Deep Note

Deep Note
@deepnote
Aşk Bir nevi ilmi simya ki âlimi yoktur. Tecrübe edildikçe biriken cahilliktir.Aşk #306214559 #302640640 #304301972
Anneyle kurulan bağın izlerini merak edenler için…
10/10
·280 syf.·
2026 45. kitabı
Dr.Karyl McBride uzun yıllar aile ilişkileri ve narsistik ebeveynlik üzerine çalışan bir psikoterapist. “Boş Ayna” ise onun bu alandaki en bilinen ve en çok ses getiren kitaplarından biri. Bu kitabı okuduktan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Özellikle annesiyle içinde tarif edemediği bir mesafe, eksiklik ya da kırgınlık hisseden herkesin bir gün bu kitapla karşılaşması gerekir. “Boş Ayna” öyle doğrudan anlatan, her şeyi açık açık söyleyen bir kitap değil; daha çok insanın kendi içinde bir şeyleri fark etmesine sebep olan bir metin. Okurken bazı yerlerde kendinizi durup düşünürken bulabilirsiniz. Özellikle annenizin size kurduğu cümleleri bulacaksınız Belki geçmişte çok da anlam veremediğiniz bazı duyguların aslında nereden geldiğini sezersiniz. Kitap, bunu sert bir şekilde yüzünüze vurmaz ama sessizce gösterir. Zaten etkisi de biraz buradan geliyor. En dikkat çekici tarafı, insanın kendine bakışının sandığı kadar “kendine ait” olmayabileceğini hissettirmesi. Bazen insan, kendini nasıl gördüğünü ilk kez sorgulamaya başlıyor. Bu da kolay bir süreç değil ama kıymetli. Kısacası “Boş Ayna”, herkes için değil ama kendine dönmeye hazır olanlar için çok şey söyleyen bir kitap. Özellikle anneyle kurulan bağın izlerini merak edenler için… Belki de en doğru zamanda okunması gereken kitaplardan biri.
Boş AynaKaryl McBride · Okuyan Us Yayınları · 20181,031 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·360 syf.·
2026 29. kitabı
Tefsir Yazıları ve Vaazlar adlı kitabı okurken insan sadece bir metinle değil, aynı zamanda bir dönemin ruhuyla karşılaşıyor. Mehmet Akif Ersoy’un kalemi zaten güçlü ve derin; bu kitapta da o derinliği fazlasıyla hissediyorsunuz. Ancak baştan söylemek gerekir ki dili bugünün okuru için yer yer ağır gelebiliyor. Osmanlı Türkçesinin etkisi, uzun cümleler ve dönemin düşünce tarzı metni biraz daha dikkatli okumayı gerektiriyor. Buna rağmen kitap sabırla okunduğunda gerçekten çok kıymetli bir içeriğe sahip. Akif’in Kur’an ayetlerini yorumlarken sadece dini bir açıklama yapmakla kalmadığını, aynı zamanda toplumun ahlakını, insanın sorumluluğunu ve Müslümanların içinde bulunduğu durumu da düşündüğünü görüyorsunuz. Onun vaazlarında sadece bir din âliminin değil; aynı zamanda toplumunun derdini taşıyan bir aydının sesi var. Bu yüzden satırlar arasında sık sık bir uyarı, bir nasihat ve bazen de bir sitem hissediliyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, Akif’in dini konuları hayatın içinden örneklerle anlatması oldu. İnsan, iman, sorumluluk, çalışmak ve dürüstlük gibi kavramları sadece teorik olarak değil, günlük hayatın içinde anlamlandırmaya çalışıyor. Bu da metnin mesajını oldukça güçlü kılıyor. Elbette kitabın dili herkes için kolay olmayabilir. Fakat biraz sabırla ve