Eski günlerin en kötülerini bile özlenmeye değer buluyordu. Alabildiğine uzun bir alışkanlığın belirsiz özlemi her şeyi siliyordu; iğnesini işletirken, ikide bir, burnu boyunca iri bir gözyaşı iniyor, bir an öyle asılı kalıyordu.
Ama benim, benim hiç, hiçbir şeyim yok yeryüzünde! Her şeyim sensin. Ben de senin için her şey olacağım, sana yuva olacağım, yurt olacağım; sana bakacağım, seni seveceğim!