Öğretmek ve öğrenmeyi kolaylaştırmak, öğreticilerden ve hafızlardan değil, Allah tarafındandır.
Allah Adem (a.s.)'a isimleri öğretti. Onu öğrenmekte başarılı kıldı ve öğrenmesini lütfuyla kolaylaştırdı. Dâvûd (a.s.)'a zırh yapmayı öğretti. Nitekim, "Ona savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayi öğretti." (el-Enbiya', 21/80) buyurmuştur. İsa (a.s.) hakkında; "Allah ona yazmayı, hikmeti.. öğretecek" (Al-i İmrân, 3/48) buyurduğu gibi, tıbbı da öğretti. Hızır (a.s.) hakkında: "Ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik" (el-Kehf, 18/65)
Oysa Allah, zorun da Rabbi'dir, kolayın da. Zenginliği de, fakirliği de, gücü de, zaafı da O yaratır. Kendimize gelelim.
İnsan için "zor veya kolay" yoktur. Sadece Evrenin Sahibi'nin zorlaştırdığı veya kolaylaştırdığı vardır. O kolaylaştırmazsa parmağımızı kımıldatamayız, bakamayız, koklayamayız, yürüyemeyiz. Oysa, Evrenin Sahibi kolaylaştırırsa, sönen ocaklar bile küllerinden dirilir.
"Allah'ın bilgisi ve izni olmaksızın ne bir meyve tomurcuğundan çıkabilir, ne bir dişi hamile kalabilir, ne de hamile olan, yavrusunu dünyaya getirebilir"
"Kişi, kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah da onun yardımındadır." (Müslim, Zikir, 38).
“Kim bir musibete uğrayan kişiye taziyede (geçmiş olsun dileğil başsağlığı) bulunursa ona, o musibetzedenin sevabının bir misli verilir." (Tirmizi
Başkalarının derdini dinlemek, onları teselli etmek ve onlara yardımcı olmaya çalışmak daha çok bize yarar. Tıkanmış birine rehberlik etmek, asıl bizim tıkanık noktalarımızı açar.