Her daim denize tutkun bir çocuk olmuştum. Nerede bana bir hayal vadeden, denizin tuzunu sayfalarında, o güzelim mavisini kapağında taşıyan bir kitap görsem duramaz, almak isterdim. Dalgaların dedikoduyu sevdiğini de denizle ilgili bulabildiğim her şeyi okurken öğrendim.
Biliyorum, küçükken içindeki öyküleri defalarca okumuştum. Fakat şimdi tam anlamıyla hatırlayamıyorum, acaba ne düşünmüştüm okurken? Yüksek ihtimalle "Ehuehe çok tatlııı." gibi bir şeyler. Fakat şimdi nispeten hayat hakkında bir fikrim varken yeniden okuduğumda fark ettim ki, bu kitap çok şey anlatıyor. Çok bilge kimseler vardı içinde, bazılarını kendime sakladığım mis gibi alıntılar, şahane dostluklar… Kimsenin akıl sır erdiremediği dünyayı, denize indirgemiş, deniz üzerinden çocuklara hayatı anlatmış. Bayıldım.
Hele bir öykü vardı ki, neredeyse ağlayacaktım okurken. Denizatı Çia ve sevgilisi Si… Birbirlerini sevmekten hiç vazgeçmediler, eninde sonunda yine birbirlerinin kollarında ölüp yeni yeni filizlenen aşklara ilham oldular. Yıkın yakın aşkı anlatan ne varsa, bu kitap aşkı eksiksiz anlatıyor. Fazlası var hatta, deniz!