Sonu olmayan kitapları, hikayeleri çok seviyorum. Bizim hayal gücümüze, bizim ruh halimize kalıyor karar verme yetkisi. Biraz da yazarla işbirliği içinde hissediyorum kendimi böyle kitaplarda. Hikayeyi o oluşturuyor, bitişini bize bırakıyor. Vahide, Deniz, Adrian... Herkes bir yerden eksik ama bir diğerini tamamlamaya çalışıyor. Hikayenin geçtiği dönemde yaşamış okurlar için daha etkileyici, daha vurucu bir kitap olacaktır muhtemelen ama bende bu kadar büyük bir etki bırakmadı.
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 2026172 okunma
Merhaba Sevgili Kitapsever Dostlarım bugün sizlere Sait Faik'in kaleminden Son Kuşlar kitabını anlatacağım.
Kitabın konusu: Son Kuşlar, Sait Faik'in 1952 yılında yayımlanan ve birbirinden bağımsız 19 öykülden oluşan bir eseridir. Kitaptaki hikâyeler çoğunlukla adalarda, deniz kıyılarında, balıkçı kahvelerinde ve İstanbul'un kenar mahallelerinde geçer. Yazar, sıradan insanların hayatlarını, yalnızlıklarını, umutlarını ve doğayla olan ilişkilerini büyük bir sevgiyle anlatır.
Kitabın merkezinde büyük olaylar değil, insanların duyguları vardır. Sait Faik; balıkçıları, çocukları, yaşlıları, yoksulları ve toplumun görmezden geldiği insanları hikâyelerinin kahramanı yapar. Aynı zamanda doğanın yok oluşuna, insanların açgözlülüğüne ve şehirleşmenin getirdiği değişimlere de dikkat çeker.
Kitaba ismini veren Son Kuşlar isimli öyküde adaya göç eden kuşların artık eskisi kadar gelmediğini fark eder. Bunun nedeni Konstantin Efendi'nin ve çocukların kuş avlamasıdır. Küçücük kuşlar para karşılığında öldürülür, doğanın sesi yavaş yavaş susar.
Yazar sadece kuşların değil, çimenlerin ve yeşilliklerin de yok edildiğini görür. İnsanların doğaya verdiği zarar karşısında derin bir üzüntü duyar. Hikâye, gelecek nesillerin kuş seslerini duyamayacağı korkusuyla son bulur. Bu nedenle eser Türk edebiyatındaki ilk çevreci hikâyelerden biri kabul edilir.
Kitap hakkındaki düşüncelerim: Eserin en güçlü yönü, okuyucuya bir olay anlatmaktan çok bir duygu yaşatmasıdır. Deniz kıyıları, adalar, kuşlar ve balıkçılar öylesine canlı tasvir edilir ki okuyucu kendisini hikâyelerin içinde hisseder. Bununla birlikte kitap, hareketli olay örgülerini seven okuyucular için zaman zaman durağan gelebilir. Bazı hikâyelerde belirgin bir başlangıç, gelişme ve sonuç yapısı bulunmadığından okuyucu ne anlatılmak
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · The Kitap Yayınları · 202517,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
*spoiler*
kailey’in ryan ve cade arasında koşup durmasını takip etmek inanılmaz yorucuydu. kitap akıcıydı, maalesef basit olan tek şey dili değildi. kurgusu da bir o kadar sıradandı.
Bugün günlerden siir, hepinize musmutlu, huzur dolu harika bir hafta sonu diliyorum
Yepyeni, sıcacık bir kitap keşfiyle geldim
Sümeyye Taşer’in "Denizin İncisi" kitabını keyifle bitirdim ve hemen paylaşmak istedim
Bu güzel eser, yazardan okuduğum ilk kitap oldu
Kalemiyle tanışmak harika bir duygu
Kendisi o kadar tatlı, o kadar içten bir yazar ki kalbi sayfadan sayfaya akmış adeta softness
Kitabımız tam 117 sayfalık, su gibi akan, çok narin bir şiir kitabı
Şiirlerin her biri ruhu dinlendiriyor, insana derin bir nefes aldırıyor sükunet
En sevdiğim yanı ise kesinlikle yormayan, çok basit ve duru anlatımı oldu
Süslü kelimeler yok, direkt kalbe dokunan, sıcacık ve çok sade bir dili var
Hafta sonu kahvenizi alıp, bu güzel esere sığınabilirsiniz
Mutlaka şans verin derim
Deniz Kurdu – Jack London
Deniz Kurdu, benim için sadece denizde geçen bir macera romanı olmadı. Asıl etkileyici olan, birbirinden tamamen farklı dünya görüşlerine sahip karakterlerin çatışmasını okumaktı. Jack London, aksiyonun yanında insanın doğası, güç, ahlak ve yaşamın anlamı üzerine de düşündüren bir hikâye kurmuş.
Kitabın en dikkat çekici karakteri hiç şüphesiz Kaptan Wolf Larsen. Onu tek kelimeyle iyi ya da kötü diye tanımlamak mümkün değil. Son derece zeki, güçlü ve karizmatik ama aynı zamanda acımasız biri. Onun hayata bakış açısı zaman zaman insanı etkiliyor, zaman zaman da rahatsız ediyor. Bu çelişki karakteri çok gerçekçi kılmış.
Van Weyden ise Larsen’in tam karşısında duruyor. Kitap boyunca sadece denizle değil, kendi düşünceleriyle de mücadele ediyor. İki karakter arasındaki diyaloglar benim için romanın en güçlü kısmıydı. Bazen olaylardan çok bu konuşmaları okumak daha heyecan vericiydi.
Deniz tasvirleri de oldukça başarılıydı. Fırtınalar, gemideki yaşam ve zorlu şartlar öyle canlı anlatılmış ki kendimi zaman zaman geminin güvertesinde hissettim. Ama bence kitabın asıl gücü maceradan çok, karakterlerin psikolojik derinliğinde yatıyor.
Romanın tek zorlayıcı tarafı bazı felsefi tartışmaların uzun sürmesiydi. Yer yer tempo düşüyor gibi hissettim ama bu bölümler karakterleri anlamak açısından önemliydi. Sabırla okunduğunda kitabın vermek istediği düşünceler daha net ortaya çıkıyor.
Deniz Kurdu, bana gücün tek başına insanı değerli yapmadığını, zekânın ise vicdan olmadan eksik kaldığını düşündürdü. Aynı zamanda insanın en büyük savaşının bazen doğayla değil, kendi fikirleriyle olduğunu da gösteriyor.
Bittiğinde aklımda denizden çok Wolf Larsen karakteri kaldı. Kolay unutulacak bir karakter değil. Hem hayranlık uyandırıyor hem de insanı huzursuz
Deniz KurduJack London · İş Bankası Kültür Yayınları · 20148,3bin okunma
hep çok merak etmiştim ve okumak için uzun bir süre bekledim, neden bilmiyorum ama sıra gelmemişti. sonunda okudum ve doğru zamanda okuduğumu düşünüyorum, bence her kitabı okumanın herkes için farklı bir doğru zamanı var. baştan sona akıcı gitti ve sıkılmadım açıkçası. çoğu sahneyi zihnimde canlandırabildim ve özellikle deniz yolculuğu boyunca zihnimde film oluştu sanki. kaybetme duygusunu öyle güzel anlatmış ki kendim yaşamışım gibiydi. herkes bir şekilde bu kitapla kendini bir noktada ilişkilendirebilir ve bir bağ kurabilir diye düşünüyorum.