...🍂•
Anılar defterinde gül yaprağı gibi
Unutuldum kurudum
Başıma düştü sevda ağı
Bir başıma tenhalarda kahroldum
Sen kim bilir rüzgârlı eteklerinle
kim bilir hangi iklimdesin
Ben sensiz bu sessizlikle
Deliler gibiyim
Sensiz bu sessizlikle...
....
#yedigüzeladam
Cahit Zarifoğlu
Denge
bizlerden dışarı gidemiyor vahşet
kan-tetik ilişkisi: İntikam
ne canlar saklar âh umulmadık efkâr
meydanlarda kovulan replikler arka sokak
resmi tarihle işgüzarlık eskiyen suretlerde
ey nöbetçi: geceyi tutanağa geçir
eskidik
biz
linçlerle tazelenir zifiri karanlık
unuttun mu çılgın çocuk, kalıcıdır bu hile şarkta
deliler
kalemlerini koltuklarında saklarlar
Halil İbrahim Özcan
...
Hayat hırçın dalgalarla dolu zorlu bir gemi yolculuğu; bizse o koca denizin ortasında, nereye gittiğimizi bilmeden rüzgarla sürüklenen birer yaprağız. Rüzgar sert estiğinde savrulmamız, bazen yönümüzü kaybetmemiz çok doğal. Önemli olan o rüzgarda kırılmamak.
Belki de en büyük hatayı, her zaman bir rotamız olması ve limana ne zaman varacağımızı bilmemiz gerektiğini düşünerek yapıyoruz. Hayat bazen sadece akışa teslim olabilmeyi, nereye varacağımızı deliler gibi düşünmek yerine sadece o anki rüzgarı hissetmeyi gerektiriyor.
bu metin tarafımdan yazılmıştır.
Geçen gün çizgi filmlerin o arkada dönen absürt dünyasını çekiştirmiştik ya, hani şu Tom'ların, Gargamel'lerin sadece kendi doğalarını yaşadıkları için nasıl günah keçisi ilan edildiklerini konuştuğumuz o masa... İşte o masaya bu sefer çocukken bizi uyutmak için anlatılan, ama büyüdükçe uykumuzu kaçıran o meşhur "masal kahramanlarını" davet ediyoruz..:)
Ormanın Asıl Sahibi: Kırmızı Başlıklı Kurt
Açılışı masal dünyasının en hakkı yenen, en yargısız infaza kurban giden misafiriyle yapalım: Kurt. Yahu bu adam ormanın yerlisi, kendi tapulu arazisinde, doğal yaşam alanında takılıyor. Bir kurdun doğasında ne vardır? Avlanmak. Sen elinde sepetle, kafanda kırmızı pelerinle (ki doğada avcı hayvanların dikkatini en çok çeken renktir) adamın bölgesine paldır küldür dalıyorsun. Kurt sadece doğasının gereğini yapıyor, biyolojik kodlarına sadık kalıyor diye hikayenin sonunda adamın karnına taşlar doldurup kuyuya atıyorlar! Soruyorum size; bir kere de o sepetten kurda bir dilim anneanne keki teklif edip orta yolu bulmaya çalıştınız mı? Hayır. Çünkü bu masal dünyası, kendi doğasını yaşayan dürüstleri sevmez; onları hemen "canavar" ilan eder. Kusura bakmayın ama bu hikayede kurt tamamen bir mülkiyet mağdurudur.
Külkedisi: Doğal Seçilimin ve Pazarlamanın Zirvesi
Gelelim o meşhur Sindirella’ya. Gece yarısı büyü bozulurken koca araba kabağa, atlar fareye, o şık elbise eski paçavralara dönüşüyor. Maddenin doğası gereği her şey aslına dönerken, ne hikmetse o cam ayakkabıya hiçbir şey olmuyor! Kusursuz bir illüzyon. O ayakkabı merdivende "kazara" düşmedi dostlar; Külkedisi o evden ve o üvey anne dırdırından kurtulmak için, insan doğasındaki o "statü atlama ve hayatta kalma" güdüsünü kullandı. Ayakkabıyı hedef odaklı bir şekilde oraya bıraktı.
Prens de tüm krallığı elinde ayakkabayla kapı