yavaş okuyarak ilerlediğinizde metnin verdiği mesajların çok değerli olduğunu fark ediyorsunuz. Hatta bazı bölümlerde sanki bugünün toplumuna da hitap eden tespitler yapıldığını görmek insanı şaşırtabiliyor. Bu nedenle özellikle düşünce dünyasını genişletmek isteyen, dini metinlerin yorumlarını merak eden ve Mehmet Akif’in fikir dünyasını daha yakından tanımak isteyen okurlara bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Dili zaman zaman ağır olsa da verdiği mesajlar, insanı düşünmeye sevk
Tefsir Yazıları ve VaazlarMehmet Âkif Ersoy · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 201690 okunma
7/10
·207 syf.·
2026 27. kitabı
Ruhum Bir Kadındır, Annemarie Schimmel tarafından yazılmış ve tasavvufta ruh, aşk ve kadın sembolizmini ele alan oldukça derin bir eser. Kitap üzerine kişisel bir değerlendirme yapacak olursam, ilk dikkat çeken yönlerinden biri dilinin zaman zaman biraz ağır olması. Schimmel bir akademisyen olduğu için bazı bölümlerde anlatım daha çok araştırma ve yorum niteliği taşıyor. Bu yüzden okurken kimi yerlerde yavaşlamak, hatta bazı sayfaları tekrar okumak gerekebiliyor. Ancak bu durum kitabın değerini azaltmıyor; aksine içerdiği düşüncelerin derinliğini gösteriyor. Tasavvuf geleneğinde insan ruhunun neden çoğu zaman “kadın” metaforuyla anlatıldığını farklı örnekler ve sufilerin sözleriyle açıklaması kitabın en güçlü taraflarından biri. Okurken sık sık Mevlânâ Celaleddin Rumi, İbn Arabi ve Rabia el-Adeviyye gibi büyük tasavvuf isimlerinin düşüncelerine de yer verilmesi metni zenginleştiriyor. Her ne kadar dili yer yer yoğun ve akademik olsa da kitap, okuyucuya tasavvufun sevgi merkezli dünyasını tanıma fırsatı sunuyor. Özellikle ilahî aşk, insan ruhunun dönüşümü ve mistik semboller üzerine düşünenler için oldukça ufuk açıcı bir eser. Sabırla okunduğunda altı çizilecek çok sayıda cümle ve üzerinde düşünülmesi gereken fikirler barındırıyor. Kısacası Ruhum Bir Kadındır, tasavvufun derinliklerini anlamak isteyenler için değerli ve etkileyici bir kitap. Yavaş yavaş, sindirerek okunduğunda okuyucuyu hem düşünmeye hem de iç dünyasına bakmaya davet eden bir eser. Keyifli okumalar.
Ruhum Bir KadındırAnnemarie Schimmel · İz Yayıncılık · 202260 okunma
9/10
·326 syf.·
2026 24. kitabı
Az Seçilen Yol, M. Scott Peck’in insanın iç dünyasına gerçekten dokunan kitaplarından biri. Daha ilk cümlesiyle insanı yakalıyor: “Hayat zordur.” Bu kadar net, bu kadar sade… Ve aslında bu cümleyi kabul etmek bile başlı başına bir eşik. Çünkü çoğumuz hayat zorlaştığında şaşırıyor, isyan ediyor ya da kaçıyoruz. Peck ise tam tersine, zorluğun normal olduğunu söylüyor. Kabullendiğimiz anda büyümeye başladığımızı anlatıyor. Kitabı okurken insan sık sık kendine dönüyor. Özellikle “sorumluluk” meselesinde. Başımıza gelenlerde ne kadar payımız var? Nerede kaçıyoruz, nerede suçu başkalarına atıyoruz? Yazar bunu yargılayarak değil ama oldukça açık bir şekilde gösteriyor. Bazen satırların arasında hafifçe rahatsız oluyorsunuz; çünkü bir yerinizin yakalandığını