Bilindiği üzere Türk edebiyatının ilk psikolojik romanıdır Eylül. Dolayısıyla iç konuşmalarla, ruhsal tahlillerle epeyce karşı karşıya kalıyoruz. Konusu ise bir kadının hevesle evlenip kocasından umduğunu bulamaması ve kendi yalnızlığında bocalarken ilgisinin kocasının arkadaşına kayması üzerinedir. Bu aşk öyle masumane, kendi halinde anlatılmış ki kimseye kızamıyorsunuz bile.
Ben kitabı okurken çok zorlandım. Sanki siyah beyaz, hiç akmayan bir Türk filmini izler gibiydim-ki hiç sevmem- tam sardı derken de kitap bitti.
Öfkelenmeye ve hoşnutsuzluğa mahal vermeyen bir adam içinde gücü, sağlam sinirleri ve yürekliliği barındırır. Çünkü zihin hislerden bağımsız olmaya ne kadar yakınsa güçlü olmaya da o kadar yakındır. Öfke de üzüntü gibi zayıflıktır. Çünkü her ikisi de yaralanmaya ve teslimiyete neden olur.