Ayfer Tunç'un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi romanı, bana yalnizca bir hikaye degil, neredeyse bir çağrışımlar ormanı gibi geldi. Her sayfasında yeni bir karakterin zihnine girerken, kendi zihnimin kuytularinda dolanıyormuşum gibi hissettim. Kitabi okurken sık sık şu düşünceye kapıldım biz kimiz ve gerçekten ne kadar biziz?
Romanın içinde anlatılanlar siradan insanlarin sıradan hayatlari gibi gorunüyor başta ama aslinda hiçbir sey siradan degil. Her karakter bir dönemi, bir düsünceyi, bir çikmazi temsil ediyor.
Gerçekle yalan, delilikle akil, tarih ile kişisel anlati öyle iç içe geçmis ki bazen bir karakterin söylediklerinin, benim kendi hayatimla bile alakasini kurdugum oldu. Kitabin ismindeki yalan yanlis anlatılan ifadesi bile insanin kafasinda koca bir soru işareti birakiyor. Çünkü zaten hayatlarimiz da hep biraz oyle degil mi? Herkes kendi hikayesini anlatiyor ama hiçbiri tam doğru değil.
Kahvemi içerken sayfalari çevirdiğim anlarda bu kitap bana sadece geçmisi degil bugünü ve beni de düşündürdü. Tam bir edebi yüzleşme. Çok kişisel, çok karmaşık, çok insanca.
Içinde kaybolmaya hazirsan, bu kitap seni bekliyor.