Bir dergi yaprağından, bir resimden, bir roman parçasından, bir gramofon plağından, bir bulut gölgesinden hayatın dışına çıkabiliyordu. Yaşamın çirkinliklerini görmez oluyordu. Ne varsa hepsi on yedi yaşındaki genç bir İstanbul kızına yakışacak kadar güzel şeylerdi. O, hayatının dışına çıkacak güce sahipti, hep öyle kaldı.
Bir zamanlar hafta içi, hafta sonu diye ayrımlarım vardı. Ben de su amaçlar belirleyen adamlardandım. Her yeni yıl, her doğum günu, her ayın biri ya da her pazartesi yeni bir insan olmak için uyanırdım. Hele ki güneşli bir günse, bütün dünyayı değiştirebileceğimi sanırdım. Artık hepsi çok uzaklarda kaldı