İlahi bir aşkın peşinde Bıraktık beşeri aşkları geride Bilmiyoruz defter verilecek hangi elimize Veysel derki sona doğru gidiyoruz gündüz gece
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Boş kağıt buldum mu seni yazıyorum diye Üç gün kapattım defterimi
Ben özel biri değilim; sıradan düşüncelere sahip sıradan bir insanım ve sıradan bir hayat yaşadım. Bana adanmış anıtlar yok ve adım yakında unutulacak. Ama bir konuda, yaşamış herkes kadar görkemli bir başarı elde ettim: Başkasını tüm kalbim ve ruhumla sevdim; ve bana göre bu her zaman yeterli oldu.” Nicholas Sparks'ın "Defter"i
Şükür Defteri Oluşturmaya Ne Dersiniz?
​Geçenlerde harika bir bilimsel çalışmaya denk geldim: Yirmi insanı 21 günlük bir kampa alıyorlar ve her gün şükran duydukları 5 şeyi defterlerine yazmalarını istiyorlar. Süreç bittiğinde o insanların hayata çok daha olumlu baktıkları, hatta kan basınçlarının ve kalp ritimlerinin bile düzeldiği görülüyor. Bilim bize açıkça söylüyor: Şükretmek kalbe şifadır. ​Aslında bilimin bugün keşfettiği bu mucizeyi, bizler inancımızın ve hayatımızın merkezine taşıyabiliriz. Zaten Rabbimiz Sebe Suresi 13. ayette şöyle buyuruyor: “Ey Dâvûd ailesi! Şükür için çalışın. Kullarımdan hakkıyla şükredenler pek azdır.” ​Şükretmek sadece dilde kalan bir kelime değil; bir farkındalık, ruhun bir çabası. Biz de başucumuza küçük bir defter koysak ve her günün şifasını oraya not etsek ne güzel olurdu değil mi? Böylece hem Rabbimizin o "pek az olan" şükredici kullarından olabilmek için samimi bir adım atar hem de kendi ruhumuza ve bedenimize en güzel iyiliği yapmış oluruz. ​Çünkü kalpten taşan bir şükür, hem en güzel kulluk hem de insanın kendine verebileceği en zarif hediyedir.
1000Kitap
Üç cemre
ÜÇ CEMRE Hayat üç cemreden ibaretmiş; duydum, gördüm ve yaşadım. İlk cemre gözlerime düştü. "Cürmü kadar yer yakarmış" dediler, inandım. Doğrudur sandım ve çocukça kandım. Oysa öyle değilmiş... yanmak şifa imiş. Sonradan anladım. Her zehrin içindeki panzehir gibi, dertte saklıymış devası. Yağmur olup akıp gitsin diye ağladım. Sürdü gitti sefası. Her gözyaşı damlası, kul olmanın ifası. İkincisi yüreğime düştü, ateş olup yaktı. Ceremesi ne ki, dedim. Ateşin kini Âdem'e... toprak çaldı galebe. Kin lanetlendi ebede. Maharet kendi içine bakmak, Hem de ta derine nefsine. Nefsin kefil olur mu şu kibirli cismine? Hangi mührü vurdun, bak hayatın bu resmine? Üçüncüsünü bekliyorum, beni buradan alıp gitsin diye. Üçüncü ve son cemre... Son bir emre kadar tatil edilsin bu sahte hayat. Hesap kesilsin, defter dürülsün; berzahtır gelen... heyhat! Ve sura üflesin İsrafil, kudretin nefesiyle, Göklerle yerin ıstıraplı sesiyle. İlkinde yerle bir kâinat; avdet imkânsız. İkincisi dosta davet, Farz-ı mübin icabet. Ruhu mücerret gibi fışkırsın naaşım yerden. Sizin bildiklerinize yoktur şahitliğim ve nedametim.
Şiir