Anglo-Amerikan iktidar odakları müslümanların dini duygularını okşayarak onların ''komünizme'' karşı bir siper oluşturmalarını sağlamaya çalıştılar.Bir kez bu siper oluştu mu,bu siperi oluşturanların sermaye hakimiyetine dayalı bir hayatın bekçileri haline getirilmeleri işten bile değildi.
Sosyalist veya kapitalist hedefler uğruna müslüman halkın duygularının sömürülmesi geçmişte olduğu gibi günümüzde de yaşanan olaylardandır.Bunda şaşılacak bir yan da yok.İslam'a karşı olanların soğukkanlıklıkla yürütebilecekleri bir faaliyet bu.Ama ya bizzat bazı müslümanlar bu hedefleri ''İslami'' saylarlar ve kendi müslümanlıklarını da bu hedeflere olan bağlılıklarıyla anlamak isterlerse? Yani müslüman olmayan zümre ve çevrelerin bir manevrası değil de bizzat müslüman davranışları gösteren kimselerin bütün öteki müslümanlara getirdikleri bir programla karşı karşıya isek ne yapacağız?
Günümüzde artık müslümanların yabancılar için çizdikleri rotayı değil,çeşitli müslüman kümelerin ''İslam''anlayışlarını tartışmak gerekiyor.Çünkü bir hayat tarzı olarak İslam'ı gözönüne almanın mümkün ve muhtemel olduğu gün geçtikçe daha fazla dikkati çeker oldu.İşte bu noktada sosyalist ve kapitalistlerin İslam'ı ''kullanmaları'' önlenmek istenirken,sanki İslam'ın doğrudan doğruya müslümanlar tarafından kullanılması gibi bir mesele çıkıyor karşımıza.
Müslümanlar yürüdükleri yol itibariyle insanlar arasında İslam'ın temellerini pekiştirecek bir tercih yapmaktansa,İslam'dan bir kalkınma yöntemi,bir ideal toplum düzenine varma imkanı,modern çağın getirdiği değişikliklere sancısız bir adaptasyon gücü olarak yararlanmak istiyorlar.Yani gayr-i müslimler İslam' kullanacağına,biz inananlar kullanalım daha iyi,der gibidirler.Doğrusu müslümanların İslam'ı bir araç olarak görmeleri yabancıların müdahalelerinden daha etkili sonuçlar verebilir.Dolandırıcılıkta,dolandırılan kimsenin hileyi sezmesi gibi bir tehlike vardır.Ama insan kendi kendini kandırmayı seçmişse bu aldanışın ucuz ve kolay yolunda aldanan ve aldatan aynı taraf olacak,sonuçtan sorumlu olan da aynı taraf olacaktır.
BUHRANLARIMIZ (SAİD HALİM PAŞA)
.
.
.
Acaba kader bizi daima bir aşırılıktan ötekine düşmeye mi mahkum edecek? Eski devirlerde,aydın sınıfımızın en büyük kusuru,batı medeniyetini tanımak,bu yüzden de ona karşı daimi bir düşmanlık beslemek idi.Halbuki,şimdi de,batı hayranlarının eskisine tamamen zıt bir duruma düştüklerini görüyoruz.Bunlar tanımadıkları için kendi memleketlerine yabancı kalıyorlar,fakat şi'r ü hayal ile devamlı arzu ettikleri yabancı medeniyete karşı aşırı bir bağlılık içinde kendilerini unutuyorlar.
.
.
.
Bugünkü geriliğimiz,varmak istediğimiz hedefin ne olduğunu bilmeyişimizin neticesidir.Milletçe yükselmek için batı medeniyetinden istifade etmek lüzumunu duyduk.Bu düşünce,nasıl olduysa ''bunun için mutlaka batılılaşmamız gereklidir'' gibi yanlış bir kanaat doğurdu.İşte bütün gayretlerimizi faydasız ve güdük bırakan en esaslı yanlışımız bu olmuştur.Bun yanlış kanaatten bir de ''Kurtulmak için her bakımdan batı milletlerini taklide mahkumuz'' fikri doğmuştur ki, bu da öteki kadar kötü ve yersizdir.