“Saraybosna bana kara bir orman gibi görünüyordu ve ölüm bir avcıydı, ancak yıllar sonra Almanya da kelimelere dökmeyi başardığım şeyi ilk kez o zaman hissettim: Yaşamak, her şeyden önce dehşete katlanmak anlamına geliyordu.”
Bakış'a katlanmak kolay olmadı benim için: Çünkü o bir hiçlik; o bir yokluk; bak: En karanlık, en siyah bir geceyi düşün. Sana bakan, o karanlık, siyah gece. Pırıl pırıl gece; apaydınlık gece; gündüzün gizli gecesi. Her yanımda o karanlık gece pırıl pırıl; her yanımda, ellerimde, gözlerimde, kalbimin içinde pırıl pırıl ve ben onu göremiyordum. Bu aralıksız, bu benim irademin dışındaki aralıksız sokulma beni dehşete düşürüyordu; bilirsin, en eski, en inatçı hayalim görünmez olmaktı; yüzlerce kez, ne yeryüzünde, ne insanların ruhunda, hiç, hiçbir iz bırakmadan yaşamayı istemişimdir. Birden, kaçmama, kurtulmama olanak vermeyen bir sınırsız ortam gibi o bakışı çevremde bulmak korkunç bir şeydi. Korkutucu. Ama öylesine de huzur verici. Sonunda ben olduğumu biliyorum.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yaşamak, her şeyden önce dehşete katlanmak anlamına geliyordu.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Alıntı
Saraybosna bana kara bir orman gibi görünüyordu ve ölüm bir avcıydı, ancak yıllar sonra Almanya'da kelimelere dökmeyi başardığım şeyi ilk kez o zaman hissettim: Yaşamak, her şeyden önce dehşete katlanmak anlamına geliyordu.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Yaşamak, her şeyden önce dehşete katlanmak anlamına geliyordu.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Alıntı
Yaşamak, her şeyden önce dehşete katlanmak anlamına gelir.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Alıntı