Hemen bütün suçlar nasıl oluyor da böylesine kolaycacık ortaya çıkıyor. Hemen bütün suçların izleri böylesine çabucak bulunabiliyor düşündükçe ilginç birtakım sonuçlara vardı. Ona göre bunun başlıca nedeni suçun gizlenmesindeki maddi olanaksızlıktan çok suçlunun kendisinde aranmalıydı; Hemen her suçlu, suçu işlediği sırada yani aklın iradenin dikkatin en yoğun olması gerektiği anda akıl ve irade yönünden güçsüzlüğe düşüyordu. akıl tutulması ve iradeyi kaybetme tıpkı bir hastalık gibi geliyordu insana. Gelişip yayılıyordu ve suçun işlenmesinden az önce en yüksek düzeyine ulaşıyordu. suçun işlendiği sırada ve ondan sonra kişiliklere bağlı olarak bu düzeyini sürdürüyor sonra da her hastalık gibi etkisini yavaş yavaş yitirip yok oluyordu. Bu noktada ortaya çıkan soru şuydu: Hastalık mı suçu doğuruyordu yoksa suç mu kendi yapısına uygun hastalığa benzer bir şeyleri geliştiriyordu?
"Hikâye," dedim, “gel seninle anlaşalım. Sen yarım kal, adını da Yarım Kalan Hikâye koyalım.” “Sen zaten neyi tamam ettin ki?” dedi bana. “Aslında, tam diye bir şey yoktur," dedim, "her tam, bir üst yarımın alt basamağıdır. Yani yarım da bir bütündür."