Şükr nâ kerden zevâl-i ni'metest
Behre-i şâkir kemâl-i ni'metest
(Şükretmemek, nimetin elden gitmesine sebep olur, şükredenin kazancı, nimetinin bolluk bulmasıdır.)
Şöyle nakledilmiştir: Hz. Mûsa (aleyhisselâm) Tûr'a giderken zenginlerden biri şöyle niyaz eder: "Ey Allah'ın peygamberi! Malı koyacak yerim yoktur, Allah'a rica et de artık bana mal vermesin." Fakirlerden biri de avret yerini örtecek bir malı olmadığından kum ile örtülüp, "Ey Kelîmullah, halime bakıp merhamet eyle, dünyalıktan avret yerimi örtecek bir şeye mâlik değilim, bana yüce Allah bir miktar dünyalık ihsan etsin" diye niyaz eyledi. Hz. Mûsa (aleyhisselâm) Tûr'a varınca bu istekleri söyledikten sonra yüce Allah şöyle buyurdu: "Bunlardan zengin olana söyle, şükrü terketsin ve fakir olana söyle şükretsin." Hz. Musa (aleyhisselâm) önce zengin olanın evine akşama yakın teşrif buyurdu. Hizmetçi ve çobanlarının hayvanlardan süt sağdıklarını gördü. Hz. Musa'yı (aleyhisselâm) gördüğünde karşılayıp hürmetle bir yere oturttu. Hz. Musa (aleyhisselâm) şöyle buyurdu: "Senin muradını Cenâb-ı Hakk'a arzeyledim, 'Şükretmesin, malı azalır' buyurdu. Allah'ın vermemesini istersen şükretme. Hak Teâlâ sana artık mal vermez ve elinde olan da günbegün eksilir" deyince, o kişi, "Bana böyle deri arasında saf sütü ihsan eyleyen yüce Allah'a nasıl şükretmem? Yüz bin defa şükürler olsun" deyince, süt sağılan kabın içindeki olan süt altına dönüştü. Sonra, "Fakirin yanına varıp senin söylememi istediğini söyledim, 'Şükretsin, ben de ona mal vereyim' buyurdu" dediğinde, "Niye şükredeyim, benim neyim var ki şükür ve hamdedeyim?" deyince şiddetli bir rüzgar ortaya çıkıp üzerine örttüğü kumları uçurup avret yerini açıkta bıraktı. Meğer bu derece fakirin beteri dahi varmış.