Yanlışlıkla korsan olmuş fincan meraklısı bir kız...
8/10
·448 syf.··
2026 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:44
Kitap arkası özeti okura hiçbir anlam ifade etmiyor gibi göründüğü için çok küçük konusuna değinmek istiyorum müsaadenizle (⁠人⁠ ⁠•͈⁠ᴗ⁠•͈⁠) Tress sıradan bir ailenin sıradan bir kızı ve dükün oğluna aşık. İşe bakın ki dükün oğlu da Tress'e aşık ve evlenme zamanı geldiğinde Tress'e ondan başka kimseyi istemediğini söyleyip taliplerini reddedeceğini belirtiyor. Bunu öğrenen dük ise oğlunu adadan uzaklaştırıp bir gemi yolculuğuna çıkarıyor ve dükün oğlu nam-ı diğer Charlie, hikayenin azılı düşmanı olan Efsuncu tarafından bir talihsizlik sonucu esir alınıyor. Haftalarca kendisinden haber alamayan Tress de gözünü karartıp Charlie'yi kurtarmak üzere denize açılıyor. Denize çıktığı ilk günde ise yanlışlıkla bir avuç avanak korsanın eline düşüyor ve sonrasında olanlar tam bir gırgır şamata anlayacağınız. Kısacası korsanlarla dolu bir hikayeye hoşgeldiniz! Tress dediğim sıradan bir kız fakat gün geçtikçe kendini daha çok aşıyor ve de sınırlarını keşfetmiş oluyor. Zekasıyla ve pratikliğiyle Tress bize, klasik çaresiz ve beyaz atlı prensini bekleyen, genelde de mucizelerle kurtulan kızların peri masalından ziyade nasıl gerçek bir hikaye oluşturulabileceğini kanıtlıyor aslında. Tabii yine de hikayede fantastik öğeler bulunmuyor değil (⁠◕⁠ᴗ⁠◕⁠✿⁠) Farkettiyseniz bu hikayede bir terslik var. Her zaman prensesi kurtaran bir prens olurdu ama bu sefer işler tam tersine dönmüş durumda. Yazar alışılmışın dışına çıkmayı planlamış bu hikayeyle ve çok da başarılı olmuş diyebilirim. Kitap standart boyutlardan bir tık daha büyük ve puntoları küçük ama kısa bölümleri sayesinde beni sevindirmeyi başardı açıkçası. Kitabın birkaç sayfasında illüstrasyonlar da mevcut ki böylelikle karakterleri ve ortamı daha iyi kavrayabilmemi sağladı. İlk defa bir hikayenin yavaş işleyişine rağmen sıkılmadım
1000Kitap
Zümrüt Denizli TressBrandon Sanderson · İthaki Yayınları · 2024178 okunma
İçimizdeki Damlaların Denize Karışma Hikâyesi: Katre
Puan vermedi·136 syf.··
2026 1. kitabı
Pınar Çelikel’in Katre eseri, parçalı anlatısı ve kendi hayatlarının labirentlerinde kaybolmuş kadın karakterleriyle; yalnızlık, vuslat, aidiyet ve modern insanın sıkışmışlığı üzerine yazılmış derinlikli bir öykü kitabı. Kitap, Fethiye'den İstanbul'a, Tire'den İsfahan'a uzanan geniş bir coğrafyada, farklı zaman dilimlerinden kadınların seslerini bir araya getiriyor. Karakterlerin iç dünyası, toplumsal cinsiyet rolleriyle olan çatışmaları ve geçmişin izleri büyük bir cesaretle kağıda dökülmüş. Özellikle anlatıcının, "Dede" figürünün bıraktığı eski notların peşine düşüp kendi kimliğini yeniden inşa etme süreci, metne adeta edebi bir dedektiflik havası katıyor. Eserin merkezindeki "Katre" (damla) metaforu, bireysel acıların ve hayat kırıklıklarının, ortak bir insanlık denizinde nasıl birleştiğini çok zarif betimliyor. Karakterlerin kendi yalnızlıklarını "listeleyerek" (ayrılıklar, güven sorunları, beden algısı gibi) anlamlandırmaya çalışmaları, aslında her okurun kendi iç dünyasında da bir karşılık buluyor. Okurken hem karakterlerin o sarsıcı gerçekliğinde kayboldum hem de yazarın kelimelerle kurduğu o şifalı dünyaya sığındım. Eğer parçalı anlatımları, insan psikolojisinin derinliklerine inmeyi ve geçmişle bugünün nasıl düğümlendiğini okumayı seviyorsanız, Katre mutlaka listenizde olmalı.
