Beşir adlı sahâbî, biat etmek, tabi olmak üzere Efendimiz (sallallâhü aleyhi vesellem)'e geldi:
-Ey Allah'ın Rasulü, hangi esaslar üzerine biat edeceğim, diye sordu. Efendimiz (sallallâhü aleyhi vesellem) buyurdu:
-Tek olan, ortağı bulunmayan Allah'tan başka ibadete layık ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna şahadet getirir, namazı vaktinde kılar, farz olan zekatı verir, Ramazan orucunu tutar, Allah'ın evini hacceder, Allah yolunda cihat edersin.
Beşir (radıyallahu anh):
-Ey Allah'ın Rasulü, ikisi hariç hepsine gücüm yeter. Ancak ikisine takat getiremem. Bunların birisi zekât. Vallahi, on taneyi dahi geçmeyecek devem var. Onlar da ailemin ihtiyacını karşılıyor... Diğeri de cihattır. Ben korkak bir adamım, halbuki insanlar harpten kaçanın Allah'ın gazabına uğrayacağını söylüyor. Ben endişe ediyorum, savaş başladığında nefsim hesabına korkarak firar edebilirim, dedi.
Bunun üzerine Efendimiz (sallallâhü aleyhi vesellem), mübarek elini yumdu, sonra açtı ve şöyle buyurdu:
-Beşir! Zekât yok, cihat yok... Peki, o zaman ne ile cennete gireceksin?
Beşir (radıyallahu anh):
-Elini uzat ey Allah'ın Rasulü! Söylediklerinin hepsi üzerine biat edeyim.
....
Ne oldu Beşir? Can korkusu, mal korkusu nerede?
Müslüman olmak tüm korkuları Allah korkusunda eritmekti.