birbirinden nefret eden lucinda ve joshua’nın hayatları işyerinde birbirini sinir eden oyunlar oynayarak geçer. lucy joshua’nın bir robot gibi olmasına ve sürekli onu ezmesinden nefret ediyordur. joshua da lucy’nin bitmek bilmez iyiliklerinden ve cıvıltılu kıyafetlerinden nefret ediyor gibi görümüyordur. ama bir gün birbirlerinden belki de bu kadar nefret etmediklerini anlayacaklardır.
bu kitaba da başta adapte olmakta zorlansam da tatlı bir aşk romanıydı. asansörde yaşananları ben saçma buldum aslında ama joshua çok iyi yazılmış bir erkek karakter. ortalamanın bi tık üstü bi romcom diyebilirim.
sonlarının güzel olması kitabın genel olarak kötü olduğunu değiştirmez. 2. kitabın harikalığından sonra bu kitaptan beklentim yüksekti ama dark romance diyip tokat atmayı, psikolojik şiddeti ve bir sürü şeyi yazmışlar. ilk kitapta da demiştim. başlarken dark romance okuduğumun farkındaydım. kan ve şiddet hatta esas kıza yapılan kaçırmalar falan normal. ama tokat atmak, videosunu gizlice çekmek… bunu yapan da erkek karakter olunca maalesef puanım düştü. 5 puanı son sahneler ve çok sevdiğim christian&gianna çifti bir de kat için veriyorum. dark romance pek benlik bir tür değil sanırım:)
bu kitap hakkında saatlerce konuşabilirim çünkü romcom da top 3’e direkt girdi. hani o kadar güzeldi ki nasıl anlatsam bilmiyorum. aaron blackford gerçekten okuduğum en iyi erkek karakterlerden biriydi. lina’yı yanından hiç ayırmamak istemesi, düşünceliliği, korumacı tavrı ve sözünün eri olması beni kalbimden vurdu. özellikle ispanya’daki sahneler o kadar güzeldi ki! normalde bu tarz kitaplarda -genelde ispanya oluyor- kalabalık aile sahnelerini sevmiyorum ama burda o kadar akıcı ve güzel yazılmış ki yazarı ilk kitabı olmasına rağmen çok başarılı buldum. yarısından fazlasını 1 günde okudum ancak başlarda adapte olamadım. en azından lina aaron’ın teklifini kabul edene kadar. sonrası su gibiydi.
konusu ise lina geçmişinde yaşadığı ilişkiden yaralı bi kızdır. new york’ta ortalama bir mühendislik danışma şirketinde çalışmaya başlayıp kendine yeni bir hayat kurmuştur. ancak burda da bir düşmanı vardır, aaron blackford. aaron’la tanışmalarından beri ikisi de birbirinden haz etmiyordur.
lina’nın ablasının düğünü için ispanya’ya gitmesi gerekiyordur ancak kendine bir sahte erkek arkadaşı da bulmalı çünkü ailesi ve akrabalarının eski ilişkisi bittiğinden beri kendine olan acı dolu ve hüzünlü bakışlarından bunalmıştır. aaron lina’ya bir teklifle gelir ve lina başka seçeneği kalmadığını anlayınca aaron’la ispanya’ya gider. ve lina aaron’u yakından tanımaya fırsat bulur.
inceleme girmeye utanıyorummaskaksjqkskwksk
yılın yarısında rs deydim resmen artık bi yerden sonra rs bile degil kitap okumak istemiyodum ama kurtuldum sanırım bu sürecte ders de calısmadım ki anlamadım yani o kadar da bos vaktim vardı amk simdi bos vaktim yok ama okurum ins
neyse inceleme uapim ben
çokg ğzeldi..
bu kadar kısa degil tabii ki maral atmaca kalemini çoooook geliştirmiş yaralasar’dan sonra umutsuz da olsam okudum baslarda adapte olamasam da bi yerden sonra elimden bırakamadım kitabı. çok güzeldi devamını okumayı düsünüyorum.
konusu da iste yeşil başar var kalbi çok değerli ama ona zarar veriyo herkesten gizli ötenazi okulunda yasıyor. günes ve kan fobisi oldugu gibi konusamıyor da ve o yüzden herkesten izole bir yasam sürüyor. daha sonrasında yeşilin kalbini almak isteyen babası (çok şerro) gölge yani baaaya ünlü bi seri katil tutuyor ama gölge yeşil’i öldürmek yerine ona yaşamak için 1 sene veriyor daha sonrasında biz de bu maceraları falan okuyoruz.
benim hala açıklığa kavuşturamadığım bazı yerler var 2. kitapta çözülür umarım ayrıca tek eksisi bazı olaylar çok geç ortaya çıktı ve uzatıldı!!