Çünkü Türklerin çoğu gibi onların da iç dünyası yok. Kendi ahlaki değer ölçülerine göre değil, başkalarına nasıl göründüklerini düşünerek yaşıyorlar. Başkaları tanımlıyor onların değerini ya da değersizliğini.
İnsanların çoğu, gösterişli bir otele veya lokantaya gittiği zaman, oraya uygun olarak giydirilmiş şık giysiler içindeki çalışanları da o mekânın bir parçası olarak görürler. Sanki 5 yıldızlı otelin valesi de 5 yıldızlıdır, resepsiyonda çalışanlar da. Nedense o kişiler o lüksün ayrılmaz bir parçası gibi gelir onlara. Onların iş bitince kendi günlük giysilerini giydiklerini, yorgun argın otobüse metrobüse binerek saatlerce uzaktaki yoksul evlerine gittiklerini hiç kimse düşünmez.