Bir ebeveynin çocuğuna verebileceği en büyük hediye, ona her koşulda ayağa kalkabilecek gücü kendinde bulabilme yetisini kazandırmaktır.İşte bu yılmazlıktır.Böyle yetişen biri ne yaşarsa yaşasın,"her şerde bir hayır vardır,"diyebilir ve artık o seviyedeki sorunları rahatlıkla atlatır.
Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki.
Ama bu böyle mi olmalıdır?
????
Evet ama ince bir nüans var.Eğer bu öncelik sıralaması kişiye otoriteler tarafından verilmişse,kişi o zaman kalıplaşmış bir benliğe sahip olur.Şayet kişinin öncelikleri kendi seçimlerinden oluşmuşsa karakter sahibi demektir.