KatrePınar Çelikel · Mundi Yayınları · 202419 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:06
Sait Faik'in Son Kuşlar kitabını okurken en çok sevdiğim şey, bana bir kitap okuyor gibi değil de bir dostun anılarını dinliyor gibi hissettirmesi oldu. Kitaptaki öykülerin çoğunda Kınalıada'nın sokakları, denizi, vapurları ve balıkçıları karşımıza çıkıyor. Öyle canlı anlatıyor ki kendinizi bazen iskelede vapur beklerken, bazen de deniz kenarında balıkçıların sohbetine kulak verirken buluyorsunuz. Her öykü farklı olsa da beni en çok etkileyen öykü kitabın adını taşıyan Son Kuşlar oldu. Kuşların avlanmasını ve giderek azalmasını anlatırken içimde tarif etmesi zor bir hüzün bıraktı. Aslında sadece kuşlardan bahsetmiyor; insanların farkında olmadan yok ettiği güzelliklerden de söz ediyor. Bugün okuduğumuzda bile güncelliğini koruması bu yüzden sanırım. Kitap boyunca büyük olaylar yok. Ama tam da bu nedenle etkileyici. Bir vapur yolculuğu, denize açılan bir balıkçı, kahvede edilen birkaç söz... Sait Faik, çoğumuzun dönüp bakmadığı ayrıntılarda hayatın kendisini yakalıyor. Özellikle balıkçıları anlatırken onlara duyduğu sevgi ve saygı satırlara sinmiş durumda. Bu kitabı bitirdiğimde aklımda olaylardan çok hisler kaldı. Deniz kokusu, martı sesleri, ada hayatının yavaşlığı ve kaybolup giden güzelliklere duyulan özlem... Son Kuşlar benim için sadece bir öykü kitabı değil, İstanbul'un ve insanın ruhuna tutulmuş samimi bir ayna oldu. Sait Faik'in neden bu kadar sevilen bir yazar olduğunu bir kez daha hissettim.
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · The Kitap Yayınları · 202517,1bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2018 113. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2018 00:00
Yazarın #uçurtmaavcısı ve #binmuhteşemgüneş kitaplarını yıllar önce okumuştum. Her ikiside hala hatırladığım ve asla unutmayacaklarım arasında. Şimdi onlara bir yenisi daha eklendi. Onlar gibi bir anlatımı yok, onlar gibi romana dönüştürülmemiş ama etkisi aynı. Belki de şahit olduğumuz için daha fazla... Resimli bir hikaye kitabı gibi görünüyor. İçi mi? İster bir babanın dile getirdiği dua deyin, ister kimsesizlik deyin, ister bilinmezliğe duyulan çaresizlik deyin... Bu ağıtı hangisi tarif ederse artık. Çünkü 3 yaşındaki bir bebeğin kısacık hayatından esinlenerek yazılmış. Savaşın o çirkin yüzünden kaçarken, Akdenizin soğuk sularından kıyıya vuran bir bebek... "Sen babanın en değerli yüküsün. Babanın gözlerinin ışıl ışıl nurusun. Hırpalanmış kalbimin sultanısın. Bunu bilmesi için denize yakarıyorum..." "Sana dedim ki "elimi tut korkacak bir şey yok". Bunlar yalnızca söz. Baba sihirbazı derler buna. Ama bu, senin ona olan güvenin, babanı mahvediyor. Çünkü tek düşünebildiğim, denizin ne kadar derin, engin ve umursamaz olduğu. Ve seni ondan korumaktan ne kadar da aciz olduğum..."
