Puan vermedi·88 syf.··
2026 130. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 07:30
"Sizce güç, adaleti her zaman gömebilir mi?" Selam kitap dostlarım! Bugün sizlerle, Yiğitcan Erdoğan’ın Türk siyasi tarihinin en karanlık ve gizemli olaylarından birini merkezine alan "Ankara Cinayeti 1945" adlı çizgi romanını paylaşmak istiyorum. Ayrıca Yazar Yiğitcan Erdoğan, çizerler Gizem Malkoç, Gülenay Elif Atmaca ve Selçuk Ören'in çizimleri çok beğendim. ​Hikaye, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen bitiminde, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde yaşanan sarsıcı ve gerçek bir olaya dayanıyor. Ankara’nın en ünlü doktorlarından Neşet Naci Arzan, Samanpazarı’ndaki yazıhanesinde öldürülür. Cinayetin hemen ertesi günü Reşit Mercan adında bir genç teslim olup suçu üstlense de, olay göründüğünden çok daha karmaşıktır. ​İşin derinine inildiğinde, bağlar devletin zirvesine kadar uzanır. Katil zanlısının cinayet silahını temin ettiği kişi, dönemin Genelkurmay Başkanı’nın oğlu ve aynı zamanda valinin özel kalem müdürüdür. Skandalın büyümesini engellemek isteyen Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın, genci makamına çağırarak suçu üstlenmesi için baskı yaptığı iddia edilir. Olay kısa sürede bir cinayet davası olmaktan çıkıp, perde arkasında devasa bir güç savaşına dönüşür. ​Yiğitcan Erdoğan, sadece 88 sayfada İkinci Dünya Savaşı sonrası değişen dünya dengelerini, taze başkent Ankara’nın atmosferini ve tek parti döneminin bu en büyük "derin devlet" skandalını çizgilerin gücüyle anlatıyor. Tarihe ve çizgi romanlara ilgi duyanların kesinlikle göz atması gereken bir eser.
Ankara Cinayeti 1945Yiğitcan Erdoğan · İkinci Adam Yayınları · 20264 okunma
Puan vermedi·1062 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
spoiler içerir. bu kitapta ilişkiler ve evliliklerin yanında dönemin rusyasını okuduğumuz söylenebilir. dürüst olmak gerekirse, son sözde de bahsedildiği gibi rusça bilmeyen okurlar ve dönemin
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,4bin okunma
Hakiki okuryazarlık sadece grafiksel sembolleri (harfleri) yan yana getirip seslendirmek değildir; o sembollerin arkasındaki manayı, varlığı, kâinatı ve nizamı "okuyabilmektir."
1000Kitap
derin bir varoluş havuzunda derin bir yalnızlık… ama bu yalnızlık bir kapris ya da kibir değil. üstünlükle hiç ilgisi yok. bu, daha çok özel bir sürgün: ruh, etrafındaki alandan daha fazla büyüdüğünde olan…. eski bağlar gevşiyor, tanıdık manzaralar tanınmaz hâle geliyor. bir zamanlar kucaklayan şeyler şimdi boğuyormuş gibi hissettirir. aynı dünya, ama başka bir derinlik.
İnsan ve Duygular
Hepinize saygı ve dua ile 1000k teşekkürler
İlk sevgilimin gülüşüne benzer Bir Nisan havası değil mi esen? Cahit Sıtkı Tarancı
1000Kitap