Puan vermedi·528 syf.··
2026 78. kitabı
Ceviz Ağacı Mahallesi II ~ Melisa A. . Ceviz Ağacı Mahallesi benim aslında basılmadan çok önce okuduğum kurgulardan biriydi. Ama kitap halini okurken hatırlamadığım birçok detayı tekrar keşfettim. Alçin ve Melih’i çok sevdim. Özellikle Melih kesinlikle favori erkek karakterlerim arasına girdi Kızımızın nasıl mantı yaptığını da bilmezsin mesela Melih Cihangir İlk kitabın sonunda Alçin’den saklanan gerçeğin ortaya çıkışını okumuştuk. Ve bir kere daha Melih’e, aşkına ve aşık olduğu kadının duygularına verdiği öneme aşık olmuştum. Şimdi öğrendiği gerçeklerin ardından Fethiye’de babaannesinin yanına sığınan Alçin’in biraz kafasını dinleyip yeniden Melih’i karşısında bulmasıyla devam ediyoruz. Fethiye sahnelerine bayıldım! Böyle seven bir adamın önce alan tanıyıp sonra vazgeçmemesi mükemmeldi. Tabii rüya gibi geçen sahnelerin ardından bir takım felaketler yaşamak zorundaydık. Şimdi Cihangir ailesinin geçmişine gömdüğü olaylar bir bir ortaya çıkıyor. Her birine öyle üzüldüm ki… artık bu aile, bu çocuklar bir gün yüzü görebilir mi?? Zeynep ve Kutay’ı daha çok okumak istedim. İkisinin geçmişte kalan ama dile gelmeyen duygularının aslında hala devam ediyor oluşu, minik Belkıs derken çok duygulandım. Öte yandan Kutay’ın Alçin ve Melih ilişkisini öğrenmesi ise bombaydı! Çocuklar n’aptınız siz çocuklar diye çığlık atmak istedim Artık bu derbi gecesi çok unutulmaz olacak! Tam zorluklar, tehditler, aşklar her şeye alışmıştık ki kitabın sonu beni dağıttı! Asla böyle bir şey olmasını beklemiyordum. Özellikle böyle bir anda Kalbim çok kırık! Acil devamına ihtiyacım var… Sıcak, kalabalık ve bol olaylı bol aşklı bir mahalle kurgusu arıyorsanız koşun alın! “Bana öğretmelisin, Melih Cihangir,” dedim. “Bana, âşık bir insan sevdiğini görmeden iki dakikayı nasıl devirir, öğretmelisin.”
Ceviz Ağacı Mahallesi 2Melisa A. · Lapis Kitap · 202660 okunma
Çok Güzel Bir Yolculuktu
9/10
·384 syf.··
2026 53. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 22:57
Çok beğendim, inanılmaz bir kitaptı. Bayılarak okudum. Olaylar birbirine çok güzel bağlanmıştı. Havada soru işareti bırakmamıştı.Bu benim için çok önemliydi. Çünkü bazı bu tarz kitaplar ya bir karakteri bağlanmıyor ya da bir olay örgüsü tam anlamıyla sonlandırılmıyordu. Bu kitapta bence her şey çok iyiydi. Dün Beşiktaş-Galatasaray Derbisi :) olmasaydı. İnanın kitabı daha erken bitirirdim.
1000Kitap
Sevgiler, AnnenIliana Xander · Juno Kitap · 2026298 okunma
Reklam
Beni var kılan nedir?
