Ayşe Keleş
mesaj-gonder
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
TAKİP ET
Ayşe Keleş
@dedimki
meslek
Yazar,Güzellik Uzmanı Eğitmeni
harita
İZMİR
v3_profil_bos
188 okur puanı
gecmis
16 Şub 2020 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
BÜTÜN KAPILAR KAPANSA BİLE
‘Çok yaşa’’ dedim ‘’Aman ha çok yorgunum ’’dedi biri Yaşama sevincini küstüren bu hayata Ne yapmalı? Ne etmeli? Uzanır geçer ömür geçmişten geleceğe Tren rayları gibi.. Geceler olur yıldızlar başucunda dans eder Geceler olur içine sığmaz bin bir keder Bazen durgundur denizlerin Gün olur dalgalar boyunu bile geçer Fırtınalar kırar bir bir dallarını Gün olur üzerinde çiçekler biter Gönül uslanmaz, Gönül yaşlanmaz Gök kuşağının yedi rengini de görmek ister Durduk yere kalbindeki bütün kuşlar havalansın ister Ruhunun saçları bir gülüşle taransın ister Söndürür umudun lambalarını Hayatsa durmadan ihanet eder Yine de kendine, yaşama küsme Bütün kapılar kapansa bile Bulunur güneşe açılan bir pencere Ayşe Keleş
️KALBİMİN YOLUNDAN BAŞKA YOL TANIMADIM
Zor bir savaşın ortasında bile ruhum ne eğere girer , ne de semere... Hayat ve ölüm dedigin ne ki? Aradaki mesafe ne, eni boyu kaç metre? Kalbimin yolundan başka yol tanımadım. Dün için üzülsem de gelecekten korkmadım. Baktım dünyanın içinde yalnız, fani halime, kalabalıkların hırsına, aç gözlü haline alışamadım... Kendimle yüzleştim yıllar boyunca. İnsanlığımdan utanmadan, aynaya bakmaya çalıştım. Kazansam da kaybetsem de fark etmedi, sevmekten hiç ama hiç usanıp caymadım... Mum alevi hemen söner, ben aşk aşk dedim, içimdeki ormanları yaktım... Meydan okurum hayata, uçsuz bucaksız meydanın da durarak. Sorular sorar dururum,sorgulayarak. Ey hayat! Git! git, yorduğun, yoğurduğun kaç viraj kaç durak? Dağların serin, yüreğin yanık, rüzgarların hoyrat. Kanmam hanlarına, şöhretine, şanına. İpek yolunda atlasların, kime kaldı ki kime kalacak? Akıl bencildi, bitmiyordu istekleri. Aklımla yüreğimi bir türlü barıştıramadım, Yine de ben hep, yüreğimin yolundan başka yol tanımadım. Ayşe Keleş
Bekle Beni Geleceğim
Yağmuru bekleyen topraklar gibi bekle beni Gecenin sabahı beklediği gibi bekle Anılarımızı yüreğinde uyut Her akşam gökyüzüne bakıp ikimiz için bir dilek tut Zaman en güzel yerinde yırttı bu aşkın sayfalarını Savrulduk zamansız düşmüş yapraklar gibi Biz yazamadık düşlerimizin masalını Hala Kalleş oyunları sürdürüyor hayat Şarap rengi geceler zifiri karanlık Depremden zarar görmüş binalar gibi insanlar Gülmeyi unutmuş yüzleri asık İkimiz de Özlemler içinde kaybolduk Kaybolduk Dinliyorum ruhumuzda ağliyor o masum çocuk Engellerin olmadığı bir dünya getireceğim sana Geleceğim bekle beni Güz mevsiminde yaprak dökmek yok Kış mevsiminde boyun bükmek yok Son baharı da olsa bu sevdanın Geleceğim bekle Ölmek yok ölmek yok Kavuşmadan ölmek yok. Ayşe Keleş
Turkish Press Gazetesi röportaj
