Kitabın dili okunabilirlik ve akıcılık açısından ağır değil, yalın. Kitabı elime aldım, masaya oturdum, okudum, bitirdim. Ortaokul çağındaki çocuklar da rahatça okuyabilir diye düşünüyorum.
Ana karakter Martin, kendisine hayran bırakacak kadar dürüst, çalışkan, zeki ve güçlü bir karakter. Okurken çabucak sahipleniyorsunuz.
Martin, yazarlık ve aşık olduğu kız uğruna çok çalışıyor. Düşüyor, kalkıyor ama asla pes etmiyor. Etrafındakiler motivasyonunu düşürecek şeyler söylese de o hep kararlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Sevdiği kız; Martin’in düzenli gelir getirici bir işe girmemesi, gazetede Martin hakkında çıkan asılsız haberler ve ailesinin baskısı gibi durumlar sebebi ile daha fazla dayanamayıp Martin’den ayrılıyor. Ayrıca tanıştığına çok memnun olduğu en iyi arkadaşının da ölümüyle her şey tam anlamıyla kötüye gidiyor derken yazdığı eserler gerçek değerini görmeye başlıyor. Böylelikle Martin çok zengin oluyor, daha önce aldığı borçları misliye ödüyor, sevdiği insanlara büyük maddi yardımlar yapıyor. Ancak Martin zenginlikten ve şöhretlikten istediği tadı alamıyor. Eski Martin’in parasız, ünsüz ama çok daha mutlu olduğunu düşünüyor. Bir süre manevi tatminsizlik yaşadıktan sonra intihar ediyor…
Okuyan herkesi üzmüştür herhalde kitabın sonu. Martin’in mücadelesinin buraya varmasını hiç istemezdim ben. Bir yarı otobiyografik roman kabul ediliyor bu kitap. Otobiyografik olması sebebi ile yazarının gerçekten böyle bir hayat mücadelesi verip sonunda da intihar etmiş olma ihtimalinin (ölüm raporunda ölüm sebebi üremi yazmasına rağmen eski kaynaklarda intihar ettiği yazarmış) olması daha da etkiledi beni…
Ben beğendim. Okunur.