her gece saat dörtte kalkmazdı esasen, uykuyla arası iyiydi (bir zamanlar). yüksek sesten bu kadar korkarken ve desibeli küçükken, bütün dünyanın çığlığı kulaklarındaydı sanki.
neşeliydi misliyle, kuşun kanadının, arının iğnesinin ve rüzgarın farkındaydı.
farkında olmadığı neydi o zaman?
Kadın ve adam iki yabancı, uzaktan bir gitar sesi adacio diye diye düşündüren.hikaydeki kadın defolu olabilir, defo da neyse işte, hayattan defolu amma velakin yaşıyor.
yaşamak neyse?
kırmızı bulut olmaz gibi düşünüyor, oysa bu sadece bir düşünce. ve düşünceleri de bulut, bilmiyor..bir mavi, bir kırmızı..
kırmızı balık oluyor da, kırmızı bulut neden olmuyor diye bir anlık bir handikapa düşüyor kendiyle...işi gücü kendiyle..
oysa bir buhar makinesi alsa da, evi temizlese bir de yaprak sarsa, çarşafları değiştirmek de bonus olarak..
çok konuşan var dinlemiyor, bir içindekini dinliyor ki o da boş konuşan dırdırcının teki...
biliyor, o, kendini biliyor.