İnsanlığın haz, mutluluk ve istikrarı üzerine kurulmuş yapay "Şartlandırılmış bir toplum".
Kitapta, bilimin gelişmesi o kadar sonsuzdur ki kendi içine çökmüş ve insanların geldikleri noktaya ulaşmasını sağlayan şeyi "bilimin gelişmesini" yasaklamak zorunda kalınmıştır.
Huxley, kitapta bilimin gelişmesinin duyguları tamamen yapay karşılıklarıyla değiştirildiği, "bireyin" tamamıyla silinip "toplumla" canlılık yaratıldığı bir distopya yaratmış.
Toplumla yaratılan canlılık insanın hayatı boyunca aradığı mutluluk, huzur, sağlığı beraberinde getirmiş bunun karşılığında "ÇİLELİ UYGARLIK ÖNCESİ" toplumda olan "din, sanat, aile" gibi kavramlardan feda edinilmiştir.
Sorgulamak literatürden kalkarak kölelerin yöneticilerine sonsuz bir sevgi besledikleri ve memnun oldukları dünyanın yanında, insanlığın özü dediğimiz duygu, sorgulamak, düşlemek gibi edimler alınarak insan hazdan deliye dönmüş bir ruhun pençesine bırakmıştır kendini fakat yapılan "ŞARTLANDIRILMADAN" dolayı hiç kanamayacak pençeye..
Peki birey?
Birey, toplumun bir parçası olan insanın yanı sıra kendi akıl ve bilinciyle hareket edebilen,özbilince sahip olup kendini devindirebilen insandır. Birey olmak demek aynı zamanda duygularının, düşüncelerinin sorumluluğunu almak ve hayatını bağımsız çizmeye çalışma uğraşı içinde olmaktır . Fakat çekici gelen bu kavram, tarihte yaratılan ve özgürlük denilen balı ağzımıza çalıp otoritenin gücünü benliğimizle eşit seviyeye çekmek için uğraşan bu kavram gelecekte neden yok edilmeye çalışılmış ve eskiden "din-devlet" olan otoritenin yerini "bilim gücü-devlet" almıştır?
Evet işte kitapta tüm bunlar zihmizde bağıntı kurabilecek cümlelerle gayet tatlı, hoş, felsefik(fakat anlaşılabilir korkmaya hacet yok:)) şekilde anlatılıyor. Tabii distopik şekilde... :)