S. Serra Erdoğan : Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz? Ayşe Keleş : Edirne Keşan ilçesi doğumluyum.Babamın konsolosluktaki görevi nedeniyle bir süre anneannemin yanında okuluma devam ettim.Okul bittiğinde ailemin yanına gitme planları yaparken Edirne Kız Öğretmen Okulunu(daha sonra liseye dönüştürüldü)kazandım.Sanatın her dalına ilgi duyuyordum.Resim,çini,seramik sanatlarıyla ilgilendim.Okulu bitirdikten sonra yurt dışına ailemin yanına gittim.Öğretmenlik hayali kanun değişikliğiyle son bulunca Milli Eğitim'in verdiği kurslara katılarak güzellik uzmanı daha sonra formasyon alarak eğitmeni oldum.Ayrılıkla sonuçlanan bir evlilik yaptım.Halen İzmir Karşıyaka da hayatımı sürdürüyorum. S. Serra Erdoğan : Sizce yazarlık nedir ? Ayşe Keleş : Bir ressam gibi bilgi, yetenek,yaratıcılık,hayal gücü ve duyguyla yoğurduğu eserlerini sunma sanatıdır yazarlık. S. Serra Erdoğan : Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir? Ayşe Keleş : Hayatı gözlemleyerek yaşamayı seviyorum.O yüzden hayatımda iz bırakan o kadar çok durumla karşılaştım ki...Babamla birlikte bahçemize kayısı ağacı dikmiştik.Bu arada babam vefat etti.Ben her sabah yatak odamın camını açar o ağacın yapraklarına kadar sever, babamı özleyerek anarak işlerime başlardım.İlk meyvelerini toplayıp tadımlık komşularımla paylaştım.İzmirin en sıcak dönemi yine sabah perdeyi açtım ağaç köküne yakın kesilmişti.Egosu yüksek bir yöneticinin isteğiyle.Sonra kurudu ağaç ve ben hala çok üzülüyorum...Artan yemekleri çöpe atmak yerine sokakta yaşayan canlarla paylaşmayı yeğliyorum.Bir akşam yine elimdeki kapla sokağın kenarına yemek koydum.Arkamı dönüp gitmek üzereydim ki yaşlı birinin uzanıp o yemeği aldığını gördüm.Daha bunun gibi yüzlerce benim hayatımda iz bırakan olay anlatabilirim. S. Serra Erdoğan : Kitabınızı nasıl yazmaya karar verdiniz ? Kitabınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz ? Ayşe Keleş : Yazmaya değil de kitaplaştırmaya nasıl karar verdim ondan bahsedeyim.Çocukluğumdan beri yazıyorum ve Ayşe Kulin hayranıyım.Bir gün sahilde yürüyüş yaptım eve dönüyorum.Kitabevine uğradım. Çok sevdiğimden olmalı Ayşe Kulin'in imza günüymüş...Hemen bir kitabını aldım imza sırası bana geldiğinde ne kadar güzel ve duygulu yazdığını söyledim.Yazmayı ben de çok seviyorum dediğimde adaşım diye hitap ederek teşvik edici çok güzel sözler söyledi.Eve gittiğimde yarım kalmış yazılarımı toparladım.Şiirlerim o kadar çok birikmişti ki ilk kitabım şiirlerim olmalı dedim...Biraz ürkek de olsa ilk adımı attım. Gözlemleyerek yaşamayı seviyorum demiştim.Her ayrılığa ben üzüldüm...ihanete kızdım...yalnızlığa kafa tuttum...hayata direndim...sevdim...aşık oldum...ayrıldım...umut ettim...hayal kurdum...Diğer insanlar gibi...İçinde yarım kalmışlıklarla yaşanan bir hayat...Bestelenip hayat bulmuş bir çok şiir... S. Serra Erdoğan : Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz? Ayşe Keleş : Küçük bir çocuk gözlerime bakıp ''sen hayatı mavi mi görüyorsun ''demişti.Ben de saçını okşayıp sevmiştim.Galiba mavi hayaller kurmayı daha çok seviyorum.Her rengin içine biraz mavi katarak yaşamayı... S. Serra Erdoğan : Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi Ayşe Keleş : Olmazsa olmazlarım yok.Hele bu yenen içilen bir şeyse...Kahveyi çok seviyorum yazmayı da.Her uygun bulduğumda kahvemi de içiyorum