"Esselâmü aleyküm"
Birine "Esselâmü aleyküm" dediğinizde, aslında onun için şu duaları etmiş olursunuz: ​Allah onu her türlü afetten korusun. ​Hastalıklardan korusun. ​Delilikten ve akıl sağlığını bozacak her türlü musibetten korusun. ​İnsanların şerrinden muhafaza etsin. ​Günahlardan ve kalp hastalıklarından korusun. ​Cehennem ateşinden kurtarsın. ​Sonuç olarak "Es-selâm" sözü, tüm bu anlamları içinde barındıran kapsamlı bir duadır.
Taş gibi mi ? Emanet gibi mi ?
İnsan bazen bir başkasını doğrudan yaralamaz; fakat onun konuşacak yerini daraltır, kendini anlatma hakkını elinden alır, özelinde saklı kalması gereken bir bilgiyi toplu bir hüküm cümlesine dönüştürür ve sonra da bütün bu incitmeyi hakikat adına yapılmış bir cesaret gibi gösterir. Oysa insanın itibarı, yalnızca kendi adına sahip çıkmasıyla değil, başkalarının onun adını hangi niyetle andığıyla da korunur. Birinin geçmişini, hatasını, mahremiyetini, kırılganlığını veya kendini açıklamakta zorlandığı bir yanını herkesin önüne bırakmak, çoğu zaman adalet aramak değil, içimizdeki eski hasedi yeni bir dile tercüme etmektir. İlk insan hikâyelerinden bugünün dijital meydanlarına kadar değişmeyen şey, kötülüğün çoğu zaman uzaklardan değil, insanın kendisine en yakın gördüğü yerden başlamasıdır. Aynı sofradan kalkmış, aynı sözü duymuş, aynı inanç kelimelerini öğrenmiş insanlar bile, kalbin terbiyesi eksik kaldığında, birbirlerinin yükünü hafifletmek yerine birbirlerinin adını ağırlaştıran bir imtihana dönüşebilir. Bugünün dünyasında insanı yok etmek için artık elin kirlenmesine gerek kalmadığını, bazen bir cümlenin, bir ima kırıntısının, bir ekran görüntüsünün, bir alaylı suskunluğun veya dindarlıkla süslenmiş bir ithamın, bir ömrün üstüne ağır bir gölge gibi çökebildiğini görmek zorundayız. Çünkü çağın en tehlikeli yanı, kötülüğü kaba görünümünden çıkarıp nezaket, ahlak, iman, doğruluk ve kamu yararı kılığına sokabilmesidir. Kardeşlik yalnızca aynı sofraya oturmak, aynı soyadı taşımak, aynı inanca mensup olmak veya aynı mahallenin insanı olmak değildir; kardeşlik, bir insan düşerken kalabalığın arasına karışıp seyirci olmamak, onun en zayıf anını kendi üstünlüğümüzün delili hâline getirmemek, hakikati savunurken bile merhametin kapısını kapatmamaktır. Belki de bu çağda
Hayata Dair
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
BELKİ çok varlıklı değildik...Ayakkabılarımız da hep marka değil di...Elbiselerimizi annem diker,kazağımızı annem örerdi.Mutluyduk...Korkmazdık... Okulumuz öğretmenimiz güzeldi...Andımızı okurduk. Fabrikalarımız bizimdi. Yollarımız bizimdi. Köprülerimiz de... En çok müslüman yoktu....Herkes insandı.Herkes cennetlik...Komşuluk vardı. Gaz yoktu. Tek odada kömür sobası. Ama hiç üşümezdik. Bir roman yazsan sığmaz buralara. Kopya yoktu.Herkes kendi alınteri ile gelirdi biryerlere. Din konuşulmaz, herkes ibadetini yapardı... Demokrasi vardı. TRT bizimdi. Dinlerdik Yurttan sesler. Zeki Müren ,Neşet Ertaş,Bedia Akartürk. Aşık Veysel. Radyo tiyatrosu dinlerdik. Hepsi bizimdi. Televizyon siyah beyazdı ama bizim için rengarenkti. Kaptanın Seyir Defterini o zaman not ettim. Elektrik Kurumu bizimdi. Buğday bizimdi. Saman bizimdi. İnek bizimdi. Komşu teyzelerle akşamları yazlık sinemalara giderdik. Ya da çıngır çıngır çaylar börekler eşliğinde hoş sohbetler vardı. Kimse kimseye kışt demezdi. Kimse kimseye sen şucusun ben bucuyum filan demezdi. Türk tütünü vardı.Pancar vardı.Türk şekeri vardı. Sümerbank vardı.Etibank vardı. Halkbank vardı.Sokaklarda akşama kadar oynardık. Eller tozlu. Dizler yırtık. Kimse bizi kaçırmazdı annelerimiz korkmazdı. Gençlere eski Türkiye’yi anlatın diyorlar. Nasıl anlatalım? Demezlermi ne yaptınız böyle? Neticede..... Varlıklı değildik. Belki ayakkabımız yamalıydı. Kıyafetleri annem diker. Kazağımı annem örerdi,ama Mutluyduk ! Korkmazdık ! Okulumuz öğretmenimiz güzeldi. Andımızı okurduk. Fabrikalarımız bizimdi. Yollarımız bizimdi. Köprülerimiz de.. Çoğumuzun cebi delik, ancak gönlü zengindi. Sofralarımız bereketli, yediklerimiz sağlıklıydı.
"Mayın tarlasında dolaşıp durmuşum, aşk sanıp da Herkes arkamdan bağırmış, kimseyi duymamışım Savaş filmlerinde olur ya, yaralı yaralı devam etmişim Sonuna kadar aşk ya, yanımdasın sanmışım Mayın tarlasında yürüyüp durmuşum, aşk sanıp da Tel örgülerde durmamış, bi' delikten geçmişim Her şey bana "Dur" demiş; kulağım darbe almış, duymamışım Sonuna kadar aşk ya, sadece inanmışım Mayın tarlasında bir adam sevmişim, aşk sanıp da Soyunup korkusuzca, çırılçıplak kalmışım Aşk filmlerinde olur ya, işte öyle sevmişim sonunda Bedenim sağlam bulunmuş, yüreğim paramparça Koşmuşum, düşmüşüm, kalkmışım Sevişmek, sevmekten gelir, inanmışım Elimden tuttuğunda öyle bi' güvenmişim ki Bize bi' şey olmaz sanmışım" Şebo ❣️
Acaba övdü mü sövdü mü, edebiyat akıl işi midir deli işi midir? Tartışma konusu olması gereken yerler var
Saçma sınıf sözlerimiz Gün1
Delivery deli kime veriyi -Nesibe, Nisa, Rana-