hissediyorsunuz. Ama o rahatsızlık kötü değil, aksine uyandırıcı. Sevgiyle ilgili söyledikleri ise kitabın en etkileyici taraflarından biri. Sevginin sadece bir his olmadığını, emek verdiğimiz bir süreç olduğunu anlatıyor. Birini sevmenin; onun gelişimini önemsemek, gerektiğinde zorlanmayı göze almak demek olduğunu söylüyor. Bu bakış açısı insanın ilişkilerine daha dürüst bakmasına neden oluyor. “Ben gerçekten seviyor muyum, yoksa sadece ihtiyaç mı duyuyorum?” sorusu ister istemez zihne düşüyor. Kitabın ilerleyen bölümlerinde maneviyata da değiniyor. Ama bunu didaktik bir dille değil, insanın ruhsal gelişiminin doğal bir parçası olarak ele alıyor. Psikoloji ile inancı bir arada düşünmeye çalışması kitaba ayrı bir derinlik katıyor. Az Seçilen Yol, okuyup rafa kaldırılacak bir kitap değil. Yavaş yavaş, sindire sindire okunacak bir metin. Bazen altını çizerek, bazen durup düşünerek… İnsanı pohpohlamıyor ama güçlendiriyor. Kendi hayatına daha olgun, daha sorumlu ve daha bilinçli bakmak isteyen herkes için içten, derin ve
Az Seçilen YolScott Peck · Akaşa Yayınları · 1998665 okunma
8/10
·200 syf.·
2026 20. kitabı
Leo Buscaglia’nın Sevgi adlı eseri, sevgi kavramını romantik kalıpların dışına çıkararak onu bilinçli bir yaşam tercihi olarak ele alan, sade ama etkili bir kitaptır. Buscaglia bu eserinde okuyucuya hazır reçeteler sunmaz; aksine sevginin ne olduğuna, nasıl öğrenildiğine ve neden çoğu zaman eksik yaşandığına dair düşündürücü bir yolculuk başlatır. Kitap, sevginin doğuştan gelen bir yetenek değil, öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir beceri olduğu fikri üzerine kuruludur. Yazar, aile içinde öğrenilen kalıplardan toplumun dayattığı ilişki biçimlerine kadar pek çok etkenin sevgi anlayışımızı şekillendirdiğini anlatır. Sevginin çoğu zaman korkular, beklentiler ve sahiplenme duygusuyla karıştırıldığını; oysa gerçek sevginin özgürlük, sorumluluk ve emek gerektirdiğini vurgular. Bu noktada okuyucuya kendi ilişkilerini ve davranış biçimlerini sorgulama alanı açar. Buscaglia’nın anlatımı akademik olmaktan çok insani ve samimidir. Yer yer gerçek yaşam örnekleri ve gözlemlerle sevginin gündelik hayattaki yansımalarını gösterir. Özellikle iletişim, empati, bireysel sınırlar ve duygusal cesaret konularında yaptığı vurgular kitabın omurgasını oluşturur. Sevginin sadece “hissetmek” değil, aynı zamanda “eylemde bulunmak” olduğunu hatırlatır. Sevgi; ilgi göstermeyi, dinlemeyi, risk almayı ve bazen incinmeyi göze almayı gerektirir. Kitapta dikkat çeken bir diğer yön ise bireyin önce kendisiyle kurduğu ilişkiye yapılan vurgu. Buscaglia, kendini tanımayan ve kabul etmeyen birinin sağlıklı bir sevgi ilişkisi kurmakta zorlanacağını savunur. Bu yaklaşım, eseri yalnızca romantik ilişkilere dair bir kitap olmaktan çıkarıp daha geniş bir insani bağlam içine yerleştirir. Elbette kitap derin bir felsefi çözümleme sunmaktan ziyade daha çok duygusal farkındalık kazandırmayı amaçlar. Bu nedenle
SevgiLeo Buscaglia · İnkılap Kitabevi · 2020652 okunma