Ancak belli bir toprakta yetişip başka topraklarda boy atamayan bir bitki gibi, kendi mutluluğunu da yeryüzünde ancak bazı yerlerde sağlayabilirmiş gibi geliyordu ona.
Mezarlıkta her şey bittikten sonra, Charles evine döndü, masaya yaslandı, ta akşama kadar, acı düşler içinde yitip gitmişçesine, öylece durdu. Ne de olsa kendisini sevmişti bu kadın.
Yemin ederim Polina’ya çok üzülüyordum, fakat tuhaftır, dün oyun masasına dokunduğumdan ve para destelerini toplamaya başladığımdan beri aşkım ikinci plana düşmüş gibiydi.
Kendimi kaybetmiş gibiyim; tek istediğim sonsuza dek, daima, bütün ömrümce onun yanında olmak, onun ışığıyla, onun halesiyle aydınlanmak. Ondan ötesini bilmiyorum! Ondan kaçabilir miyim hiç?