Deniz

Deniz
Öğrenci
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
İstanbul
11 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
6/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2020 05:30
Dostoyevski, bu eserinde hayalperest kahramanın dört gününü anlatmış. Hayalperest kahramanın, Nastyenka isimli kadına olan duygularından bahsedilmiş. Kitap hakkında çok fazla benzer inceleme olduğu için tekrara düşmemek adına ufak detaylardan bahsetmek istiyorum. İlk olarak, hayalperest kahramanımızın ve hatta Nastyenka’nın yalnızlığı okurlara iyi yansıttığını düşünüyorum, hayalperest kahramanımızın Petersburg’u tanıması, insanları tanıması ama insanları aslında tanımaması (diyalog kurmaması) günümüzdeki bireylerin -eserin üzerinden 172 yıl geçmesine rağmen- yalnızlığına çok benziyor. İkinci olarak, o yıllarda kadınların sokaklarda yürürken rahatsız edilmesinin çok sıradan bir olaymış gibi gösterilmiş olması dikkatimi çekti. Kahramanımız için büyük bir lütuf olsa da günümüz şartlarına göre garip bir durumdu. Üçüncü olarak, çalışma şartlarına ufak bir gönderme gördüm diyebilirim, kısaca geçtiği için dikkat edilmemiş bir detay olabilir. <Gün içinde pek sevdiğim tek bir saat vardır dostum Nastyenka. Tam o saatte hemen bütün işler, görevler, yükümlülükler biter, herkes evine yemeğe, şöyle gerinip uzanmaya koşturur ve yolda akşama, geceye ve kalan boş zamana layık neşeli konular düşünür. (sayfa 21)> Kitabın sonunda Nastyenka’nın kahramanımızı terk etmesi kahramanımız için şok etkisi yarattı diyebiliriz ama mütevazı olduğunu hemen birkaç sayfa sonrasında Nastyenka’ya –tüm olanlara rağmen- iyi dilekler dilemesinde görebiliyoruz. Kitap hızlı ilerliyor. Dostoyevski’den okuduğum diğer kitaplardan konu olarak daha basitti diyebilirim ama akıcı olmasından dolayı ilk kez Dostoyevski okuyacaklar için güzel olacaktır diye umuyorum. Yazım kurallarında ve anlatımımda pürüzler varsa özür diliyorum!
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
5/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2019 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2019 20:00
Kitap dokuz bölümden oluşuyor. Kafka öldükten üç yıl sonra yayımlanan romanıdır. Diğer kitaplarına nazaran anlatımı daha akıcı. Kitabın ana kahramanı Karl Rossmann’ın başına gelen olaylar anlatılıyor diyebiliriz. ‘’On altı yaşındayken bir hizmetçi kızın onu baştan çıkarması ve çocuk peydahlaması sonucu anne ve babasının Karl’ı Amerika’ya yollamasıyla’’ başlıyor kitabımız. Özgürlük Heykeli’nin elinde meşale yerine kılıç tasvirinin yapılması Amerika’da şiddetin hüküm sürdüğüne dair güzel bir imge olmuş bence. İlk bölüm Amerika’ya giden bir gemide geçiyor ve Karl’ın gemi, yolcuları indiremeye hazırlanırken şemsiyesini unutması ve inip geri almak için aşağı inmesi sonucunda gemide kaybolup ateşçi ile tanışması ile akıcı bir şekilde ilerliyor. Teknede dayısıyla karşılaşması onun için çok büyük bir şans olacakken dayısının disiplinli kişiliği sonucunda -fuzuli bir şekilde- dayısının onu istememesiyle birlikte bu şans apaçık bir şanssızlığa dönüşüyor. Daha sonra bir otel odasında kalmaya başlayıp bir İrlandalı ve bir Fransız ile tanışıyor ve Butterford’a doğru üç kişi birlikte yürüyerek gitmeye başlıyorlar. Otelde tanıştığı bu iki –dostu- ona adeta ihanet ediyor fakat Karl’ın kitap boyunca insanların yaptıklarından hayal kırıklığı duymasını beklerken bunu hiçbir zaman duymaması –teslimiyetçi oluşu- neredeyse kitabın sonuna kadar devam ediyor. İrlandalı ve Fransız onun bavulunun başını beklerken Karl yakınlardaki bir otelden yiyecek almaya gidiyor ve arkadaşlarıyla arasında geçen kötü olay bu sıralarda oluyor. Karl oteldeyken yeni bir fırsat çıkıyor karşısına ve asansörcü olarak bu otelde çalışmaya başlıyor. Otelde Karl için her şey güzel giderken yine şanssızlığı sonucu işten çıkarılıyor. Kitabın bazı yerlerinde kapitalizm eleştirisini görebiliyoruz, işçilerin on iki saat
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,491 okunma
7/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2019 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2019 04:00
Öncelikle ilk inceleme yazım olacak, yazım yanlışlarım varsa özür dilerim. Bilgisel açıdan yanlışlarım varsa yorumlarda belirtirseniz herkes için daha sağlıklı olur. Kitap sekiz bölümden oluşuyor. İlk bölümde Soğuk Savaş’ın çıkış noktasını daha iyi kavrayabilmemiz için ‘’İkinci Dünya Savaşı ve Eski Düzenin Yıkılışı’’ başlığıyla kısaca İkinci Dünya Savaşı ve kurulacak yeni düzen için yapılan –özellikle Churchill, Stalin, Roosevelt üçlüsü tarafından- uluslararası konferanslardan bahsediliyor zaten savaş sonrası düzen hakkında savaş bitmeden önce bu güçlerin asıl savaşın savaştan sonra olacaklar olduğunu düşündüğünü ve BM’nin bir ihtiyaç olduğunu kabaca ve kısaca söyleyebiliriz. Bölümde ABD’nin ve SSCB’nin savaş sonrası düzen için vizyonları da anlatılıyor. İkinci bölümde ‘’Avrupa’da Soğuk Savaş’ın Kökenleri 1945-1950’’ anlatılıyor. Burada ABD’nin 1941 yılındaki dış politikası dikkat çekici. [Almanya’nın yenilgiye uğratılması için SSCB’nin ayakta kalmasının ve ABD’nin ayakta kalması için de Almanya’nın yenilgiye uğratılmasının şart olduğu inancı] Soğuk Savaş’ın kabaca başlangıç noktası Müttefik Devletlerin birliğinin devamı görüntüsü verilmeye çalışılırken Almanya’nın Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmesi Avrupa’nın da ikiye ayrılacağının habercisi olmasıydı. Üçüncü bölümde ‘’Asya’da Sıcak Savaşa Doğru 1945-1950’’ anlatılıyor. Asya’da ilk olarak savaşın kaybeden mihver devletlerinden biri olan Japonya’ya uygulanan politikadan bahsediliyor. ABD’nin; Japonya’nın komünizm etkisi altına girmemesini istiyor ve buna göre nasıl düşmandan soğuk savaş müttefikliğine gidildiği anlatılıyor. Çin’de komünistlerin zaferi ve Kore Savaşı’ndan bahsedilmiş. Dördüncü bölümde ‘’Küresel Bir Soğuk Savaş 1950-1958’’ anlatılıyor. Kore Savaşı ile birlikte Soğuk Savaş’ın küreselleşmeye başladığını
Tarih
Soğuk SavaşRobert J. McMahon · Dost Kitabevi · 201331 okunma