Ayşe Keleş

Ayşe Keleş
@dedimki
Yazar,Güzellik Uzmanı Eğitmeni
İZMİR
857 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
ANNELİĞİN GÜCÜ Bir hayvan sever olsam da kedilere dokunurken acaba tırmalar mı diye içimde bir endişe taşırım.Sanırım bu çocukluktan kalma bir duygu.Onların iç dünyalarını hangi harekette ne anlatmak istediklerini anlayacak kadar bilgi sahibi değilim. Bir sabah köpeğimin ilginç havlamasıyla uyandım.Balkonumun bir adım ötesinde siyah kahverengi kırçıllı bir kedi oturmuş gözlerimin içine bakarak seri bir şekilde miyavlıyordu.Mayıs ayı olmasına rağmen üşüten bir serinlik vardı.Epeydir orada bekliyor ve üşümüş olmalıydı.Köpeğimin havlamasından korkuyor ama gitmemekte direniyordu.Yalvarır gibiydi.Ya balkona girerse birbirlerine zarar verirlerse endişesiyle içeri girip birkaç dilim salam kestim ve uzak mesafeye attım.Salam dilimini kaptığı gibi değişik sesler çıkararak yürümeye başladı.Ne yapacağını merakla izledim.Yüksek duvarların arasından inip karşı apartmanın zemin katının bahçesine doğru yürüdü.Hala aynı o kuvvetli sesi çıkarıyordu. Gözlerime inanamadım üç tane minik yavru kedi sevinerek hoplayarak yanına geldi.Salamı onların önüne bırakıp tekrar o duvarları aşıp diğerini aldı.Tekrar götürdü tekrar aldı.Yavruları öyle erişilmez bir yerdeydi ki dümdüz bir ağacın ufacık çıkıntısına tutunarak ağzındaki salamla bir kaç zorlu denemeden sonra inmeye çalışıyordu ve ben onun o halini görüp içimden ‘’Allahım yardım et düşmesin’’ diye dua ediyordum. Artık her sabah öğlen ne zaman balkona çıksam hava soğuk,ya da yakıcı güneş olsa da onu balkonumun kenarında beklerken buluyordum.Gözlerimin içine bakıp miyavlıyor sonra aynı sesle yavrularını çağırıyordu.Artık mama istediğini anlıyor ve bekletmiyordum. Yavrular büyümeye bazen tehlike yaratacak yerlerde dolaşmaya başlamışlardı.Uzaktan izlemeye başladığım bu minik aileye iyice
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dedi, bayrama ne alayım? Dedim bir kaç yaşlıdan gönül Bir kaç çocuktan gülücük al. Alabilirsen bir kaç fakirden de duâ al.... (Alıntı) Mutlu Bayramlar...
MAHALLEMİZİN DELİSİ ! Güneş ortalığı kavururken ev ev kapıları çalarak bir bardak su isteyen, ve akşama kadar ağaçların köklerine o bardaklarla su taşımaya çalışan bir deli o! Mahallemizin delisi işte! Babasının annesine yaptığı işkenceler bitmek bilmemiş.Babası hapse annesi de öbür aleme gidince atmış kendini sokaklara. Öyle diyorlar. Mahallenin hem delisi hem eğlencesi.Canı sıkılan onunla eğleniyor. ‘’Berduş müzik yok niye böyle durmadan oynuyorsun?’’diyorlar. ‘’Ben ruhumun müziğini hiç susturamam ki’’ diyor. ‘’Gece karanlık ve sen sokaklarda dolaşıyorsun korkmuyor musun ?’’diyorlar. ‘’Ben her şeyi çöpe attım.Kaybedecek hiç bir şeyim yok ki korkayım’’ diyor. Bir gün ‘’çok açım ,çok açım’’ diyerek bütün kapıları dolaşmaya başlıyor. Torbasında bir çok yiyecek birikiyor. Elinde kocaman yiyecek torbası tekrar ‘’açım, çok açım’’ diyerek kapıları çalmaya devam ediyor. Mahalleli elindeki yiyeceklere bakıp büyük bir tepkiyle kapıları yüzüne kapatıyor. Berduşun ‘’açım açım’’ demekten sesi kısılıyor. Kapı kapı dolaşmaktan bedeni yorgun düşüyor. ‘’Açım’’ demekten yine de vaz geçmiyor.Bu defa oturduğu yerden ‘’açım, çok açım ‘’demeye devam ediyor. Gelen geçen bir yanındaki yiyeceklere bir de Berduşa bakıp ‘’Deli işte! yanında bir çok yiyecek var ama hala açım diyor.Oturup yesene! ‘’diyerek sinirli sinirli yanından geçip gidiyorlar. Biri dayanamayıp yanına oturuyor.Elini tutup onu anlamaya çalışıyor.Gözlerinin içine sevgi ve merhametle bakarak. ‘’Berduş açım diyorsun bak yanında bir çok yiyecek var neden yemiyorsun?’’diye soruyor. O hala’’ açım, çok açım’’ demeye devam ediyor. Torbadan uzanıp bir poğaçayı alarak Berduşun eline veriyor. Berduş iştahla yiyor. Peynir dilimli ekmeği de alıp uzatıyor onu da iştahla yiyor. Yine başlıyor ‘’açım, çok açım’’ demeye.Adam şaşkın
Hikayeme isim bulamadım :))) Eşimden ayrılmış,işimi kaybetmiş maddi manevi büyük sıkıntıların içindeyken tanıdım onu.Öyle çaresizdim ki intihar etmeyi kafama koymuştum.Şenlik ateşi gibi yanan şehrin ışıklarına son kez bakıp gözlerimi yumdum. Falezlere doğru bir ayağımı uzattım.Bir el sırtımdan tutup hızlıca çekti.Bacağım feci şekilde otların arasındaki taşa çarpıp kanamıştı.Can acısıyla Ne yapıyorsunuz?Beni öldürecek misiniz?dedim. Saçma bir tepkiydi . Hayır ama bunu yapmasam siz kendi kendinizi öldürecektiniz.dedi ve devam etti. Yazık değil mi bu kadar güzel bir bayana? Pardon dedim. Gömleğinden bir parça yırtıp bacağıma sardı.Bir banka oturup uzun uzun sohbet ettik. Bir ilaç firmasında çalışıyorum adım Rüzgar.Doğa tutkunuyum.Buraya güzel fotoğraflar çekmek için zaman zaman geliyordum dedi.İyi ki yine gelmişim deyip büyük bir sevgiyle gözlerimin içine baktı. Memnun oldum.Benim adım da Bahar dedim. Aramızda inanılmaz bir bağ kurulmuştu.Maddi manevi her türlü ihtiyacımı karşılıyordu.Onun sayesinde hayata yeniden tutunmuştum.Ne hayal etsem yerine getiriyordu. Son zamanlarda şehirde bir çok kadın cinayeti yaşanmıştı.Katil kurbanlarını önce bayıltıp tecavüz ediyor sonra da boğup öldürüyordu.Bütün cinayetler aynı şekilde işleniyordu.Sadece bir kişi elinden kurtulabilmiş ve polise eşkal vermişti.Polisler iz peşindeydiler ama katil o kadar profesyoneldi ki arkasında en ufak bir iz bırakmıyordu.Yalnız yaşadığım için geceleri büyük bir korku yaşıyordum.Rüzgar bir gün. Ben iş gezilerine giderken sen bu şehirde yalnız kalıyorsun ve bu kadar cinayet işlenirken seni yalnız bırakmak istemiyorum benimle evlenir misin?dedi ve iki uçak bileti uzattı. Küba da evlenme hayalimi bir sohbet sırasında Rüzgara