Gönül

Gönül
@deepreader_
Yalnızlığıma zalimce bir hayranlık duyuyorum
Nadide Adalet
7/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 09:15
Nadide Adalet’i okurken insanın kafasında bir terazi beliriyor: bir kefesinde kaybolan çocukluk, diğer kefesinde sistemin gölgesinde ezilen kadın., sıradan bir “adalet arayışı” romanı yazmıyor; aksine adaletin hiçbir zaman saf ve tarafsız olmadığını, hep birilerine dokunurken başkalarını yaraladığını gösteriyor. Romanın merkezindeki kadın kahraman, yalnızca haksızlığa uğramış bir anne değil; aynı zamanda hapishane duvarlarını içselleştirmiş, kendi acısını bir silah gibi kuşanmış bir figür. Onu okurken, adaletin mahkeme salonlarında değil, insanın göğsünde, nefesinin tam ortasında aranması gerektiğini hissediyorsunuz. Bu kitap, “haklı çıkmak” ile “hakikati bulmak” arasındaki farkı suratımıza çarpıyor. Ve okura rahatsız edici bir soru bırakıyor: Gerçekten adalet mi istiyoruz, yoksa sadece intikamın makyajlanmış hâlini mi? Bir roman, insana bunu sordurabiliyorsa… işte orada edebiyat, adaleti bile aşmıştır. ---
Nadide AdaletSerhat Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202545 okunma
Reklam
Korkma Ben Varım
9/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2025 10:50
Murat Menteş’in Korkma Ben Varım kitabını okuduktan sonra şunu söyleyebilirim: Bu roman, sıradan bir hikâye anlatmıyor; sanki zihnimizin sınırlarını biraz zorlamak için yazılmış. Karakterler öyle farklı, öyle uçlarda ki bazen “böyle insanlar gerçekten var mı?” diye düşündüm. Özellikle Muntekim Gıcır Bey, kitapta dolaşan bir hayalet gibi hem gerçek hem de hayal ürünü hissi veriyor. Şebnem ise daha tanıdık, daha insani tarafı hatırlatıyor. Menteş’in dili inanılmaz eğlenceli, sürükleyici ve zekice kurgulanmış. Bir anda kahkahaya boğulup hemen ardından hüzünlenebiliyorsunuz. Kitapta absürtlük, mizah ve trajedi iç içe geçmiş; tam da hayata benzeyen bir harman gibi. Kendi adıma, Murat Menteş’in hayal gücüne hayran kaldım. Okurken sık sık “ben bu cümleyi yazmak isterdim” dedim. Korkma Ben Varım, roman okuma zevkini artıran ve edebiyatın oyunbaz yüzünü gösteren bir kitap oldu benim için. (Şiddetle tavsiyemdir.)
Korkma Ben VarımMurat Menteş · İletişim Yayınları · 20199,7bin okunma
Puan vermedi·214 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 21:19
Serhat Kaya, Bekleme Odası’nda sadece bir mekân değil, bir ruh hali inşa ediyor; içinde zamanın durduğu, umutların esir alındığı bir labirent. Sayfalar ilerledikçe, beklemekten öte, bekleyişin kendisiyle yüzleşiyorsunuz. Kaya, sıradan hayatın gri tonlarını kırıp, insanın en kırılgan anlarını keskin bir bıçak gibi açıyor. Bekleme Odası, aslında yaşamın tam ortasında duran bir suskunluk; bir kalp atışı arasında sıkışmış, nefesini tutmuş bir sessizlik. Okuyucu, her satırda kendi bekleyişini sorgularken, aslında en derin yalnızlıklarla dans ediyor. Kaya, kelimeleri serbest bırakıyor; onları kendi düzeninde değil, okuyucunun ruhunda dans ettiriyor. Yaşlı psikiyatrın sözleri ise bu fısıltınn en keskin en yalın hali...Bu yüzden Bekleme Odası sadece okunacak değil, yaşanacak bir deneyim.
Bekleme OdasıSerhat Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202476 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2025 18:38
"İnsan ölünce bedeni çürür, geriye yalnızca hikâyesi kalır." Tarık Tufan bu romanda, bir gecelik buluşmada yılların sessizliğini konuşturuyor. Her karakter bir yara, her diyalog geçmişin yankısı. Konak duvarları kadar eski, ama bir o kadar diri acılarla örülmüş bir anlatı. Aşk, pişmanlık, suskunluk ve yüzleşme; hepsi geceye sinmiş çiçekler gibi açıyor. Ve bazı çiçekler yalnızca karanlıkta açar. “Bazı evler, içindekileri gömmek için yapılır.” “Bazı insanlar anlatmaz, sadece taşır.” Bu roman, taşınanların sessiz çığlığıdır. Son olarak bu romandan muhtesem bir dizi uyarlaması bekliyorum. Geceyi yazan adama sonsuz teşekkürler.
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,2bin okunma
Yaralarım Aşktandır
Puan vermedi·296 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2025 01:31
Füruğ.... Ah be Füruğ. Yaralarım aşktandır'ı okurken Ferruhzad'ın o içsel dünyasına merhaba diyorsunuz ve sizi acılarıyla karşılıyor. 16 yaşında yaptığı talihsiz evliliği ve evladından ayrı kalışı onun yaralarının başlangıcı aslında. Ataerkil bir ailede ve ataerkil bir toplumda Füruğ çok cesaretli bir kadın ve şairdir.. hatta bir cümlesi geldi aklıma neden kadın şair demişti,neden şair değil?...buradaki ayrıma bir serzenişi var haklı da neden kadın şair deniliyor hiç düşündük mü biz? Babasına yazdığı mektuplar, kardeşi Feridun'a yazdığı mektuplar, aslında bir sevgi dilenciligi var her şeye rağmen bana yazın diyor sizden haber alayım diyor ben iyiyim beni merak etmeyin diyor ama mektuplarına cevap gelmeden hayata gözlerini yumuyor... —Annenin kollarından ayrılıp arabaya biniyorsun. Direksiyona kendin geçiyorsun şoförüne yan koltukta oturmasını söylüyorsun bilmiyorsun bu yaşlı adam nasıl yıllarca neden senin direksiyonda oturmana izin verdiği için pişmanlık gözyaşları dökecek. Arabanla caddeden aşağı inerken Şehriyar ilkokulu öğrencilerini taşıyan arabayla karşı karşıya geliyorsun onlara çarpmamak için direksiyon kırıyorsun araban caddeden çıkıyor. Sen arabanın açılan kapısından dışarı fırlıyorsun başını refüje çarpıyorsun tıbbi müdahale gerçekleşmeden hayatını kaybediyorsun. Cenazenin defnedilmesi için namaz kılınmalıydı. Mollalar cenaze namazını kılmıyorlar cenaze iki gün defnedilmeyi bekliyor. Biliyor musun, böyle bir zamanda yaşadığım için böyle bir zamanda yazar Mehrdad Zahiruldovle mezarlığında toprağa veriliyorsun. Sen toprağa emanet edilirken de kar yağıyordu. İşte burayı okurken derin bir ah çektim çünkü bu kadar nadide bir şairin bu kadar harika bir kadının cenaze namazını kılacak kimsenin olmaması ailesinin olmaması çok derin bir yara aslında insanı etkileyen
Yaralarım AşktandırFuruğ Ferruhzad · Totem Yayınları · 20202,634 okunma
Reklam