Nomad

@deiro·
·
sabitlendi
İnsan berbat bir şeyi onunla yaşanabilir kılacak şekilde yorumlayabilirdi. Çünkü başımıza gelen değil de onun hakkındaki kanaatimizdi canımızı sıkan. Ama her şeyi istediğiniz gibi anlamlandıramazsınız. Bardakların her zaman yarısı dolu veya yarısı boş olmaz bazen de tamamen boş olurlar. Ancak bunu vakitlice fark ederseniz doldurabilirsiniz.
Reklam
Kurgu Paradoksu
Hedwig, Cinderella ve Frankenstein'ın gerçek olmadığını hepimiz biliriz. Sonuçta kurgusal karakterler hepsi. Peki o zaman onlar hakkında bir şeyler okuduğumuzda neden üzülüyor ya da korkuyoruz? Bu şeylerin sadece hayal ürünü olduğunu bilsek de onlara duygusal olarak bağlanmamızı sağlayan şey nedir? Sahte şeyler için nasıl ve neden gerçek duygular besleriz? ....... Basitçe ifade etmek gerekirse, paradoks şöyle bir yol izlemektedir: (1) Bir şeyle duygusal bağ kurmak için onun doğru olduğuna inanmamız gerekir. (2) Kurgusal eserlerin gerçek olmadığını ve karakterlerin var olmadığını biliriz. (3) Kurgusal eserlerle duygusal bağ kurarız. 170
Sayfa 170 - Bolca nokta koyduğum yerde alakasız bir yeri gereksiz yere konuyu uzatamamak adına kırptım·Kitabı okudu
Kafka
Hiçbir şeyin düzgün ça-lışmadığı ve kimsenin ne yaptığını gerçekten bilmediği duygusu. Neden ya da oyunun ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz olmadan sadece oynadığımız duygusu bu, kaybolmuşluk hissidir. Sartre ve Dostoyevski'nin aksine Kafka, karakterlerinin kendi yabancılaşmaları üzerine düşünmelerine asla izin vermez. Ve bu da onu hepsinden daha çekici kılan şeydir. Hepi-miz gündelik hayatta bir şeylerin ters gittiğini hissederiz ama ne kadar çabalasak da bunu kendimize bile açıklayamayız.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Beckett Bir Şeyleri Beklemek
Karakterler durmadan Godot'yu beklerler, tıpkı Sisifos'un kayayı tepeye doğru itmesi gibi. John Lennon bir keresindere demişti: "Hayat, siz başka başka planlar yapmakla meşgulken başınıza gelenlerden ibarettir". Kendi "Godot"muzu beklerken haya-tımızın ne kadarını sadece ayak sürüyerek geçiriyoruz? "Godot" yaşamın anlamını bulma arayışımızı kolaylıkla temsil edebilir. Gerçek aşkı, özgürleşmeyi, yönümüzü değiştirmeyi, ruhsal aydınlanmayı ve hatta belki de ölümü bekliyor olabiliriz. Hayat, soyut ve gizemli bir geleceği beklerken kendimizi meşgul etmenin rutini ya da saçmalığıdır. Ve biz farkına bile varmadan perde iner.
Sayfa 161·Kitabı okudu
Berkeley'in bu noktanın altını çizmek için zekice bir argümanı vardır (tam olarak ana argüman olarak adlandırılır). Ve hepimizin evrendeki her şeyin temelinde yattığını varsay-dığımız bu algılanamayan maddeyi hayal etmeye çalışmamızı ister... Ama bunu yapamayız. Maddeyi hayal etmek için daima daha önce yaşadığımız bir deneyimden yararlanırız. Bir ağacın düştüğünü hayal edebiliriz, çünkü daha önce mutlaka ağaç görmüşüzdür. Ama herhangi bir duyusal niteliği olmayan bir nesneyi hayal edebilir misiniz?
Reklam