“Bugüne dek pek çok şey yitirdin. Pek çok önemli şeyi yitirdin. Bu birilerinin suçlu olup olmaması sorunu değil. Konu, senin onlara ilişik kalmış olman. Her bir şeyi yitirdiğinde ona başka bir parçan ilişik kaldı. Sanki bir iz gibi. Ama bunu yapmamalıydın. Kendin için elinde tutman gereken şeyleri orada bırakmamalıydın. Böyle yapınca sen de biraz eksildin. Neden acaba? Neden böyle bir şey yaptın ki?”
Eğleniyorlardı. Yaşıyorlardı. Ve ben, kafamın içine ve yalnız kendi ruhuma kapanmakla onların üstünde değil, altında bulunduğumu anlıyordum. Şimdiye kadar zannettiğim gibi, kitleden ayrılmanın bir hususiyet, bir fazlalık değil, bir sakatlık demek olduğunu hissediyordum.