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 20:38
Sabahattin Ali, bir insan bir insana elbette yeterdi peki ya o da olmayınca, diye soruyor. Düşünüyorum bazen Sabahattin Ali hangi yalnızlığın hangi eksikliğin ardından bu cümleyi kurma ihtiyacı duymuştur? Dostoyevski de aynı şekilde şöyle diyor Beyaz Geceler romanında: ‘’İnsan hiç olmazsa bir gece bir insana ihtiyaç duyar.’’ Yani insanlara olan ihtiyacımız hiçbir zaman bitmiyor. Günün bir anında bir saatinde muhakkak bir başka insanın varlığına, sıcaklığına ihtiyaç duyuyoruz. En azından ben de varım demek için. Kalk yerine yat ne kadar ağır bir cümle aslında. Bu cümle ne kadar da varlığınızı kanıtlayan orada olduğunuzu, önemsediğinizi, farkında olunduğunuzu gösteren bir cümle. Bir de şey var mesela “Bir tabak daha ister misin?” ya da “Bir şeye ihtiyacın var mı?” Böyle basit gibi görünen cümleler kimsesiz olduğunuz anda ne kadar da kıymetli oluyor aslında değil mi? Denizin ortasında yapayalnız iken üzerinize atılmış bir can simidi etkisi yaratıyor. Öykü kitaplarını oluştururken belli bir tema çerçevesinde yazılan öykülerin bir araya getirilmesini seviyorum. Bütün öykülerde aynı temanın farklı insanlar hayatındaki etkilerini görmek açıkçası hoşuma gidiyor. Çünkü şunu gösteriyor bize, her birimiz ne kadar birbirimizden farklı insanlar olsak da yaşadığımız acıların, sevinçlerin, mutlulukların, hüzünlerin ve heyecanların aslında hepsi aynı çerçeve içerisinde toplanabiliyor. Kişiler, yerler, zamanlar değişse de hepimiz aynı hayat gailesi etrafında dönüp duruyoruz. Bir de öykü olarak okurken beni yormuyor açıkçası. Şermin Yaşar, Kalk Yerine Yat öykü kitabında ana tema olarak “Yalnızlık” duygusunu belirlemiş. Öykü kahramanlarının hepsi yalnızlıktan muzdarip bireyler olarak çıkıyor ancak bu yalnızlık bazen kimsesizlik olarak kendisini ortaya çıkartırken bazen kalabalıklar
Kalk Yerine YatŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20257,8bin okunma
Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma-Prater'de İlkbahar
Puan vermedi·59 syf.··
2024 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2024 13:37
Öncelikle kitap iki bölümden oluşuyor:Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma-Prater'de Ilkbahar. İlk bölüm olan Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma'da karakterimiz Paris'e gitmiş ve bir kafede otururken içini onu bekleyen bir şey olduğuna dair bir his kaplıyor.Uzun süre oturduktan sonra,önünden geçen Paris kalabalığının içerisinde bir adamın sürekli dönüp dolaşıp aynı yerde tekrar tekrar durduğunu fark ediyor. Onu bir süre izledikten sonra onun bir gizli dedektif oldugunu düşünüyor çünkü gelip geçen insanlara olan gizli bakışı bir dedektif olabileceğini akla getiriyor. Fakat adamın üstüne başına iyice bakınca,onun gizli dedektif değil de bir yankesici olduğunu fark ediyor. Uzun süre onu izleyip onun aradığı kriterlerde insanları gözüyle seçiyor,sanki onun yerinde o varmış gibi hissediyor ve iyice izledikten sonra merakıyla bu yankesicinin nasılbir hayatı olduğuna dair meraka düşüp onu takip ediyor... Bu bölüm baya benzetme sanatı içeriyor:) Fakat okuru rahatsız edecek derecede değil bence. Ikinci bölüm olan Prater'de ilkbahar'da lüks hayata alışmış bir hanımefendi Prater'de yılda bir yapılan derbi(3[?]yaşına ulaşmış atların yarışı gibi bir şey) için terziden istediği elbise vaktinde ulaşamayınca baya sinirleniyor,fakat sonrasında dikkat çeken elbiseler yerine halk içinden biriymiş gibi gozukecegi bir elbise giyip kendi gidip görmeye karar veriyor. Elbisesini giyip,dışarıya çıkıyor... Lüks hayata alışmış birinin sade ama samimi hayatı bir günlüğüne yaşamasını okuyoruz bu bölümde de.
