Günaydın :)
Beklemeye değer her şeyin kendi zamanı ve düzeni vardır. Sándor Márai
Alıntı
İnsan en çok da değer verdiği yerden kırılır. Yabancının sözü incitir belki ama unutulur; gönülde iz bırakan, yakın bildiklerinin yaptığıdır. Bazı kırgınlıklar öfkeyle değil, sessizlikle büyür. Insan konuşmayı bırakır, anlatmayı bırakır, beklemeyi bırakır. Dışarıdan aynı görünür ama içinden bir şeyler eksilmiştir artık. İşte o yüzden her özür her yarayı kapatmaz, her pişmanlık da kaybedileni geri getirmez.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Korku ve Daha Çok Korku
Beni mutlu eden şeyler aynı zamanda hasta ediyor. Beni mutsuz eden şeyler ise bir bakıma hayata tutunmamı sağlıyor? Bu durumda gerçekte seçilebilecek iki seçeneğin mevcut olduğundan bahsedilebilir mi? Bir tarafta kısa vadede huzur sağlayan, arayışlarla dolu olsa bile her an kaybolmaya meyilli karamsar düşüncelerle dolu günlük hayatla bağlantısız mutlu fakat öldürücü bir dünya; diğer tarafta hareketli bir dünyanın içerisinde nerede olduğunu bile bilmeden, akışın ve toplumsal kabullerin içerisinde yaşamayı düstur edinmenin mutsuz fakat işlevsellik sağladığını kavramanın sakin fakat güvensiz limanı. Depresif ruhlu olmak bu sebeple benim için konfor alanından çıkmamak için bahaneler üretilen bir alan değil. Hayata tutunmak için kendisinden kaçmanın çözüm olduğunu düşünmenin bedeli. Peki hem hayata tutunup hem de mutlu olmak mümkün değil mi? Her şey bu kadar keskin hatlarla mı belirlenmiştir? Boşluğu, etrafında kelebekler uçuşan yemyeşil bir cennet bahçesi sanmayı ne çok isterdim. Verilen nimetlerin değerini bilemeyişimin olası cezasından her an ürkerken. Bir şifa mı? Bu karamsarlıkla elimden tek gelen şey, hasta olmaktan korkmaktan korkmamanın yollarını aramak olmalı. Aksi halde bu mutsuzluk artık beni hayatta tutmayı sağlayamayacak ve yaşanmamış bir hayatın bedelini hakkıyla aranılmamış Tanrının olası azabına yaklaştırmasıyla daha da korkutacak. Peki ya yokluk. Beni ferahlatması gereken bu düşünce neden azabıma eşlik eden bir diğer korkutucu seçenek oluyor. Bir daha olmayacak olmak ile cehennem arasında hangisinin daha tercih edilebilir olduğunu düşündüğümde insanların bu dünyaya nasıl çocuk getirdiklerini düşünmeden edemiyorum. Neden bu kadar materyalist oldum. Neden hiçbir şey beni teselli etmiyor ve neden teselli etmeyen şeyleri artık araştırmıyorum? Kaybolmanın
Bu platforma yaz gitsin :)
Bazen çok değer verdiğin birisinin mutluluğu için sabredersin...
Rengi Kırmızı
Sahiciliğin cezası, yudumlanmaya değer bir şarap.
Birine şöyle demiştim; Müsait olduğun zaman değil, değer verdiğin zaman ararsın. O günden sonra bir daha hiç konuşmadık...