derdiderun

Bil ki tevekkülün yeri kalptir. zahire göre hareket etmek kalpteki tevekküle zıt değildir. Yeter ki kul, güvenin Allah'a olacağını bilsin. Birşey zorlaşırsa bu O'nun takdiriyledir; eğer kolaylaşırsa, bu da O'nun kolaylaştırmasıyladır. ~Abdülkerim Kuşeyri (k.s.)~
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hz. Osman radıyallahu anh buyuyor ki: “Dört şey vardır ki zahiri fazilet, batını ise farzdır: •Salihlerle oturup kalkmak fazilet, onlara uymak farzdır. •Kur’an okumak fazilet, (Kur’an’la istikametlenmek) amel etmek farzdır. •Kabirleri ziyaret etmek fazilet, kabre hazırlanmak farzdır. •Hastayı ziyaret etmek fazilet, hastadan ibret almak farzdır." (İbn-i Hacer, Münebbihat, s.14)
Din
"Sen eğer Yaratıcıyı tanıyacak olursan yaradılmışların peşine düşmezsin."
Din
Şükür
Şükr nâ kerden zevâl-i ni'metest Behre-i şâkir kemâl-i ni'metest (Şükretmemek, nimetin elden gitmesine sebep olur, şükredenin kazancı, nimetinin bolluk bulmasıdır.) Şöyle nakledilmiştir: Hz. Mûsa (aleyhisselâm) Tûr'a giderken zenginlerden biri şöyle niyaz eder: "Ey Allah'ın peygamberi! Malı koyacak yerim yoktur, Allah'a rica et de artık bana mal vermesin." Fakirlerden biri de avret yerini örtecek bir malı olmadığından kum ile örtülüp, "Ey Kelîmullah, halime bakıp merhamet eyle, dünyalıktan avret yerimi örtecek bir şeye mâlik değilim, bana yüce Allah bir miktar dünyalık ihsan etsin" diye niyaz eyledi. Hz. Mûsa (aleyhisselâm) Tûr'a varınca bu istekleri söyledikten sonra yüce Allah şöyle buyurdu: "Bunlardan zengin olana söyle, şükrü terketsin ve fakir olana söyle şükretsin." Hz. Musa (aleyhisselâm) önce zengin olanın evine akşama yakın teşrif buyurdu. Hizmetçi ve çobanlarının hayvanlardan süt sağdıklarını gördü. Hz. Musa'yı (aleyhisselâm) gördüğünde karşılayıp hürmetle bir yere oturttu. Hz. Musa (aleyhisselâm) şöyle buyurdu: "Senin muradını Cenâb-ı Hakk'a arzeyledim, 'Şükretmesin, malı azalır' buyurdu. Allah'ın vermemesini istersen şükretme. Hak Teâlâ sana artık mal vermez ve elinde olan da günbegün eksilir" deyince, o kişi, "Bana böyle deri arasında saf sütü ihsan eyleyen yüce Allah'a nasıl şükretmem? Yüz bin defa şükürler olsun" deyince, süt sağılan kabın içindeki olan süt altına dönüştü. Sonra, "Fakirin yanına varıp senin söylememi istediğini söyledim, 'Şükretsin, ben de ona mal vereyim' buyurdu" dediğinde, "Niye şükredeyim, benim neyim var ki şükür ve hamdedeyim?" deyince şiddetli bir rüzgar ortaya çıkıp üzerine örttüğü kumları uçurup avret yerini açıkta bıraktı. Meğer bu derece fakirin beteri dahi varmış.
Sayfa 147·Kitabı okuyor
Din
Doğru Olmak?
İstikamet, kalben ve ahlaken doğru yolda olmaktır. Ancak doğruluğu kendi anlayışımıza göre değil, emrolunduğumuz gibi doğru olacağız. ~Zira Hak Teâlâ: "Ey Habibim! Sen ve seninle beraber tövbe edenler emrolunduğun gibi dosdoğru ol" (Hûd 112.) diyor. Görüldüğü gibi Allah Teâlâ yalnız; "dosdoğru ol" demiyor. "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" diyor. ~Yani Allah Teâlâ doğruluk ölçüsünü belirlemeyi Hz Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem) de vermemiş. Bizzat Allah belirliyor ve Hz. Peygamber'e de "Buna uy" diyor. ~Yani doğruluk, kişinin anlayışına göre değil, Allah'ın koyduğu kurallara göre olacaktır. Zira herkes doğruluk istiyor ve doğru olduğunu söylüyor. Aynı şekilde doğruluğu istemeyen hiçbir kimse de çıkmaz. Fakat onların doğruluğu, kendi akıllarına ve anlayışlarına göredir.
Sayfa 16
Din