Defne

Puan vermedi·147 syf.··
2026 4. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 21:20
“Bizim halkımız çok yüzyıl öncelerinden beri uyur. Çok kötü biçimde afyonlanmış gibi uyur. Üfürükle tükürükle sersem tavuğa çevirmişlerdir onu. Bizim halkın durumunda olup da, uyanmak çok zordur.” Buram buram memleket kokan bir kitaptan herkese merhaba. Söze nasıl başlayacağımı düşünüp duruyordum ki aklıma kitabı her elime aldığımda memleket gibi hissettirdiği geldi. Yer yer duygulandığım, yer yer üzüldüğüm, bazen de kızdığım ama su gibi akıp giden bir kitap oldu benim için. Bilmiyorum sadece ben mi böyle düşündüm ama; bu kitabı ‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ kitabına benzettim. Tek farkı ‘Eşekli Kütüphaneci’ de hayal kırıklığı yaşamış olmam. “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabını okurken beni çok etkileyen bir bölüm vardı; Yoksul semtlerin birinde iki evde de yaşlı insanlar yaşıyordu. Biri görme engelli, biri bedensel engelli idi. İçlerinden birinin torununun her gün onlar için gazete okumasını istiyorlardı. Bu benim çok hoşuma gitmişti ne kadar yaşlı olurlarsa olsunlar hayattan kopmamışlardı, hâlâ bir şeyler için çaba harcıyorlardı… Bu kitabı okurken de tam olarak böyle bir sahneye denk geldim Mustafa Bey’in kendi kitap okuma alışkanlığını nasıl kazandığını anlattığı bölümde Kör Saniye Teyze’nin Küçük Mustafa’nın kitap okumasını nasıl sabırla dinlediğini, engelli olmasına rağmen alfabeyi onunla beraber ezberlediğini, köydeki diğer kadınların hep beraber Küçük Mustafa’nın okuduğu kitaplarda ki hikayeleri bütün içtenliği ile dinlediği sahne o kadar güzeldi ki. Bana günümüzdeki bütün imkanlara rağmen bu güzelliklerden ne kadar mahrum olduğumuzu hissettirdi. Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ de büyük, küçük, yaşlı, genç herkesin el ele verip başardığı bir kalkınmayı okuyorken bu kitapta böyle büyük bir başarının nasıl baltalandığını okuyoruz. Belki öğreticilik dışında
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·238 syf.··
2026 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 21:32
Puslu Kıtalar Atlası ‘’Bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O’nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim.’’ İhsan Oktay Anar’la tanışma kitabım ‘’Puslu Kıtalar Atlası’’ oldu. İnstagram’da takip ettiğim çoğu kitap sayfası o kadar çok kitabı övdü ki daha fazla kayıtsız kalamadım ve bu yüzden 2026’nın ilk kitabı olarak bu şaheseri okumaya karar verdim. Bitirmem biraz uzun sürse de bu kesinlikle kitapla alakalı değil günümüzdeki yoğun çalışma saatleriyle alakalıdır. Bunu da araya sıkıştırıp spoiler vermeden kitabın bende bıraktığı etkiye dayanarak biraz bahsedeyim. Öncelikle içinde muhtemelen çoğumuzun çok aşina olmadığı kelimeler var ama okurken cümle içinde anlamını az çok anlıyorsun. Anlamadıklarıma da hep internetten bakarak devam ettim ki ben böyle okurken araştırtan kitapları seviyorum. Yazarın her kitabı böylemidir bilmem ama biraz masal okur gibi hissettiriyor. Her bölümde bir karakterden bahsediyor sonra o karakter bir şekilde ana karakterimizle bağdaşıyor. Yani belli bir akış yok tam olarak. Bölümlerin her biri farklı farklı hikayelerden ibaret ve bu hikayeler hep bir noktada bir araya geliyor. Bu şekilde olması da benim çok hoşuma gitti. Sıkılmaya imkan vermiyor. Çok farklı hikayelerle okurunu gerçekten cezbediyor. Tarzının farklı olduğu aşikar. Ama kurgusal olarak olağanüstü şekilde yazılmış bir şaheser olduğu da ortada. Sevenlerin olduğu kadar sevmeyenlerin, anlamayanların ve sıkılanların da olduğunu gördüm. Benim içinse merak uyandıran, şaşırtan, sayesinde bir çok şeyi araştırma gereği duyuran ve okuması keyifli bir kitaptı.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2024 18:14
