İnsana özgü bu sefillikle, toprağın yüzünde gün be gün yaşamamız gerekiyor yine.
Vebayla ve baş dönmeleriyle, savaşlar ve deniz kazalarıyla, aşklarımızla, yaralarımızla. Hiçbir tanrısal felaket, hiçbir görkemli tufan gelip boğmayacak korkuları ve ihanetleri.
“Valla ben evim, odam, kitaplarım neredeyse kendimi oralı hissederim; başka bir yere de ihtiyaç duymam. Ya bu insanın kendine bir dünya yaratabilme, kendini oyalayabilme yeteneği ile ilgili bir şey. Sıkılmak ne demekmiş ya? Sıkılmak için hiç bir zaman bir saniye vaktim olmadı benim. Ayrıca sıkılmak denen duygunun son derece lüks bir duygu olduğunu düşünüyorum bugünkü şartlar altında.”
Kış Uykusu