Vladimir Lenin.
Yalancılar ve iki yüzlüler, beyinsizler ve körler, burjuvazi ve yandaşları, genellikle özgürlük, genellikle eşitlik ve demokrasi konusundaki boş sözleri ile halkı aldatmak isterler. İnsanlara şunu söylüyoruz: Yalancıların maskelerini kaldırın, körlerin gözlerini açın!
Haziranda ölmek zor. 🇹🇷🤲😪 Şairlerin göç mevsimi.. Orhan Kemâl🥀
İslâm dünyasının hazin halinin de özeti:RAŞİD GANNUŞİ
84 yaşındaki Raşid Gannuşi’nin açlık grevi: İslâm dünyasının hazin halinin de özeti  Bugün 84 yaşındaki Gannuşi’nin bedeni zayıflıyor ama düşünceleri hâlâ güçlü: “İslam, insanı özgürleştirmek için
Alıntı
Batısızlık, Batılı milletler ve halkların küresel pastada sahip oldukları dilimin azalması anlamına gelmektedir. Demografik, ekonomik, askerî ve kültürel açıdan çok daha çeşitli bir küresel geleceğe doğru son sürat ilerliyoruz. Batı’nın yüzyıllar süren muazzam etkisi üzerine inşa edilmiş olan günümüzle ilgili kesinliklerimizin birçoğu, dünya genelinde insanlar tarafından yeniden sorgulanıyor. Batı’nın küresel etkisinin azalması hızlanıyor, bu da ayaklarımızın altındaki zemini sarsıyor… Batı’nın yüzyıllardır inşa etmekte ve nüfuz etmekte rol oynadığı dünya yıkılıyor ama ne kadar hızlı ve hangi şekillerde değişiyor? Batı’nın küresel etkisinin devam ettiği alanlarla çoktan güçten düştüğü alanları birbirinden ayırabilir miyiz? Bir kısmı Batı’da, bir kısmı da başka yerlerde olmak üzere birden fazla güç ve nüfuz merkezinden oluşan dünya şimdi nasıl işleyecek? Ve daha az Batı merkezli bir dünyadan korkmalı mıyız yoksa bu olumlu bir fırsat olabilir mi? Batısızlığın hızla ilerlediğini keşfedeceğiz. Bazı yerlerde düşündüğünüzden çok daha fazla ilerlemiş durumda. Şimdi asıl soru ne kadar ileri gideceği. Avrupa’nın hâlâ ABD’nin gücü ile büyük ölçüde korunduğu Batı dünyası, ayrıcalıklarından isteyerek vazgeçmeyecektir…
Edebiyat
Şu bozuk düzenin içerinde hala ayakta durmaya çalışan zihnim ve bedenim bu savaşı daha ne kadar sürdürecek. Sistem çürümüş, adalet duygusu zedelenmiş, gelecek belirsiz, beden ve zihin ise sürekli bir savaşa mahkûm edilmiş gibi hissettiriyor. Acizlik hissi çok gerçek. Direnmek yorucu, bazen anlamsız bile geliyor. Acaba diyorum her şeye karşı dimdik durmak yerine, kendi küçük dünyamda korunaklı bir alan yaratmak daha sürdürülebilir olmaz mı? İşin kötü tarafıda karar verme hakkına bile sahip olmadığının gerçeğiyle yüzleşiyorsun verdiğin her karar sistem tarafından reddedilip kalıyorsun gene kararını vermediğin kararların içerisinde boğulmaya. Bazen de bir süre daha değil diyorsun, bugünü atlatmak yeterli oluyor. Yarınki direniş yarına kalıyor, sonra bir yarın daha, bir tane daha, bir tane daha..
Edebiyat
Genel merkezlerin o boğucu bürokrasisinden kaçarken karşımıza çıkan şey çoğu zaman daha katılımcı bir demokrasi değil belediye başkanının kendi şahsi krallığı oluyor. Siyaset biliminde buna yerel
1000Kitap