Bir Zanaatla Beklenmedik KarşılaşmaStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 20239,2bin okunma
Kitap Hakkında
9/10
·77 syf.··
2023 1. kitabı
SPOİLER İÇERİR. İdam cezasının mevcut olduğu dönemde yazılmıştır kitap. Victor Hugo idam cezasının doğru bir yaptırım olmadığını yönetenlere ve yönetilenlere anlatmak için bu kitabı yazmıştır. O dönemde idamlar eğlence, kutlama ve şölen haline gelmiştir. İdam günleri halk sanki bir derbi maçı izleyecek gibi Greve meydanında toplanırmış, alkışlar, çığlıklar koparmış. Halk idam cezasının infazını izlemekten inanılmaz keyif alırmış. Yönetenler, yani cezayı belirleyenler, o dönem idam cezasının doğru ve caydırıcı bir ceza olacağını düşünürmüş. Zira idam cezasına şahit olanların suç işlemekten korkacağını, çekineceğini düşünürmüş. İdam cezasını, hukuku ve devlet mekanizmasını eleştirmiştir Victor Hugo. Suç işleyen bir kimseye idama sebep olan eylemini bir daha işlememe şansının verilmemesini eleştirmiştir. Yazar bu konuda halkı da eleştirmiştir çünkü halk önyargılıdır. İnsanların dışardan görüldüğü gibi olmadığını dışardan bakılarak yargılama yapılmaması gerektiğini belirtmiştir. O dönem insanlarının suçlulara dışardan bakmasını, o dönem insanlarının insanın özüne değil şekline bakmasını yani dış görünüşüne bakmasını eleştirmiştir Victor Hugo. "İdam ile suç ortadan kaldırılamaz suç hastalıktır suçlu ise hastadır. Hastanın yok edilmesi değil tedavi edilmesi gerekir." demiştir Victor Hugo. Başkasının acısından mutlu olan idamı panayıra çeviren halkı da aynı şekilde eleştirmiştir. Yazar ayrıca ölümün kaçınılmaz olduğunu da belirtmiştir. “İnsanların hepsi belirsiz bir süre ile ertelenen ölüm cezasının mahkumdur." “Aslında ne zaman öleceğini bilmemek ne büyük nimettir.” Roman ilk basımında anonim olarak çıkmış piyasaya. Victor Hugo'nun ismi yoktur kitapta. İkinci basımında yazarın ismi ile çıkmıştır kitap. Çünkü o dönem siyasi baskı siyasilerin yaptırımı ile karşılaşabilir
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
8/10
·59 syf.··
2021 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2021 13:04
Stefan Zweig'in yine muhteşem bir eseriyle karşı karşıyayız. Kitabın içinde iki adet hikaye yer alıyor. Birincisi Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma. Kısaca özet geçeyim; kitabımızın baş kahramanı Paris sokaklarında gezinirken bir yandan da insanları inceliyor ve gözüne aniden bir adamı kestiriyor. Bu adamın giysileri paçavra gibi eski püskü. İçinden onu takip etmek istiyor, bu arzuyla yanıp tutuşuyor. Her anı heyecanlı ve bir yandan da endişeli. Acaba gözüne kestirdiği kişi tam olarak kim? Hangi işle uğraşıyor? Kahramanımız bu kişiyi o kadar çok takip ediyor ve inceliyor ki ona dönüştüğünün farkında olmuyor ancak onunla bütünleşiyor adeta. İnsan kötü olduğunu bile bile merağına yenik düşüyor bazen. Bazen arzularımız insani duygularımızın önüne geçiyor ve Zweig bu kitapta bunu çok güzel hissettirmiş. İkinci hikaye ise Prater'de İlkbahar. Kahramanımız Lise elbisesi hazır olmadığı için Derbi'ye gidemeyeceğini düşünen ancak daha sonrasında bu ''soylu'' damgasını üzerinden atıp günlük kıyafetleriyle derbiye giden bir genç kızın Derbi'de Hans adında tanıştığı bir gençle yaşadığı bir günü anlatıyor. Eskiden fakirken şimdilerde zengin adamlara metreslik yapan Lise, bu gençle tanıştıktan sonra aşkın ne demek olduğunu hatırlıyor ve harika bir gün geçiriyorlar. Mutlaka okumanızı önerdiğim bir kitap, çok farklı bakış açısına sahip oluyorsunuz ve üzerine düşünebileceğiniz bir kitap. Şimdiden iyi okumalar dilerim :)
Bir Zanaatla Beklenmedik KarşılaşmaStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 20239,2bin okunma
Reklam
Reklam