"Tiyatro" mu? "Futbol" mu? İzliyoruz_?
Futbolun bir "tiyatro" veya "danışıklı dövüş" olduğu yönündeki bakış açısını birkaç farklı boyutta inceleyebiliriz: 1. Ekonomik ve Reyting Odaklı Bakış Futbol artık sadece 22 kişinin top koşturduğu bir oyun değil; milyar dolarlık yayın ihaleleleri, bahis sektörü ve sponsorluk anlaşmalarıyla yönetilen bir eğlence endüstrisi. Senaryo İddiası: Derbi maçların berabere bitmesi, şampiyonluk yarışının son haftaya kadar taşınması veya büyük takımların ligde tutulması, "ilginin taze kalması" adına bir kurgu olarak görülür. Amaç: Heyecanı ve dolayısıyla reklam gelirlerini, izlenme oranlarını en üst seviyede tutmak. 2. Şike ve Bahis Manipülasyonları Geçmişte yaşanan gerçek skandallar (İtalya'daki Calciopoli, Avrupa'daki çeşitli bahis operasyonları), "tiyatro" algısını güçlendiren en somut kanıtlardır. Hakemlerin yönlendirilmesi, kalecilerin şüpheli hataları veya beklenmedik kırmızı kartlar, maçın sonucunun önceden belirlendiği şüphesini uyandırır. Ancak bu durum genellikle "sistemin tamamının tiyatro olmasından" ziyade, illegal yapıların sisteme sızması olarak kabul edilir. 3. "Modern Futbol" Eleştirisi Endüstriyel futbolu reddeden taraftar gruplarına göre, oyunun ruhu satılmış durumdadır. VAR (Video Yardımcı Hakem) sisteminin dahi adaleti sağlamak yerine, "istenilen sonuca göre" manipüle edildiği savunulur. Slogan: "Industrial football is a theater, but the fans are the only real thing left." (Endüstriyel futbol bir tiyatrodur, ancak taraftarlar kalan tek gerçek şeydir.) Futbolun içinde ciddi ekonomik çıkarlar, lobiler ve zaman zaman karanlık ilişkiler olduğu bir gerçek. Ancak her maçın bir senaryo olduğunu düşünmek, sporu bir "pembe dizi" kategorisine sokar. Belki de futbol, senaryosu sahadaki hatalar ve tesadüflerle sürekli değişen, çok pahalı bir doğaçlama
Duygu ve Düşünce
Reklam
Saat 22:22 ve ben seninle girdiğimiz iddayı kaybettim diye hiç üzülemedim.. Adını koymamıştık aslında ama ikinizin de isteyeceği şey en başından belliydi aslında.. “Bir kere sarılalım” yeter dediğinde yanılmadım ve şike yapmak yok desem de üzülmedim.. Sen klasik bir galatasaraylı ben pis bi fenerli nasıl güzel olurdu seninle birlikte derbi izlemek.. Dün yazarken yarım kalmıştı onun gibi öfkememi yenik düştüm yoksa vicdanımamı yenildim bende bilmiyorum. Hani derler ya naparsam yapayım elime yüzüme bulaştırıyorum diye. Öyle işte benimkide. Naparsam yapayım elime yüzüme bulaştırıyorum. Neye ağladığımı bende bilmiyorum suan. Yeniliyor oluşuma desem bu ilk kez olmuyor, Çaresizliğime desem elimden geleni yapıyorum, Zorunda bırakıldıklarım desem ona da alıştım sanırım, İçim çıkarcasına yakıp yıkıp gitmek istiyorum buralardan. Sustukça kendimi daha da tanıyamaz hale geliyorum. Bu sadece ona kestiğim bir hesap değil en başından beri biliyorum. Onunla birlikte kendime de en ağır hesabı kesiyorum ve sonra durup düşününce elim avucum bomboş kalıyorum. Yetmez gibi oturup birde halimize ağlıyorum işte. Haksız olduğumu kabul ettiğim zamanlar pek nadirdir aslında. Öyle zamanlarda ettiğimi düşünmek istemem pek. Kaçarım. Bu benim kendimle yüzleşmek istemeyişimden sanırım. Korkarım çünkü. Neyden dersen de kaybetmekten derim. Şimdi dönüp madem kaybetmekten korkuyorsun neden haksız olacağın şeyler yapıyorsun diyeceksin biliyorum. İşte orda her şey kapkara. Bunu kendime bile acıklayamıyorken sana açıklamam pek mümkün değil gibi. Sanırım bu benim en büyük eksikliğim.. Canım yandığında susup bir köşede kaldığım çok zamanlar oldu. Kimse canın yanıyor mu sende bir kalp taşıyorsun demedi sesim hep kısıktı. Güçlü olmak zorunda kaldığım zamanlarda burnumu hiç indirmezdim. Beni acıtanın canı
Süper Lig'in 31. haftasında oynana dev derbide Galatasaray, sahasında Fenerbahçe'yi 3-0 mağlup etti. 🕊️
Spor
GS'nin maçı kazandık diye sevinmesi, FB'nin kaybettik diye üzülmesi sırasında BJK'nin Rahatlık seviyesi 🖤🤍🦅
Derbi o bu şu derken ülke gündemi değişti yaşanan olaylar yine unutuldu
Reklam
Reklam