Chantal ansızın bir korkuya kapılmıştı. İnsanın düşlerini gerçekleştirmesine engel olan iki şey olduğunu anlamıştı: Birincisi, düşlerin zaten asla gerçekleşemeyeceği inancıydı, ikincisi de kader çizgisinin ansızın tersine dönmesiyle bu düşlerin ansızın, en beklenmedik anda gerçekleşebilir olması. Bu gibi anlarda insan, nereye götürdüğü belli olmayan bir yola girmekten, bilmediği tehlikelerle dolu bir yaşamdan, alışık olduğu şeylerin bir daha dönmemek üzere kaybolabileceğinden korkar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“ Niye gitti?” Sorunun bir meşe fidesi gibi olduğunu düşündüm. Toprağın üstünde basit, yeşil bir filiz ama altında dallı budaklı kökler çukur açıyor, derinlere yayılıyor. Bir nefes aldım.
“Odysseus, Laertes’in oğlu, büyük seyyah, kurnazlıkların, hilelerin ve binbir numaranın prensi. Bana yara izlerini göstermiş, karşılığında da benim hiç yaram yokmuş gibi yapmama izin vermişti.”
Ama yalnız bir yaşamda, bir başka ruhun sizinkinin yanına damladığı ender anlar vardır, yıldızların senede bir defa yeryüzüne sürünüp geçmesi gibi. Daidalos da benim için öyle bir takımyıldızdı.