Şeyhü'l-İslam Ebû Suud'un (rah.a) belirttiği gibi takva, üç derecede gerçekleşir;
-Takvanın birinci basamağı ve en alt seviyesi, yüce Allah’ı inkârdan ve şirkten sakınmaktır.
-İkinci derecesi, zahiri günahlardan korunmaktır.
-Üçüncü ve en üst seviyesi ise, insanın bütün organlarını günahlardan alıkoyduğu gibi, kalbini ve sırrını da Allah'tan gayri şeylerden muhafaza etmektir.
-Veliler, bu üçüncü derecedeki takvaya sahiptir. İlâhî yakınlık ve manevi müşahede, bu takva ile elde edilir. Bu takva: "Ey iman edenler! Allah'tan hakkıyla korkun!" (Âli-İmran 3/102.) ayetiyle istenen takvadır ve o, Allah aşkının zirve noktasıdır."
Adamın biri Fudayl b. Iyaz'a (k.s.), "Hangi memlekette ikamet etmemi tavsiye edersin?" diye sorunca Hazret şu cevabı verir: "Toprakla nesep bağın yoktur, beldelerin hayırlısı seni takvaya özendirendir."
Akıl ancak kalp, Allah Tealâ'nın mârifetiyle nurlandığında sağlam olur. Bu sebeple Allah' ı tanıyıp, iyiyi ve sağlamı ayırt edebilecek hale gelinceye kadar aklına güvenme.
Gözünü harama kapat, nefsini arzularından alıkoy ve onu helal lokma yemeye alıştır. Bâtınını her an Allah'ı murakabe ederek, zâhirini de sünnete uyarak koru. Bunu yapabilirsen, o vakit doğruyu bulan sağlam bir akla sahip olur ve Allah Teâlâ'yı hakkıyla tanıyabilirsin.
İbrahim en-Nehâî (k.s.) der ki:
"Sizden sadaka isteyen kimse, ahiret postacısıdır. Kapınıza gelerek sanki şöyle der: Bana yapacağın hayırla ahiretteki yakınlarınıza bir şey göndermek istiyor musunuz?"