İnsan biriyle tanıştığında sonrasında yaşanacakları bilemiyor. Karşısındaki yabancı çehreyi belki bir daha hiç görmeyecek, belki de artık onsuz tek bir an dahi geçiremeyecek.
Her şehri garibanlar kurar. Başka bir şehirden kovulanlar. Yollara koyulanlar. Yollarda sevdiklerini yitirenler. Umutsuzluğa düşenler. Ölmek isteyip de bir türlü ölemeyenler. Sürünenler. Onlar kurarlar tüm şehirleri. Ve yine onlar yıkarlar. Garibanlar. Onlar bu şehri terk ederse filhakika yıkılır buralar.
İnsan sevdiğini bazen ne yapacağını bilemez Adnan Abi
Erkeklere satar. Kasıklarına bıçak saplar. Beynine kurşun sıkar. Onu betona gömer. Aşkla şiddet bazen aynı şeydir. O yüzden ikisi de çok tehlikeli.
biz hepimiz, kadınlar ve adamlar, gençler ve yaşlılar, tembeller ve çalışkanlar, hevesliler ve bitkinler, hızlılar ve yavaşlar, şuurlular ve şuursuzlar, başarılılar ve başarısızlar, inançlılar ve inançsızlar, akıllılar ve aptallar, kurnazlar ve saflar, aldatanlar ve aldananlar... Biz hepimiz hep ve hâlâ o evlerden/evden/evlerimizden çıkıp işe/o işe/işlerimize gitmek için her sabah aynı saatte aynı şeyleri yapanlar, devamlı ve de hep birlikte aynı inançla/şuurla/korkuyla yaşamaya hazırlananlar... Her birimiz, bu döngünün dışına çıkarsak hayatta kalamayacağımızdan adımız gibi eminiz. Döngünün içinde olmakla dışında olmak arasındaki farkı düşünmek için ne zamanımız var ne de cesaretimiz. Ama heyula gibi korkularımız var.