6/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 09:04
“Anlıyor musun, kıskanıyorum. Bir deli gibi, bir çılgın gibi kıskanıyorum. Bu gözleri, beni deli eden, çıldırtan bu güzel gözleri, bu siyah gözleri kıskanıyorum… Onlarda bir başka hissin, bir başka hayalin gölgelerini görmek istemem. Onlarda yalnız ben yaşamak, yalnız ben ölmek isterim…” 1911 yılında yayımlanan Siyah Gözler, genç yaşta dul kalmış ve bu sebeple toplumun baskıcı ahlak duvarları arasında sıkışıp kalmış bir kadının gözünden yazılmış. Hem olay örgüsünü, hem türü hem de dönemini düşününce böyle bir kitapta olayların kadın bakış açısından yazılmış olması ve özellikle de kadın karakterin yaşanan aşk için daha etkin, daha baskın tarafta olması bana çok ilginç geldi. Kitap boyunca, kendisinden daha genç olan bir erkeğin aşkına dair şüpheleri, toplumun bu ilişkiye yapacağını düşündüğü yorumlar, sonrasında yaşayabileceği yıkım ve mahvoluş gibi ihtimallerin düşüncesiyle savaş veren ve bu sebeple asıl yıkıma uğrayan bir kadını takip ediyoruz. Olaylar ve durumların arasında çok hızlı geçişler olmuş ama önemli olan yaşananlardan ziyade ana karakterimizin toplumsal baskıyı içselleştirmiş oluşuyla birlikte yaşadığı krizleri, suçluluk duygusu ve paranoyaları olduğu için o geçişlere çok takılmadım. Kitap o kadar iyiydi ki Siyah Gözler ve Cemil Süleyman Alyanakoğlu hakkında hiçbir şey duymamış olduğuma çok şaşkınım.
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,059 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2026 453. kitabı
Olan şeyler, olabilecek bazı şeylerin yolunu açarken, bazı şeylerin yolunu tıkar. Olmayan şeyler ise, bazı şeylere—olmak imkânını kuvvetli bir şekilde taşısalar bile—fırsat vermez Mehmet Erte Dört bölümle karşılıyor okuru erte Delik: Kitabın ilk bölümüdür. Sıradan olayların paranoyak bir zihnin işleyiş süreci içinde, ironik ve paranoyak Bir zihin süzgecinden geçirerek gerçek soyutu altüst edern eden bir dille öyküleştirilmesini kapsar İnsan nereden devam edebilir? S:22
Hikaye (Öykü) Edebiyat
Bakışın Kirlettiği AynaMehmet Erte · Yapı Kredi Yayınları · 200843 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ben bir gerizekalıysam, sen bir geri kalplisin...
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:13
İlk defa dünyayı sınırları olmayan bir delinin veya dahinin gözlerinden görüyorsunuz. Kitabı okuyan herkesin "Asil bir deli mi, dahi mi?" diye sorduğuna eminim. Bence Asil insanların ciğerini bilen, gelgitleri ola bir deli. Düşünceleri, deneyleri, milletvekiline yaptırdığı açıklamalar sonucu aldıkları, gördükleri dahiceydi fakat bunları yapmaya ancak bir deli cesaret edebilirdi. Bu konuda fikrimi söylesem de bir gözünün mavi, ötekinin yeşil olmasının sebebi sanırım hem deli hem dahi olduğunu gösteren bir işaretti. (Aynı yüzde bulunan iki ayrı renk, iki ayrı dünya ve belki iki ayrı bilinç .. ) * Biraz zaman geçtikten sonra gözlerinden biri kahverengiye dönüşüyordu ama yine de iki ayrı renkti.* Bazı insanlar delilerin çok düşünmekten o hale geldiğini söyler ya, bu kitabı okuyana kadar bu düşünceye katılmıyordum ama okuduktan sonra bir şüphe kaldı diyebilirim. Tam anlamıyla katılamıyorum çünkü her şey bir mektupla başlıyor ve annesi Asil'in doğuştan bir zihinsel gelişim bozukluğu olduğunu söylüyordu. Şuana kadar okuduğum yabancı kitaplarda bile bu kadar geniş ve farklı bir dünyaya açılmamıştım, Asil benim hem sempati duyduğum hem de çekindiğim bir karakter oldu. Onu çevresindeki normal insanlar anlamadı hatta en güçlü iletişimini Yahya adında bir çocukla kurdu. Çünkü çocukların dünyası yetişkinlerinki kadar sığ değildir bence bu da atlanmaması gereken bir detaydı. Asil ölürken Yahya'nın bir gözünün mavi, bir gözünün yeşile dönüşmesi de kapattıktan sonra düşünmeye yöneltti. Kitabın sonunda Azil'in anlamına yer verilmesi de hoşuma gitti çünkü bu bilgi kitabın başında verilseydi bu kadar etkili olmazdı. Üzerine söylenecek çok cümle var ama ne yazık ki düşüncelerim ve hislerim anlatmaya yetmiyor... Azil Azil Hakan Günday
