Bizans romanı, yahut 'Bizanten Roman', kahramanlarının bitmez tükenmez bir sergüzeştler dizisi içinde adeta soluk almaksızın hazan yaprağı gibi sürüklendiği bir tarzdır. Burada sevgililer; alçakça entrikalar yüzünden ayrı düşer, hedefi belli olmayan deniz yolculuklarına çıkmak zorunda kalır, korkunç birtakım düşmanların eline tutsak düşer, yanlışlıklar ve hatalı anlamalar birbirini kovalar, baskınlarda bir birine en yakın insanlar ayn yerlere savrulur, gemi kazaları, kıyafet değiştirmeler, gizlice tehlikeli konaklara sokulmalar gırla gider. Birbirine deliler gibi aşık iki genç insan yıllarca bir 'oh' diyemez. Makus talih onlara ancak ayda yılda bir kere sekiz on dakika biraraya gelme imkanı tanır, sonra yine ka derin sert bir darbesiyle aksi istikametlere sürüklenirler. .. Ya ni felaket bir durum . . . Sakın ezbere konuştuğumu sanmayı nız, neden bahsettiğimi çok iyi biliyorum . . . Kaç aydır benim de başımda buna benzeyen bir problem var. Bakalım nasıl hi tama erecek? İnşallah ermez. . . Bu 'Bizans Romanı' yahut 'Bizanten Roman' türünün adamakıllı dejenere bir tezahürü ne günümüz Türk gazetelerindeki bazı tarihf resimli roman tefrikalannda rastlayabilirsiniz.
Hepimiz hırsla bir şeylerin peşinde koşarız, ama ya hırsımızı gideremeyip yoksullaşırız ya giderdiğimizi sanır, bu sefer de zengin deliler olup çıkarız.
"Dur artık!" diye elimi kaldırdım. "Daren söylediklerini duyuyor musun? Bunu neden yaptın? Bütün bunları ne için riske
atıyorsun?"
"Bana öyle bakma," dedi. "Şaşırmış gibi davranma. Bu her şeyi senin için ilk kez riske atışım değil."