Deniz DuasıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 20185bin okunma
SPOİLER VARR
Puan vermedi
eveet,bu kitabi mitolojik icerik var diye aldim oyle de vardi zaten,hiyeroglifler falan cizilmis kitaba ve bunu cok sevdim,punto gayet iyi,bolumler yeterli uzunlukta falan falan,asil konuya gelelim ana kadin karakter Inez ailesinin Mısır'da oldugunu duyunca apar topar toplanip Mısır'a gidiyor(dayisi da arkeolog)onu dayisi yerine dayisinin hizmetinde calisan ana erkek karakter (ismi onemli degil) onla karsilasiyor o da Inez'e diyor ki 'dayin beni gorevlendirdi,buradan simdi gideceksin' geldigi gibi gitmis oluyor kisaca ama Inez bana misin diyerek bavullarini falan umursamadan gidiyor,o sirada babasinin ona hediye ettigi yuzugu bir adam 'bu Kleopatra'nin yuzugu' diyerek Inez'den yuzugu caliyor neyse sonra dayisiyla konusuyor dayisi diyor buna 'yarin gidecen' Inez diyor 'tmm' sonraki gun dayisinin gemisine atlayip gizleniyor,kimligini ne zaman gosterecegini bilmiyor ama denizde geminin sallanmasi sonucunda bir anda suya dusuyor,ana erkek karakter onu zorbalarken bir anda 'yuzme bilmiyorum' diyor ve sonra ne oluyor? Ana erkek karakter denize atlayip Inez'i daha da dibe cekip suni tenefus yapiyor(akil alir degil) neyse bunlar kurtuluyorlar,kazi alanina geliyorlar Inez'in yetenegi var resimde dayisi diyor ki 'resim ciz bakim' o da 'tmm' diyor ciziyor iste,boyle arada sirada Kleopatra'nin anilarini goruyor(o kisimlari cok guzeldi)sonra bir gece bir bakiyor annesi karsisinda amantanrimm,annesi diyor ki 'dayin kacakcilik yapiyor sen pek degeri olmayan esyalari al getir' diyor Inez'de 'tmm' diyor yine,yardim ediyor kii bir bakmis annesi bir yabanciyla gemide,esyalari alip Inez'i almadan gidiyorlar (kahpe) bu sirada ana erkek karakterle ilk kez opustukten sonra erkek karakter 'benim nisanlim var' dedi PAUABDHIAWBDBIAHSBDH kitabin sonlarina dogru bu ikisi kaciriliyor ve maalesef
Nehrin BildikleriIsabel Ibañez · Artemis Yayınları · 2025154 okunma
Paranın ve Gücün İnsan üstündeki etkisi(Dikkat Spoiler içerir)
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:00
İnci, Meksika'da bir sahil kasabasında yaşayan, yoksul ama kendi halinde huzurlu bir hayat süren yerli bir inci avcısı olan Kino, karısı Juana ve minik bebekleri Coyotito etrafında şekillenir... ​Bir gün minik Coyotito'yu bir akrep sokar. Kino ve Juana, bebeklerini kasabanın beyaz doktoruna götürürler ancak doktor, yerlilere karşı ırkçı ve kibirli bir tutum sergileyerek paraları olmadığı için onları kapıdan çevirir... Çaresiz kalan Kino, çocuğunu iyileştirecek parayı bulabilmek için denize açılır ve dipten Dünyanın En Büyük İncisini çıkarır. Bu inci o kadar büyük ve parlaktır ki, Kino onun sayesinde hem bebeğini kurtarabileceğini hem de ona güzel bir gelecek sunabileceğini hayal eder... İncinin haberi kasabaya yayılır yayılmaz, Kino'nun etrafındaki herkesin rengi değişir. Daha önce yüzüne bakmayan doktor hemen evlerine gelip bebeği tedavi etmek ister. Kasabadaki inci tüccarları, Kino'nun saflığından yararlanarak inciyi değerinin çok altında bir fiyata kapatmak için birleşirler ve bir lonca oyunu oynarlar. Kino, hakkı olanı almak için direndikçe kasabada hedef haline gelir... İnci, Kino'nun hayatına refah getirmek yerine karanlık, şiddet ve güvensizlik taşır. Geceleri evlerine saldırılar düzenlenir, Kino kendini savunmak için birini öldürmek zorunda kalır, kanoları parçalanır ve evleri yakılır. Karısı Juana, bu incinin lanetli olduğunu ve onlara yıkım getireceğini anlayıp inciyi denize atmak istese de Kino, gururu ve insanca yaşama hırsı yüzünden buna izin vermez. Aile, canını kurtarmak ve inciyi başka bir şehirde satabilmek için dağlara doğru kaçmaya başlar... Peşlerine düşen iz sürücüler dağda onları kıstırır. Gece karanlığında çıkan bir çatışma esnasında avcılardan birinin tüfeğinden çıkan kurşun, mağarada saklanan minik bebekleri Coyotito'ya isabet eder ve bebek
Alıntı
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma