Dostoyevski, bu eserinde hayalperest kahramanın dört gününü anlatmış. Hayalperest kahramanın, Nastyenka isimli kadına olan duygularından bahsedilmiş. Kitap hakkında çok fazla benzer inceleme olduğu için tekrara düşmemek adına ufak detaylardan bahsetmek istiyorum. İlk olarak, hayalperest kahramanımızın ve hatta Nastyenka’nın yalnızlığı okurlara iyi yansıttığını düşünüyorum, hayalperest kahramanımızın Petersburg’u tanıması, insanları tanıması ama insanları aslında tanımaması (diyalog kurmaması) günümüzdeki bireylerin -eserin üzerinden 172 yıl geçmesine rağmen- yalnızlığına çok benziyor. İkinci olarak, o yıllarda kadınların sokaklarda yürürken rahatsız edilmesinin çok sıradan bir olaymış gibi gösterilmiş olması dikkatimi çekti. Kahramanımız için büyük bir lütuf olsa da günümüz şartlarına göre garip bir durumdu. Üçüncü olarak, çalışma şartlarına ufak bir gönderme gördüm diyebilirim, kısaca geçtiği için dikkat edilmemiş bir detay olabilir. <Gün içinde pek sevdiğim tek bir saat vardır dostum Nastyenka. Tam o saatte hemen bütün işler, görevler, yükümlülükler biter, herkes evine yemeğe, şöyle gerinip uzanmaya koşturur ve yolda akşama, geceye ve kalan boş zamana layık neşeli konular düşünür. (sayfa 21)> Kitabın sonunda Nastyenka’nın kahramanımızı terk etmesi kahramanımız için şok etkisi yarattı diyebiliriz ama mütevazı olduğunu hemen birkaç sayfa sonrasında Nastyenka’ya –tüm olanlara rağmen- iyi dilekler dilemesinde görebiliyoruz. Kitap hızlı ilerliyor. Dostoyevski’den okuduğum diğer kitaplardan konu olarak daha basitti diyebilirim ama akıcı olmasından dolayı ilk kez Dostoyevski okuyacaklar için güzel olacaktır diye umuyorum. Yazım kurallarında ve anlatımımda pürüzler varsa özür diliyorum!