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Bir delinin anilari
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:10
Batan Güneş – Kitap İncelemesi Japon edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Osamu Dazai, "Batan Güneş" romanında yalnızca bir ailenin çöküşünü değil, savaş sonrası Japonya'nın ruhsal ve toplumsal yıkımını da anlatır. Roman ilk kez 1947 yılında yayımlanmış ve Dazai'nin en önemli eserlerinden biri kabul edilmiştir. Romanın merkezinde Kazuko, annesi ve savaştan dönen kardeşi Naoji vardır. Bir zamanlar aristokrat olan bu aile, savaşın ardından ekonomik ve sosyal olarak çökmüştür. Eski dünyanın değerleri yok olurken karakterler de kendi kimliklerini, inançlarını ve hayata tutunma nedenlerini sorgularlar. Dazai'nin en büyük başarısı, büyük olaylardan çok insanların iç dünyasını anlatabilmesidir. Kazuko'nun yalnızlığı, Naoji'nin umutsuzluğu ve annenin sessiz asaleti uzun süre akılda kalır. Özellikle Naoji karakteri, yazarın kendi hayatındaki karamsarlığı ve yabancılaşmayı yansıtan güçlü bir figürdür. Romanın adı olan "Batan Güneş", yalnızca aileyi değil, savaş sonrasında çöken Japon aristokrasisini ve eski Japonya'yı simgeler. Bir dönemin kapanışı ve yeni bir dönemin sancılı doğuşu kitap boyunca hissedilir. Dazai'nin dili sade ama son derece etkileyicidir. Kısa bir roman olmasına rağmen yoğun bir melankoli taşır. Bu nedenle kitap herkese hitap etmeyebilir; ancak yalnızlık, aidiyetsizlik ve varoluş üzerine yazılmış güçlü eserleri seven okurlar için unutulmaz bir deneyimdir. Okurken insan, karakterlerin umutsuzluğunu sadece anlamaz, hisseder. Değerlendirme "Batan Güneş", savaş sonrası Japon toplumunun aynası olduğu kadar insan ruhunun karanlık köşelerine yapılmış bir yolculuktur. Dazai, umutla umutsuzluk arasında salınan karakterleri aracılığıyla şu soruyu sordurur: Eski hayatımız yıkıldığında yeni bir hayat kurabilir miyiz? Puanım: 9/10 "İnsan bazen bir
Batan GüneşOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20234,558 okunma
10/10
·176 syf.··
2026 18. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:42
Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise bakış açınızı değiştirir. Bu kitap benim için ikinci gruptaydı. Hz. Muhammed (S.A.S.)’in insanlara yaklaşımını, öğretirken kullandığı inceliği ve merhameti okudukça aslında en etkili eğitimin kalpten geçtiğini bir kez daha gördüm. Dilinin akıcı olması sayesinde hiç sıkmadan ilerliyor. Altını çizmek isteyeceğiniz birçok cümle var. Sadece eğitimcilerin değil, anne-babaların, insanlarla iletişim kuran herkesin rehber niteliğinde okuması gereken kıymetli bir eser.
Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed (SAS) ve Öğretim MetodlarıAbdulfettah Ebu Gudde · Takdim Yayınevi · 20231,821 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:30
Tuhaf Ev, aslen bir YouTube fenomeni olan Japon yazar Uketsu’nun acayip merak uyandıran bir korku-gerilim kitabı. Kitap tamamen bir evin gizemli çizimleri ve üç kişinin bu planlar üzerine yaptığı diyaloglar üzerinden ilerliyor. Siz de okurken elinizde olmadan o çizimleri yan yana koyup karşılaştırıyor, adeta evi kendiniz incelemeye başlıyorsunuz. Çok basit bir dille yazılmış olmasına rağmen müthiş bir merak unsuru barındırıyor. Elinizden bırakamıyorsunuz, su gibi akıp gidiyor. Özellikle uzun süredir kitap okuyamayan ve keyifli vakit geçirmek isteyenler için meraktan delirten, şahane bir hızı var. Gelgelelim, kitabın sonu benim için tüm o büyüleyici süreci mahvetti. Hikaye boyunca büyük bir ters köşe bekledim ama maalesef o gerilimin hakkını veren bir şaşırtmaca yoktu. Sonu o kadar ütopik ve zorlamaydı ki, kitabın başında o yaratılan harika gizemi ve atmosferi sonunda tamamen yok etmişler. Çok daha inandırıcı, "Vay be, demek böyleymiş!" dedirten bir finali hak ediyordu. Yine de sonunu bir kenara bırakırsam, sunduğu o bulmaca çözer gibi okuma keyfi için kesinlikle tavsiye edeceğim, çok eğlenceli bir deneyimdi.
1000Kitap
Tuhaf EvUketsu · Nox Yayınları · 2026974 okunma