Bir hadîs meâli söyliyelim:
“- Bir günü bir gününe eş geçen hüsrandadır!"
Bu hadîs kadar zamanın sırrını ifade edebilecek hiç bir ölçü gösterilemez. Tek mesele, yaşanmaya değer hayatı bulmak... Bütün dâva burada... (Epikür) gelmiş, (Epikürizm) diye bir felsefe getirmiş... Ömer Hayyam gelmiş, sabahla akşam arası gününü gün etmekten bahsetmiş... Bunlar, ne gâiplerin zarını delip ebedî nimeti göremeyenlerin intiharından başka bir şey, ne de insanoğlunu zaptedebilecek kıymette... Eğer, muhal farz, –muhal farz dedikten sonra her şey söylenebilir– bu hayattan ötesi olmasaydı, bir ân bile yaşamaya değmezdi bu dünya. Gidip kuburda intihar etmek müreccah olurdu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hasan Bülent Kahraman ciddi bir eleştirmendir. Yazdıklarını her zaman belirli bir perspektifte geliştirir ve tartışılmaya değer eleştiriler, iddialar getirir. Özellikle Türk resmi üzerine geliştirdiği tezleri her zaman benim için ufuk açıcı olmuştur.
“Yaşayamıyorum ki yazabileyim. Hayatın dışına düşmüş zavallının biriyim ben.”
“
- Yirmibeş yaşındayım ve anlatmaya değer bir hikâyem yok.
+ Öyle deme abi, kimin ne olduğunu Allah bilir. Herkesin teğet geçtiği şeyleri derinden yaşıyorsun sen, bu da bir yetenek.
“