..arkadaşlarım olsun istiyorum; onlar gibi dönek, alçak olmak istiyorum; yalnız kalmak istemiyorum, yalnız başına dolaşan dürüst bir budala olmak istemiyorum, gerçeğin verdiği güçle donanmış akıllı bir kızı ben ne yapayım! Kimse istemiyor o kızı!, sen bana güçlü olan gerçektir, sensin diyorsun, püf!, ben yapayalnızım, bu yaşta yapayalnızım ve ağlıyorum, neye yarar benim doğruluğum, böyle bir dünyada ha,
Her zaman olduğu gibi karşımdakine ancak açıkça düşüncelerimi sayıp döktükten sonra sevgisizliğim sevgiye, kötülüğüm iyiliğe, hainliğim merhamete dönüşüyordu.
Bu dünyanın; rejimlerin, sağcılara da solculara da kurduğu tuzağa düşmüş insanlardık biz Faruk'un gözünde. Satın alarak, tüketerek karşı geldiğimiz düzene yardımcı oluyor, eyleme geçemiyor, yeteneklerimizi değerlendirmekten yoksun kalıyorduk! İnsanı, düzenin esir alması bundandı.
Farukcuğum, dedi, "yani ben de şu ofiste çalışmasam, değil modaya uymak Havva anamız gibi, aynen senin kadınların gibi çırılçıplak dolaşırım, artık nefret geldi bana butiklerden, terzilerden, çantacılardan, ayakkabıcılardan, ama gel de yapma, insana iş bile vermezler valla?..". "Göze alacaksın!" dedi Faruk, "her babayiğidin harcı değil elbette; davan olacak önce!.."