Ah! Gitmişti işte, yaşamının biricik güzelliği, gerçek olabilecek biricik mutluluk umudu gitmişti! Nasıl olmuştu da elinin altında hazır dururken yakalamamıştı bu mutluluğu? Öyle kaçıp giderken ne diye diz çöküp iki eliyle sarılmamıştı ona?
Hiç değilse erkek özgürdür; tutkuları da, ülkeleri de dolaşabilir, engelleri aşabilir, en uzak mutlulukları dalından koparabilir. Ama kadın durmadan engellenir. Hem kımıltısız, hem esnektir, yasanın bağları da, bedenin güçsüzlüğü de ona karşıdır.
Ancak belli bir toprakta yetişip başka topraklarda boy atamayan bir bitki gibi, kendi mutluluğunu da yeryüzünde ancak bazı yerlerde sağlayabilirmiş gibi geliyordu ona.
Mezarlıkta her şey bittikten sonra, Charles evine döndü, masaya yaslandı, ta akşama kadar, acı düşler içinde yitip gitmişçesine, öylece durdu. Ne de olsa kendisini sevmişti bu kadın.
Yemin ederim Polina’ya çok üzülüyordum, fakat tuhaftır, dün oyun masasına dokunduğumdan ve para destelerini toplamaya başladığımdan beri aşkım ikinci plana düşmüş gibiydi.