Oysa insan bazen vazgeçmeyi de bilmeliydi. Mesela ben, onca uğraşıma rağmen kucağıma bir çocuk alamayınca, ne delirdim ne de ruhumu savaş meydanına çevirdim. Uzatmadan, saplanmadan, kaybolmadan, bunu bir ceza yahut mükafat gibi görmeye çalışmadan, sadece kabullendim. Kapılarımı açık bıraktım ama eşikte durup beklemeyi de kestim.
Harp ne garip şey değil mi? Bir bir
değil, ağa takılmış balıklar gibi toplu halde... Şairleri bile öldürüyorlar. Ve hatta çocukları bile. İncecik ayak bilekleriyle... Ve biz ölümlerden ölüm beğenir gibi saf tutabiliyoruz yine de.
Bazıları, başkalarının acısına uzaktan bakıp kederlenmekle iyi insan olunabileceğini sanıyor. Hatta sadece kendi iyiliğinin altını çizebilmek için üzüntüsünü ele güne duyurmaya çalışıyor. Oysa şunu iyice öğrendim ki, vicdandan en çok söz edenler, sadece başkalarının kurbanlarına üzülen katiller. Kabullenmek zor ama aslında, başkalarının acısına bakarken insanda kederden ziyade hodbin hisler uyanıyor.Şükretme duygusu; Duyguların en ikiyüzlü, en sefil olanı. Haline şükretmelerin en rezilcesi, başkalarının haliyle mukayese edilerek yapılanı... O zaman insan Yaradan'a, verdiği mutluluklar için değil, olsa olsa başkalarına verip kendinden esirgediği acılar için teşekkür ediyor. Sana şükürler olsun ki beni değiI, onu seçmişsin diyor!.
Sana özgürlük ve bereket vaat edecekler. Bir de ülkeni düşmanlardan temizlemeyi... Böylece düşmanların olduğunu öğreneceksin, düşmanlarından korkmayı da tabii. Onlarsa korkunla palazlanacaklar. Güç ve iktidar zehirli sarmaşık gibi kaplayacak benliklerini. Şefliklerini ilan edecek, yüceltip yeni baştan isimlendirecekler kendilerini. İnandığın her şeyi, birleştireceklerini söyledikleri yerden parçalayıp ayıracaklar. Yokluğun hesabını yoksullardan, zulmün hesabını mahpuslardan soracaklar. Kendilerinden olmayan herkesi bir bir
cezalandıracaklar. Aralarında eşin, dostun, arkadaşın olacak. İsyanın kıyısına geldiğinde, içindeki korku aç bir hayvan gibi atılıp sesini yutacak. İnanmaya çalışır gibi kendi kendine sayıklayıp duracaksın; 'yüce amaçlar uğruna, kurunun yanında
elbet yaş da yanacak.' Etrafındaki zulmün çehresine kederle bakakalacak, korkuyla suspus olacaksın. Ama ne sessizlik ne
de korku kurtarmaya yetecek geleceğini. Sessiz kalarak ateşine odun attığın bu cehennemden payını alacaksın. Ne kadar
susarsan o kadar yanacaksın!"