Kitabı her okuyuşumda, aslında neler olacağını neredeyse sırasıyla ezbere söyleyebilecek olmama rağmen, derinden sarsılıyorum. Ada sanki benim ellerimden kayıyor, martılar yanıbaşımda çığlık atıyor zannediyorum. Her seferinde Yazar'a yeniden aşık oluyor, yaseminlerin mis kokusu eşliğinde ahşap evlerin arasında dolaşıyor, koylarda denizin uçsuz maviliğine dalıp gidiyorum…
Livaneli katıksız güzelliği, iyiyi, saf mutluluğu yazmış; yanına ise yakıcı kötülüğü koymuş. Adanın ilk anlatılan hali ile bir bakire kadar masum, güzel oluşu ve yangından çıkmış o son hali, insanların ne kadar acımasız olabileceğini çok net bir şekilde görebilmenizi sağlıyor. Nihayetinde çok değer verdiğim kıvır kıvır saçlı birinin bir gün söylediği gibi, aslında her şey zıddı ile kaimdir.
İnsan eylemlerini anlamlandırabilmenizi sağlayarak önce sizi rahatlatacak, sonrasında aslında ne denli vahşi olduklarının farkına varacak ve çarpılacaksınız. Bunun yanında Türkiye'deki siyaseti daha rahat anlamanızı da sağlayacaktır.
Beni dipten başa etkileyen, hayatıma yön veren romanlardan biridir. Kesinlikle okumanızı önerir, beğenmenizi ta içimden umut ederim.
Esenlikler.
Daha öncesinde serinin farklı bir kitabını okumuş ve Harry Hole'un kusurlu imajına hayran kalmıştım. Her insan gibi sorunları vardı, saklamıyordu ve yer yer birlikte düşüyorduk. Bir süper kahraman değildi ve bu hoşuma gitmişti. Okuduğum diğer kitap olan Şeytan Yıldızı aynı zamanda güzel bir kurguya da sahipti, ki üzerinden çok zaman geçtiğinden ötürü sadece belli başlı ayrıntıları hatırlayabiliyorum, dolayısıyla ben de seriyi baştan okumaya karar verdim.
Yarasa, Harry Hole ile tanıştığımız ilk kitap ve onu bu kitap ile tanısaydım kesinlikle biraz daha tanıyabilmek için can atıyor olmazdım. Bu Hole'dan ziyade kitabın kurgusu ile alakalı. Sönük bir kitaptı, kurgunun pek de can alıcı olduğunu söyleyemem. Kitabın başlarında katili çözdüğüm için bu konuda hayal kırıklığına uğrayıp uğramadığımı da bilmiyorum. Tuhaf bir kitaptı ve tamamlanmamış hissiyatı veriyor, bir taslakmış gibi. Ne kadar sıkıcı olduğunu düşünsem de seriye başlamayı düşünen okurlar için kesinlikle söyleyebilirim ki, ileride sizi daha iyi işler bekliyor.
Her daim denize tutkun bir çocuk olmuştum. Nerede bana bir hayal vadeden, denizin tuzunu sayfalarında, o güzelim mavisini kapağında taşıyan bir kitap görsem duramaz, almak isterdim. Dalgaların dedikoduyu sevdiğini de denizle ilgili bulabildiğim her şeyi okurken öğrendim.
Biliyorum, küçükken içindeki öyküleri defalarca okumuştum. Fakat şimdi tam anlamıyla hatırlayamıyorum, acaba ne düşünmüştüm okurken? Yüksek ihtimalle "Ehuehe çok tatlııı." gibi bir şeyler. Fakat şimdi nispeten hayat hakkında bir fikrim varken yeniden okuduğumda fark ettim ki, bu kitap çok şey anlatıyor. Çok bilge kimseler vardı içinde, bazılarını kendime sakladığım mis gibi alıntılar, şahane dostluklar… Kimsenin akıl sır erdiremediği dünyayı, denize indirgemiş, deniz üzerinden çocuklara hayatı anlatmış. Bayıldım.
Hele bir öykü vardı ki, neredeyse ağlayacaktım okurken. Denizatı Çia ve sevgilisi Si… Birbirlerini sevmekten hiç vazgeçmediler, eninde sonunda yine birbirlerinin kollarında ölüp yeni yeni filizlenen aşklara ilham oldular. Yıkın yakın aşkı anlatan ne varsa, bu kitap aşkı eksiksiz anlatıyor. Fazlası var hatta, deniz!
Üzülerek söylüyorum, Türk halkı olarak bir şeylere önyargı ile yaklaşmaya çok hevesliyiz. Anlayamadığım şey ise insanların, hiçbir araştırma ve kişisel gözlem olmadan, kulaktan duyma elde ettiği birtakım bilgi ve fikirleri benimsemesi, onlara sıkı sıkıya sarılması. Neden?
Örneğin, Wattpad konusu. Türk okurlar Wattpad'e, bir an önce kurtulmaları gereken bir tümör gibi yaklaştı her zaman. Nitekim istediklerini elde ettiler. Ülkede olup biten gelişmelere şaşırmadığım gibi, gençlerin önünü her anlamda kapatma isteklerinin farkında olduğum için buna da şaşırmadım. Wattpad okurum, Wattpad fanatiği değilim, Wattpad'in birçok yönüyle boktan bir uygulama olduğunun da farkındayım ama gençlerin önünün, bir alternatif sunulmaksızın kapatılmasının büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. İçinde nice cevherler taşıyan gençlerimiz daha ne kadar görmezden gelinecek, buna kim ses çıkaracak?
Kitabı henüz bitirmedim, fakat bunları yazıya dökme, paylaşma isteği hissettim. Kitabı okurken aklımdan geçen şeyler hep bu yörüngedeydi. Henüz oldukça genç bir yazar olmasına rağmen gelecek vadettiğini düşündüm. Okuduğum kadarıyla kitabı beğendim ve şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Wattpad önyargısının kırılması adına da önerebileceğim bir kitap.
Kitap yorumu bahanesiyle aklımdan geçenleri karman çorman ifade ettiğim bir yazı oldu, okuyanlara teşekkür ederim.
Alengirli şiirler yazan Ali Lidar… İlk tanışmamız yıldızlardan kopup gelen bir kızın esrarengiz bir şekilde telefonunda Alengirli Şiir'i bulduğu zamana denk düşüyor. Bana gelmişti çünkü benim yazıp yazmadığımı merak ediyordu, ben değildim.
Sonrasında Yolun Başı'na rastladım, bir dosya halinde. "Öylesine okuyayım." dedim ama öylesine okuyamadım, gözümün daldığıyla kaldım. Elimde olmayı hak eden bir kitapmış. Bir yerlerin altını çizmekten doğru düzgün okuyamayacaktım yüksek ihtimalle fakat böyle de alıntı paylaşmaktan (ki hepsini de paylaşamadım) yapamadım ya neyse…
Kesinlikle beğendim. Tavsiye ediyorum.