yazımı da yazıyorum... S. Serra Erdoğan : Bir yazar için zaman ne demektir? Ayşe Keleş : İnsan için diyelim.Zaman musluktan akan su gibi hızla akıp gidiyor.Musluktan akan suyu durdurma şansımız var ama zamanı durdurmak mümkün değil.Her insan her anı güzel değerlendirmeli.Hayata güzellikler katacak bir şeyler yapmalı diye düşünüyorum. S. Serra Erdoğan : Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor ? Ayşe Keleş : Hayat sıradan her gün aynı şeylerin tekrarıymış gibi geçiyor.Çoğu insanın bundan yakındığını duydum.Oysa dünyada her an ne kadar büyük acılar yaşanıyor.Ormanlar yok oluyor...Buzullar eriyor...Bir fok sadece derisi için kafasına vurula vurula öldürülüyor.Sadece dişi için fil sürüleri yok ediliyor.En önemlisi de çocuklar öldürülüyor.Açlık sefalet vahşet her güne damgasını vuruyor.Etkilenmemek mümkün değil.Elimden sadece yazmak geliyorsa ben de sadece onu yapıyorum.Yardım edebileceksem yardım ediyorum.Olumsuzluklar içinde güzel şeyler umutlu şeyler yazma çabası içine giriyorum. S. Serra Erdoğan : Ufukta yeni bir kitap var mı ? Ayşe Keleş : Ufukta bir kaç kitap var.Yeni bir şiir kitabı düşünüyorum.Bilim kurgu bir kitabım var henüz tamamlanmayı bekliyor.Hayatımdan da kesitler olan bir roman hazırlığı içindeyim henüz bir kaç bölüm yazabildim.Ufukta görünenler şimdilik bunlar... S. Serra Erdoğan : Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir? Ayşe Keleş : Ağabeyim çikolata yerine her gördüğümde elime bir kitap tutuşturuyordu.Okuma alışkanlığım öyle başladı.İçimdeki beni keşfetmeyi,kendi dışıma çıkmayı öğrendim.Güzel alışkanlıklar her zaman güzele götürüyor. Çocuklar ve hayvanların melek olduklarını düşünüyorum. Kitabımın gelirinden bir kısmını HAYTAP la paylaşmak istiyorum. Şiirsiz üşürüz... Şiirlerde buluşup beraber ısınalım diyorum. Serra Hanıma,Bijen Hanıma,ekibin bütün güzel üyelerine teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle... S. Serra Erdoğan : Biz teşekkür ederiz. Turkish Press Gazetesi röportaj
KARŞI KIYILAR GİBİSİN Puslu bir geceyim ben, notaları hüzün kokan bir şarkı. Uyuyan kentin sessizliğinde, İçimde bir martının yuva bulma telaşı. Fırtınalara kafa tutan bir yelkenim bazen, bitmez içimdeki durgun bir liman arayışı. Bu şehri bırakıp gitmek gelir içimden, kendimi avutamam. Bir yanıp, bir söner gözlerimin ışığı puslu bir geceyim ben gökyakut geceleri özleyen... Kırılır bir vazo gibi düşlerim, hiç bir söz yetmez bazen. Sen, karşı kıyılar gibi ışıldayıp geceleri, uzanır serilirsin ayaklarıma dalgalar gibi. Egilir su içer bir martı avuçlarımdan, çiçekler boy verir bozkırlarımdan... Penceremi aralar huzur, birden değişir manzaram. Ne zaman, ne zaman sana baksam, ne zaman sana uzansam iyileşir yüreğimdeki yaram... Karşı kıyılar gibisin, bir o kadar yakınsın, bir o kadar uzak. Sularının çağlayanına, düşer düşlerim, barut kokusu zaman, gücüm tükenir savaşamam... Karşı kıyılar gibisin kalbim durmadan sana yol alır, Dalgalanır dalgalanır Durduramam. Bir kağıt gemi gibi sular altında kalır, bir türlü sana ulaşamam... Ayşe Keleş
433 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;