"Seleften biri şöyle dedi: Bir yerde ALLAH'a isyan edersen, orada bir taat işleyinceye kadar oradan ayrılma ki, aleyhine şahit olduğu gibi lehine de şahitlik etsin."
Ebû Bekir el-Merâği (k.s.) demiştir ki:
"Akıllı kimse, dünya işlerini kanaatle ve sonraya tehir ederek yürüten; ahiret işlerini ise hırs ve acele ile bitirendir."
Tekellüf, nefsin arzusu için, insanlara gösteriş olsun diye yapılan yapmacık hareketlerdir. Tekellüfün bir kısmı, mukadderata gizli bir itiraz ve Allah'ın taksimine rızasızlık manası taşımaktadır.
Süfyan b. Seleme şöyle anlatmıştır: "Selman-ı Farisi'nin (radıyallahu anh) yanına gitmiştim. Bana ikram olarak ekmek ve tuz getirip, 'Buyur ye! Şayet Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), bir kimsenin diğer bir kimse için sıkıntıya girmesini yasaklamasaydı; ben de sizin için külfete girer elimde ve hazırda olmayan başka şeyler de getirirdim' dedi."
Nefsin tabiatını şöyle izah etmişler. Şeytan köpek gibidir. Dışarıdan saldırır, fırsat bulursa ısırır. Hastalığını geçirir. Fakat nefis öyle değil. Kaplan gibidir. Ne yaparsan yap geri dönmez. Mutlaka, neticeyi alana kadar işin üstüne gider. Üstelik hilebazdır. Ömrü boyunca kendini gizleyerek, ibadetine, taatine karışmayarak, son anda dediğini yaptırıp Allah korusun insanın imansız gitmesine sebep olacak kadar tehlikelidir. Tek çare tanımak, hilelerine karşı uyanık olmak ve kurtulmuş olanlarla beraber olmak.