Gidiyorum anne… Uzak bırakılmış hayallerimin, Kelepçeye vurulmuş umutlarımın peşine gidiyorum. Bir ömür boyu içimde taşıdığım sessizliğin, Yaralı çocukluğumun izlerini alıp gidiyorum. Ardımda yarım kalmış türküler, Kapısı hiç çalınmamış sevinçler bırakıyorum. Bir halkın acısını, Bir annenin gözyaşını, Bir çocuğun büyüyemeyen düşlerini sırtıma vurup gidiyorum. Bilirim anne, Her gidiş biraz eksiltir insanı. Ben de eksile eksile çoğalan yaralarımı alıp gidiyorum. Ne zafer türkülerim var cebimde, Ne de dönüşe dair kesin sözlerim… Sadece suskun gecelerden kalan bir hüzün, Ve yüreğime ağır gelen memleket hasreti… Belki bir gün, Dağların rüzgârı adımı taşır sana. Bir yabani çiçeğin kokusunda, Bir dengbêj ağıdında, Bir sonbahar akşamının sessizliğinde duyarsın beni. O vakit bil ki anne, Ben bir kavganın değil,
Hem yakınsın bana, Hem çok uzak... sanki aynı göğün altında değiliz. Hem çok tanıdık, bir "dengbêj" ezgisi gibi içimde... Hem çok yabancı, Bilmediğim bir lügat gibi. Sende biraz memleket var, ama ben oraya dönemiyorum işte...
1K
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Em ji xelkê re dost û yar in, Em ji hev re gur û mar in. Em ji xelkê re cîh û war in, Em ji hev re erdê sar in. Em ji xelkê re dengbêj in, Em ii hev re lal û gêj in.
Kurdî
Zembilfiroş hikayesi
Zembilfiroş, Kürt sözlü edebiyatının (dengbêjlik geleneğinin) en köklü, en hüzünlü ve destansı aşk hikayelerinden biridir. Kelime anlamı olarak "Zembilfiroş", Kürtçede "Sepet Satıcısı" (Zembîl: Sepet, Firoş: Satıcı) demektir. Hikaye, sadece beşeri bir aşkı değil; sadakati, nefis mücadelesini ve inancı anlatır. Genellikle Diyarbakır (Farqin/Silvan) veya Mardin civarında geçtiği kabul edilir. İşte o etkileyici hikaye: Saraydan Dervişliğe Uzanan Yol Zembilfiroş, asıl adıyla Mir Said, çok zengin, güçlü ve yakışıklı bir bey oğludur. Hayatını lüks, av partileri ve eğlence içinde geçirmektedir. Ancak bir gün ava çıktığında, tesadüfen bir mezarlığa yolu düşer. Orada bir mezarcının insan kemiklerini toprağa yerleştirdiğini görür. Bu manzara Mir Said’in içinde derin bir varoluşsal krize yol açar. "Dünya malı, şan, şöhret geçicidir; baki olan tek şey ölümdür" diyerek her şeyi geride bırakmaya karar verir. Sarayını, servetini, makamını terk eder. Eşini ve çocuklarını yanına alarak bir derviş gibi yollara düşer. Geçimini sağlamak için de kamışlardan sepet (zembil) örmeyi öğrenir. Artık o, şehir şehir gezip sepet satan Zembilfiroş'tur. Gülhatun'un Aşkı ve Nefis Mücadelesi Zembilfiroş'un yolu bir gün rızkını ararken Diyarbakır’ın Silvan (Farqin) kalesine düşer. Sokaklarda "Zembîl firoş im, zembîl firoş im..." (Sepetçiyim, sepetçi...) diye haykırarak gezerken, kalenin burçlarındaki sarayın penceresinden o dönemin beyinin eşi olan Gülhatun onu görür. Gülhatun, Zembilfiroş’un asil duruşuna, yüzündeki nurani güzelliğe ve sesine ilk bakışta vurulur. Hemen hizmetçilerini gönderip sepet satın alma bahanesiyle onu saraya çağırtır. Zembilfiroş saraya girdiğinde, Gülhatun ona aşkını ilan eder. Ona dünyalık tüm zenginlikleri, altınları, saray hayatını yeniden sunmayı vadeder; tek bir
Kurmancî
Em ji xelkê re dost û yar in, Em ji hev re gur û mar in... Em ji xelkê re cîh û war in, Em ji hev re erdê sar in... Em ji xelkê re dengbêj in, Em ji hev re lal û gêj in... Em ji xelkê re hevîr in, Em ji hev re kevir in... Em ji xelkê re hevalin Em ji hev rê neyarin... Em ji xelkê re şîr in, Em ji hev re şûr in...
Kurdî