter Gönül uslanmaz, Gönül yaşlanmaz Gök kuşağının yedi rengini de görmek ister Durduk yere kalbindeki bütün kuşlar havalansın ister Ruhunun saçları bir gülüşle taransın ister Söndürür umudun lambalarını Hayatsa durmadan ihanet eder Yine de kendine, yaşama küsme Bütün kapılar kapansa bile Bulunur güneşe açılan bir pencere Ayşe Keleş
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
️KALBİMİN YOLUNDAN BAŞKA YOL TANIMADIM
Zor bir savaşın ortasında bile ruhum ne eğere girer , ne de semere... Hayat ve ölüm dedigin ne ki? Aradaki mesafe ne, eni boyu kaç metre? Kalbimin yolundan başka yol tanımadım. Dün için üzülsem de gelecekten korkmadım. Baktım dünyanın içinde yalnız, fani halime, kalabalıkların hırsına, aç gözlü haline alışamadım... Kendimle yüzleştim yıllar boyunca. İnsanlığımdan utanmadan, aynaya bakmaya çalıştım. Kazansam da kaybetsem de fark etmedi, sevmekten hiç ama hiç usanıp caymadım... Mum alevi hemen söner, ben aşk aşk dedim, içimdeki ormanları yaktım... Meydan okurum hayata, uçsuz bucaksız meydanın da durarak. Sorular sorar dururum,sorgulayarak. Ey hayat! Git! git, yorduğun, yoğurduğun kaç viraj kaç durak? Dağların serin, yüreğin yanık, rüzgarların hoyrat. Kanmam hanlarına, şöhretine, şanına. İpek yolunda atlasların, kime kaldı ki kime kalacak? Akıl bencildi, bitmiyordu istekleri.
Şiir
Bekle Beni Geleceğim
Yağmuru bekleyen topraklar gibi bekle beni Gecenin sabahı beklediği gibi bekle Anılarımızı yüreğinde uyut Her akşam gökyüzüne bakıp ikimiz için bir dilek tut Zaman en güzel yerinde yırttı bu aşkın sayfalarını Savrulduk zamansız düşmüş yapraklar gibi Biz yazamadık düşlerimizin masalını Hala Kalleş oyunları sürdürüyor hayat Şarap rengi geceler zifiri karanlık Depremden zarar görmüş binalar gibi insanlar Gülmeyi unutmuş yüzleri asık İkimiz de Özlemler içinde kaybolduk Kaybolduk Dinliyorum ruhumuzda ağliyor o masum çocuk Engellerin olmadığı bir dünya getireceğim sana Geleceğim bekle beni Güz mevsiminde yaprak dökmek yok Kış mevsiminde boyun bükmek yok Son baharı da olsa bu sevdanın Geleceğim bekle Ölmek yok ölmek yok Kavuşmadan ölmek yok. Ayşe Keleş
Şiir
Turkish Press Gazetesi röportaj
S. Serra Erdoğan : Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz? Ayşe Keleş : Edirne Keşan ilçesi doğumluyum.Babamın konsolosluktaki görevi nedeniyle bir süre anneannemin yanında okuluma devam ettim.Okul bittiğinde ailemin yanına gitme planları yaparken Edirne Kız Öğretmen Okulunu(daha sonra liseye dönüştürüldü)kazandım.Sanatın her dalına ilgi duyuyordum.Resim,çini,seramik sanatlarıyla ilgilendim.Okulu bitirdikten sonra yurt dışına ailemin yanına gittim.Öğretmenlik hayali kanun değişikliğiyle son bulunca Milli Eğitim'in verdiği kurslara katılarak güzellik uzmanı daha sonra formasyon alarak eğitmeni oldum.Ayrılıkla sonuçlanan bir evlilik yaptım.Halen İzmir Karşıyaka da hayatımı sürdürüyorum. S. Serra Erdoğan : Sizce yazarlık nedir ? Ayşe Keleş : Bir ressam gibi bilgi, yetenek,yaratıcılık,hayal gücü ve duyguyla yoğurduğu eserlerini sunma sanatıdır yazarlık. S. Serra Erdoğan : Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir? Ayşe Keleş : Hayatı gözlemleyerek yaşamayı seviyorum.O yüzden hayatımda iz bırakan o kadar çok durumla karşılaştım ki...Babamla birlikte bahçemize kayısı ağacı dikmiştik.Bu arada babam vefat etti.Ben her sabah yatak odamın camını açar o ağacın yapraklarına kadar sever, babamı özleyerek anarak işlerime başlardım.İlk meyvelerini toplayıp tadımlık komşularımla paylaştım.İzmirin en sıcak dönemi yine sabah perdeyi açtım ağaç köküne yakın kesilmişti.Egosu yüksek bir yöneticinin isteğiyle.Sonra kurudu ağaç ve ben hala çok üzülüyorum...Artan yemekleri çöpe atmak yerine sokakta yaşayan canlarla paylaşmayı yeğliyorum.Bir akşam yine elimdeki kapla sokağın kenarına yemek koydum.Arkamı dönüp gitmek üzereydim ki yaşlı birinin uzanıp o yemeği aldığını gördüm.Daha bunun gibi yüzlerce benim hayatımda iz bırakan olay
Söyleşi-Röportaj
KARŞI KIYILAR GİBİSİN Puslu bir geceyim ben, notaları hüzün kokan bir şarkı. Uyuyan kentin sessizliğinde, İçimde bir martının yuva bulma telaşı. Fırtınalara kafa tutan bir yelkenim bazen, bitmez içimdeki durgun bir liman arayışı. Bu şehri bırakıp gitmek gelir içimden, kendimi avutamam. Bir yanıp, bir söner gözlerimin ışığı puslu bir geceyim ben gökyakut geceleri özleyen... Kırılır bir vazo gibi düşlerim, hiç bir söz yetmez bazen. Sen, karşı kıyılar gibi ışıldayıp geceleri, uzanır serilirsin ayaklarıma dalgalar gibi. Egilir su içer bir martı avuçlarımdan, çiçekler boy verir bozkırlarımdan... Penceremi aralar huzur, birden değişir manzaram. Ne zaman, ne zaman sana baksam, ne zaman sana uzansam iyileşir yüreğimdeki yaram... Karşı kıyılar gibisin,
Şiir