Gabriel García Márquez’ den okuduğum ikinci kitap “Kırmızı Pazartesi” oldu. Daha öncesinde de “Aşk ve Öbür Cinler” i okumuştum ve iki kitapta da toplumsal değerlerin insanlar üzerindeki etkisini ustalıkla kaleme aldığını düşünüyorum. Ancak yazarın dili, anlatım tarzı, olay örgüsü gerçekten karmaşık yazılmış. Kendini tamamen vermezsen olaydan hemen kopuyorsun. Onun dışında sayfa sayısına göre anlatılan olay gerçekten çok derin ve etkileyiciydi. *Spoiler* Kitabın konusuna gelecek olursak ilk başta Santiago Nasar'ın ölüm günüyle başladığından ve öldürenlerin de en başında belli olduğundan ben açıkcası bu olayın çözümlenme sürecini okuyacağımı düşünmüştüm. Ancak anlatılmak istenen daha çok bütün kasabanın bildiği bir cinayete kimsenin karşı koymaması, dikkate almaması hatta bazı kesimin hak vermesi gibi konulara değiniyor. Bir insanın ölümüne sebep olan, Angela Vicario’nın ağzından çıkan tek bir isimle bu cinayet işleniyor. Hiçbir soruşturma vs olmadan namus cinayeti kisvesi altında birinin ölümüne sebep olunuyor ve kitapta Santiago Nasar gerçekten böyle bir şey yaptı mı yapmadı mı gibi bir çıkarımda da net bulunulmuyor. Yani namus adı altında söndürülen bir hayat yaşadığımız coğrafyada malesef aşina olduğumuz durumlardan olsa da asla alışabileceğimiz şeylerden değil. Kitap gerçekten çok etkileyiciydi. Özellikle son bölümü okurken sanki olayı izleyenlerden biriymişim gibi etkilenerek okuduğumu da belirtmek isterim. Kitaplarla kalın…
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2023 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2023 12:51
Arka arkaya okuduğum Dünya Klasiklerinde geldiğim son noktada Tolstoy’un unutulmaz eserlerinden bir tanesi daha olan İvan İlyiç’in Ölümü oldu. Anna Karenina kitabında da bir karakterin ölümününün geçtiği bölüm vardı. Bu kitabı o sahneye çok benzettim nedense. Tolstoy çok büyük bir yazar evet bunu okuduğum her kitabından sonra daha da iyi anlıyorum. Kitabın sayfaları geçiyor ve siz kendinizi sanki İvan İlyiç’le beraber ölüme hazırlıyorsunuz. Çok yakınımda böyle bir ölüme şahit olmadım belki ama olsaydım da sanki bundan farklı hissetmezdim. Keza yazar öyle bir yazmış ki her acısını, her düşüncesini, korkularını, umutlarını, hayal kırıklıklarını bütün benliğinizde hissediyorsunuz sanki. Bu duyguları yaşatabildiği için Dünya Klasikleri çok güzel ve Tolstoy harika bir yazar.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2023 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2023 22:55
‘’Bugün anne öldü. Belki de dün, bilmiyorum.’’ Böyle bir giriş cümlesi olabilir mi? Eminim bir çok yerde dile getirilmiştir ama sonsuza kadar övülmeyi hak eden bir giriş olduğu kesin. Kitabı bitirdikten sonra duvara bakar kalırsınız ya tam da öyle oldum. Kitap elimde kalakaldım. Çok kısa bir kitap ve anlaşılır basit bir dille yazılmış. Ancak bilmelisiniz ki etkisi çok büyük. Kitap hakkında çok bir şey söylemeyeceğim sadece bende hissettirdiği duygulardan biraz bahsetmek istedim. Başladığınızda çok hızlı bitirebilirsiniz. Kararsızsanız ve elinizin altındaysa başlamanızı şiddetle tavsiye ederim. Kitaplarla kalın…
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137bin okunma
Reklam